Fatih Polat
Özgür Özel’in liderliğindeki Yeni Partinin, ağır bir iktidar kuşatması altında doğmuş olması, etrafında canlı bir tartışmayı doğallığında beraberinde getirdi.
Bu süreçte, tarihsellikten kopuk soyut siyasal tartışmalarla hedef belirleme eğilimlerini de gördük. ‘Dört eğilimi birleştirme’ gibi iddialarla ANAP’ı ya da AKP’nin kurulduğu dönemde ortaya koyduğu siyasal hattı başarı hikayeleri olarak hatırlatanlar bunlardan bazıları.
Bu öneriyi yapanlar, dönemin Başbakanlık Müsteşarı ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşar Vekili Turgut Özal tarafından 24 Ocak 1980’de açıklanan IMF ve Dünya Bankası damgalı, işçi, emekçi düşmanı, neoliberal düzene geçiş hedefinin gerekli kıldığı baskı ortamının 12 Eylül askeri darbesiyle sağlandığından söz etmiyorlar. Özal’ı önce başbakan, sonra cumhurbaşkanı gördüğümüz dönemlere faşist bir darbeyle geçildi. Erdoğan’ın AKP’sine giden yolun taşları böyle döşendi.






