28 Ekim 2026 Nûmedya24
Köşe Yazısı

Kürtlerin kolektif yası ve politik ölüm

Geride kalan bizlere bir gençlik ölümünü borç bırakan Ceyda Zengin ve Cebrail Alkan’a...

Derya AYDIN

Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi’nin 8-9 Ekim 2022 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirdiği Ölüye Saygı ve Adalet Konferansı’nın temel amaçlarından biri Türkiye’nin politik ölüm gerçeğiyle yüzleşmesiydi. Kurulma amaçlarından biri de buydu. Konferansın çağrı metni ‘Türkiye’de makbul vatandaș olarak kabul görülmeyen halklar ve toplumsal kesimlerin ölülerine, cenazelerine ve mezarlıklarına karșı doğrudan ya da sivil güçlerin kıșkırtılmasıyla uygulanan șiddetin derin kökleri Türkiye tarihi ve Osmanlı’ya kadar uzanıyor.’(14) cümlesiyle başlıyordu. Nitekim ülkemiz bu hakikatle hâlâ yüzleşmiş değil; ancak bu barışı mümkün kılacak asgari adımlardan biri.

Konferansın diğer hedefi politik ölüm üzerine doğru kavramlarla konuşmaktı. Bu ilk etapta alabildiğine naif bir hedef gibi görünebilir ancak ölülerin bugün hâlâ çetin biçimde maruz kaldığı şiddet sarmalının başlangıç halkası burası. Politik yaşamı ve ölümü insandışılaştıran dil. Yaşamı ‘terör’, yaşam alanını ‘in’, öldürmeyi ‘etkisizleştirme’ ölü bedeni ‘leş’ kategorizasyonuna indirgeyen modernitenin düşmanlık dili. İnsanı insanlıktan çıkaran tasvir. Türkiye ana akım medyasının politik yaşama ve ölüme yönelen şiddeti yıllardır normalleştirdiği dil. Başkasının acısına bakmayı engelleyen dil. Bu dil, Türklük sözleşmesine itiraz eden yaşamlara ve ölümlere daha çetin biçimde yöneliyorsa da ülkedeki nefret dilinin geldiği seviyenin gösterdiği gibi buna rıza üretmek şiddeti normalleştirip bütün ülkeye yayıyor. Bugün kadınların, LGBTİ+ların, mültecilerin ölü bedenine; Alevilerin, Êzidîlerin, Ermenilerin, Yahudilerin ve Süryanilerin mezarlıklarına yönelen şiddetin bundan azade olduğunu kim ileri sürebilir?

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

İlgili Haberler

Akın Olgun yazdı

Baro seçimlerinden taşan şey

DEM Parti’nin, demokratik siyasetteki boşluğu dolduracak şekilde bir hat kurma ve bu hattı muhalefetin merkezi haline getirme politikasından ve bunu son dönemde görünür kılmasından, en çok ana muhalefet içindeki İYİ Partili hücrelerin ve İmamoğlu çevresinin rahatsızlık duyduğu malum. Çerçeve yasa için “hayır” kampanyası örgütleyen aklın nereye ait olduğunu ve bu tavrın nasıl karşıtlık havuzuna akıtıldığını bilenler için bu bir tartışma konusu da değil ayrıca. O havuzdan Kocasakal çıktı işte…

Ercan Jan Aktaş yazdı

Sırbistan’da gençlerin zaferi

Fransa, Almanya ve Sırbistan başta olmak üzere farklı ülkelerde ortaya çıkan bu hareketler, karar alma süreçlerini belirli bir liderliğin ya da merkezi yapının tekelinde toplamak yerine, yerel inisiyatifler, özerk örgütlenmeler, yatay koordinasyon ağları ve öğrenci meclisleri aracılığıyla ilerlemektedir. Bu pratiklerde doğrudan demokrasi, yalnızca siyasal taleplerden biri değil, mücadelenin örgütlenme biçimini belirleyen temel bir ilke olarak öne çıkmaktadır.

Akın Olgun yazdı

Süreç, Riskler, Söylemler

Sürecin ve yol haritasının üstünde, ayrı bir irade olduğu ve bunu da Uçum’un temsil ettiği algısı, aslına bakarsanız üstünde oynanabilir bir güvenlik açığıdır ve bu açığın Uçum’un ifadelerinde hayat bulduğunu söylemek abartılı olmaz. Sürecin, türlü badireler atlatarak bugünlere kadar gelebilmesini, politik doğruculuktan, siyasal ezberlerden uzaklaşmasına, olan bitene karşı gerçekçi olmasına ve somut koşulların somut tahliline bağlayabiliriz. Bu, ilerlemenin ve zorluklar karşısında esneyebilmenin imkanını da sunuyor taraflara.

Akın Olgun yazdı

Baro seçimlerinden taşan şey

DEM Parti’nin, demokratik siyasetteki boşluğu dolduracak şekilde bir hat kurma ve bu hattı muhalefetin merkezi haline getirme politikasından ve bunu son dönemde görünür kılmasından, en çok ana muhalefet içindeki İYİ Partili hücrelerin ve İmamoğlu çevresinin rahatsızlık duyduğu malum. Çerçeve yasa için “hayır” kampanyası örgütleyen aklın nereye ait olduğunu ve bu tavrın nasıl karşıtlık havuzuna akıtıldığını bilenler için bu bir tartışma konusu da değil ayrıca. O havuzdan Kocasakal çıktı işte…

Ercan Jan Aktaş yazdı

Sırbistan’da gençlerin zaferi

Fransa, Almanya ve Sırbistan başta olmak üzere farklı ülkelerde ortaya çıkan bu hareketler, karar alma süreçlerini belirli bir liderliğin ya da merkezi yapının tekelinde toplamak yerine, yerel inisiyatifler, özerk örgütlenmeler, yatay koordinasyon ağları ve öğrenci meclisleri aracılığıyla ilerlemektedir. Bu pratiklerde doğrudan demokrasi, yalnızca siyasal taleplerden biri değil, mücadelenin örgütlenme biçimini belirleyen temel bir ilke olarak öne çıkmaktadır.

Anasayfa