Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde aşırı sağcı AfD, oyların yüzde 43,8’ini alarak seçimden açık ara birinci çıktı. AfD, 83 sandalyeli eyalet parlamentosunda 39 milletvekilliği kazanırken tek başına iktidar için gereken 42 sandalyeye ulaşamadı. Seçimin ardından gözler AfD ile iş birliğine kapıyı tamamen kapatmayan BSW’ye çevrildi.
HABER MERKEZİ – Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan seçimler, aşırı sağcı Almanya için Alternatif’in (AfD) tarihi yükselişiyle sonuçlandı.
Geçici resmi sonuçlara göre AfD, yüzde 43,8 oyla seçimleri açık ara önde tamamladı. 2021’de yüzde 20,8 oy alan parti, böylece beş yılda oy oranını 23 puan artırarak iki kattan fazla yükseltti.
HANGİ PARTİ NE KADAR OY ALDI, NE KADAR KAYBETTİ?
AfD’nin başbakan adayı Ulrich Siegmund liderliğindeki parti, bu sonuçla bugüne kadarki en yüksek eyalet seçimi oy oranına ulaştı.
Seçimin diğer büyük sonucu ise eyaleti yöneten CDU’nun yaşadığı ağır kayıp oldu. CDU’nun oy oranı 2021’deki yüzde 37,1’den yüzde 17,2’ye geriledi. Parti böylece yaklaşık 20 puan kaybederek Saksonya-Anhalt tarihindeki en kötü eyalet seçimi sonucunu aldı.
SPD yüzde 9,3, Yeşiller yüzde 8,9, Sol Parti yüzde 8,6 oy aldı. Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) ise yüzde 5,3 ile yüzde 5 seçim barajını aşarak ilk kez Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu’na girdi.

FDP yüzde 2,6’da kalarak parlamentonun dışında kaldı.
AFD’YE 39 MİLLETVEKİLİ: ÇOĞUNLUĞA 3 SANDALYE EKSİK
Seçim gecesinin en kritik sorusu AfD’nin parlamentoda tek başına çoğunluğu elde edip edemeyeceğiydi. 83 sandalyeli yeni eyalet parlamentosunda geçici dağılıma göre AfD 39, CDU 15, SPD 8, Yeşiller 8, Sol Parti 8 ve BSW 5 milletvekilliği kazandı.
Tek başına çoğunluk için 42 milletvekili gerekiyor.
AfD böylece tek başına iktidara yalnızca 3 sandalye uzaklıkta kaldı.

BSW’nin yüzde 5 barajını geçip geçemeyeceği seçim gecesi boyunca kritik önem taşıdı. BSW’nin parlamento dışında kalması durumunda AfD’nin sandalye çoğunluğuna ulaşma ihtimali bulunuyordu. Ancak BSW’nin yüzde 5,3 ile parlamentoya girmesi, sandalye dağılımını AfD’nin aleyhine değiştirdi.
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI BİR İLKİN EŞİĞİNDE
Sonuçlar, Almanya açısından yalnızca bir eyalet seçimindeki güç değişimini ifade etmiyor.
AfD, Almanya’da ilk kez bir eyalette tek başına hükümet kurmaya bu kadar yaklaştı. Partinin Saksonya-Anhalt’taki seçim başarısı, Almanya’da İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana aşırı sağ açısından tarihi bir eşik olarak değerlendiriliyor.
AfD daha önce 2024’te Thüringen’de yapılan eyalet seçimlerini de birinci sırada tamamlamıştı. Ancak Saksonya-Anhalt’taki yüzde 43,8’lik sonuç, partinin bugüne kadar bir eyalet seçiminde ulaştığı en yüksek oy oranı oldu.
AFD HÜKÜMET KURABİLECEK Mİ?
Seçimin ardından yanıt bekleyen temel soru ise AfD’nin aldığı yüzde 43,8’lik oyu hükümete dönüştürüp dönüştüremeyeceği. CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti seçim öncesinde AfD ile koalisyon yapmayacaklarını açıklamıştı.
Bu durumda AfD’nin önünde ya başka partilerden destek bulmak ya da bir azınlık hükümeti kurarak dışarıdan destek almak seçenekleri bulunuyor. AfD lideri Tino Chrupalla, seçim sonucunun ardından Ulrich Siegmund’un başbakan olması gerektiğini savundu. Chrupalla, Siegmund’un “açık şekilde seçildiğini” ve seçmenden hükümet kurma görevi aldığını belirterek, “Siegmund başbakan olacak” dedi.
AfD’nin mutlak çoğunluğu sağlayamaması halinde diğer siyasi aktörlerle görüşmeye hazır olduklarını da belirten Chrupalla, dışarıdan desteklenen bir azınlık hükümetini seçenekler arasında gösterdi. Siegmund ise seçim öncesinde azınlık hükümeti seçeneğine mesafeli yaklaşmıştı.
WAGENKNECHT: BSW’NİN GERİ DÖNÜŞÜ BAŞLADI

BSW’nin kurucusu Sahra Wagenknecht de seçim sonuçlarının ardından yaptığı açıklamada, “BSW’nin geri dönüşü başladı” dedi. BSW’nin Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu’na girmesini önemli bir başarı olarak değerlendiren Wagenknecht, sonucun Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’deki seçimler öncesinde partileri açısından cesaret verici olduğunu belirtti.
Seçim sonuçlarının Saksonya-Anhalt’ta seçmenlerin çoğunluğunun “siyasi bir değişim” istediğini gösterdiğini savunan Wagenknecht, yeni parlamentoda enerji politikalarında değişiklik, Rusya’ya yönelik yaptırımların sona erdirilmesi, eğitim sisteminin iyileştirilmesi ve kamu yayıncılığında kapsamlı reform için çoğunluk oluşmasını umduğunu ifade etti.
CDU’nun seçimleri kaybettiğini ve iktidardan ayrılması gerektiğini söyleyen Wagenknecht, AfD ile iş birliğini engellemeye yönelik “Brandmauer” politikasının da başarısız olduğunu savundu.
Wagenknecht, “Bir kez daha ‘Brandmauer koalisyonu’ kurmaya çalışmak seçmenlere karşı bir hakaret olur” ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, BSW yöneticilerinin seçim gecesi AfD ile belirli konularda iş birliğine açık olduklarını belirten açıklamalarının ardından geldi.
BSW, AFD İLE İŞ BİRLİĞİNE KAPIYI KAPATMIYOR
Bu noktada kilit aktörlerden biri, 5 milletvekiliyle parlamentoya giren BSW olabilir.
BSW cephesinden seçim gecesi yapılan açıklamalarda AfD ile her türlü iş birliğinin dışlanmadığı görüldü. BSW’nin başbakan adayı Claudia Wittig, belirli konularda AfD ile birlikte hareket edebileceklerini söyledi. Enerji fiyatları politikasını örnek gösteren Wittig, kararlarını konu bazında vereceklerini ve bazı başlıklarda AfD ile ortak hareket edilebileceğini ifade etti.
Wittig ayrıca AfD’nin aldığı oy oranı dikkate alındığında partinin hükümet sürecinin tamamen dışında bırakılmasının “demokratik olmayacağını” savundu.
Ancak Wittig, başbakanlık için ne AfD’li Siegmund’u ne de CDU’lu Sven Schulze’yi desteklediğini belirterek partiler üstü bir başbakan istediğini söyledi.
BSW: AFD İLE GÖRÜŞÜRÜZ
BSW’li Thomas Schulze de AfD ile görüşmeye açık olduklarını açıkladı. “Bütün partilerle konuşacağımızı söyledik. Buna AfD de dahil” diyen Schulze, Almanya siyasetinde AfD ile diğer partiler arasındaki iş birliğini engellemeyi amaçlayan ve “Brandmauer” olarak adlandırılan siyasi tutuma bağlı olmadıklarını söyledi. Schulze, BSW ile AfD arasında özellikle Rusya’ya yönelik yaptırımlar ve enerji politikalarında ortak noktalar bulunduğunu belirtti.
Buna karşılık eğitim ve ekonomi politikalarında iki parti arasında önemli farklılıklar olduğunu söyledi.
AfD ile BSW’nin toplam sandalye sayısı 44’e ulaşıyor. Dolayısıyla iki partinin birlikte hareket etmesi halinde 83 sandalyeli parlamentoda çoğunluk sağlanabiliyor.
Ancak bu tablo henüz bir AfD-BSW koalisyonu kurulacağı anlamına gelmiyor. BSW yöneticilerinin açıklamaları iş birliğine açık olduklarını gösterirken, AfD’li Siegmund da böyle bir formülün istikrarsız olabileceği gerekçesiyle daha önce bu seçeneğe mesafeli yaklaşmıştı.
AFD’SİZ HÜKÜMET DENKLEMİ ZORLAŞTI
BSW’nin parlamentoya girmesi, AfD dışındaki partilerin hükümet kurmasını da zorlaştırdı. CDU’nun 15, SPD’nin 8, Yeşillerin 8 ve Sol Parti’nin 8 olmak üzere toplam 39 sandalyesi bulunuyor. Bu nedenle dört partinin tamamının bir araya gelmesi bile 42 sandalyelik çoğunluğa yetmiyor.
Bu tablo, hükümet kurma görüşmelerinde BSW’nin konumunu daha da önemli hale getiriyor.
AfD ile koalisyonu reddeden partilerin nasıl bir hükümet formülü oluşturacağı belirsizliğini korurken, mevcut hükümetin yeni hükümet kuruluncaya kadar görevini sürdürmesi bekleniyor.
SEÇİME KATILIMDA REKOR
Seçimlere katılım oranında da büyük artış yaşandı.
2021’de yüzde 60,3 olan katılım bu seçimde yüzde 77,8’e yükseldi. Bu oran, Almanya’nın yeniden birleşmesinden bu yana Saksonya-Anhalt’ta kaydedilen en yüksek seçim katılımı oldu. Yaklaşık 1,7 milyon seçmenin oy kullanma hakkının bulunduğu eyalette yüksek katılımın en büyük siyasi sonucu ise AfD’nin oylarını yüzde 20,8’den yüzde 43,8’e çıkarması oldu.
MUSK’TAN AFD’YE TEBRİK
AfD’nin seçim başarısına ABD’li teknoloji milyarderi Elon Musk da sosyal medya platformu X üzerinden destek verdi. Musk, AfD Eş Başkanı Alice Weidel’in seçim sonucuna ilişkin paylaşımına “İyi iş!” şeklinde yanıt verdi.
AfD’nin başbakan adayı Ulrich Siegmund ise Musk’a teşekkür ederek, hükümet sorumluluğunu üstlenmeleri halinde güçlü ve yapıcı bir iş birliğinden memnuniyet duyacağını söyledi. Siegmund, Almanya’nın yeniden yatırım yapılmaya değer bir ülke haline geleceğini savundu.
Saksonya-Anhalt seçimleri böylece yalnızca AfD’nin rekor oy oranıyla değil, Almanya’da aşırı sağın ilk kez bir eyalet hükümetinin başına geçip geçemeyeceği ve diğer partilerin AfD karşısında nasıl bir hükümet denklemi kuracağı tartışmasıyla yeni bir siyasi dönemin kapısını açtı.







