BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Çerçevenin içi, dışı, uygulaması

Çerçevenin içi, dışı, uygulaması

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Çerçeve Yasa çıktı, şu an yürürlükte. Fakat Yasa’ya oy verenler sorması gereken soruları sormuyor: İşler ne aşamada? Neden uzuyor? “Son silahlı kişiyi beklemek” şart mı?

Ali Duran TOPUZ

Bir yanıyla ortalık çok karışık, her gün bin türlü yeni tartışma, başlık, konu, sorun çıkıyor. Öte yanıyla her şey çok berrak: Çerçeve Yasa uygulanacak, sonra yeni aşamaya geçilecek, sonra yeni aşamaya, sonra…

Yasa’nın uygulanıyor olması gerekir şu an. Peki uygulanıyor mu? Bilmiyoruz. Gözler 1 Ekim’deki ilk MGK toplantısında. Oradan bir şey çıkmazsa iki ay sonraki toplantıda. Oradan bir şey çıkmazsa iki ay sonraki…

TAKVİM İKTİDAR TEKELİNDE

Bir takvim meselesi var besbelli, ABD’de seçim olacak, İsrail’de seçim olacak, Türkiye “seçim sathı mailine” girecek, bu arada İran’da neler olacak, Suriye’de neler olacak ona bakıyoruz. Besbelli hükümet her şeyi bir yandan dış öte yandan iç gelişmelere göre ele alıyor. “İç cepheyi tahkim” denilmişti sürecin en başlarında, bunun anlamı artık belli: İktidarla rekabet edebilecek hiçbir gücün kalmaması için elde hangi imkan varsa kullanılacak, ortada hangi güç varsa güçsüzleştirilecek.

Küresel takvime ve yerel takvime göre iş görüyor hükümet, anladık. “Süreç” de bu takvime göre şekilleniyor. Şu anda en önemli “şekil” yasanın uygulanması. Ya sessizce bekleyecek herkes ya da ne bekliyorsunuz diye sorulacak. Süreci rafa kaldırın diyenleri dışarda bırakırsak, “Destekliyoruz” diyenlerin sorması gerekmiyor mu “Ne bekleniyor” diye?

UYGULAMA NE ALEMDE?

Ne beklendiği biliniyor elbet: Örgütün silahları teslim etmesi ve bunun “tespit ve teyit” edilmesi. Soranların, “Bir an önce yapın” diye devam etmesi lazım ama işler burada çatallanıyor: Bir an önce her şeyin tamamlanması için Öcalan’ın devrede olması lazım ama bunu istemek DEM Parti’yi saymazsak galiba kimsenin işine gelmiyor.

Çerçeve Yasa’da öngörülen takvimdeki tuhaflık da sakınganların işini kolaylaştırıyor: Herkes silah bırakacak, bu bırakış tespit ve teyit edilecek, raporlanacak, MGK de tamam oldu diyecek.

Peki bu nasıl olacak? Mesela “güvenlik birimlerinin” tespit ettiği sayının son ferdi silahı teslim edince mi “tamam” denilecek? Mesela güvenlik birimlerinin tespit ettiği kişilerden son biri bulunamazsa ne olacak? Hastalanmışsa, kaçmışsa, aslında zaten yoksa? Yasa’nın zaten Yürütme’nin mutlak hakimiyetinde olacak biçimde yazıldığı malûm. Bu hakimiyetin “doğru” ve “yanlış” kullanımları konusunda kim devrede olacak?

Hükümet başka kimseyi devrede, arada, hatta çeperde bile istemiyor. Tamam ama parlamentonun buna boyun eğmesi mi gerek? Gerekmez ama herkes TBMM’nin “açılması”na kadar bir şey yapmamayı doğal kabul ediyor görünüyor. O da 1 Ekim’de açılıyor. Yasa’ay oy vermiş herkesin sorması gereken soru muhtemelen ancak o tarihten sonra dile getirilecek: Oy istediniz verdik, uygulama ne alemde?

Bu gidişle 1 Ekim MGK toplantısı, “Bakalım raporlar ne diyecek” diye açılıp iki ay sonra buluşmak üzere kapanacak. Parlamento yeni açıldığı için süslü, süssüz, “Süreçte parlamento da olmalı” temalı konuşmalarla aşağı yukarı aynı süre geçecek.

KANUNUN “LAFZ”I VE “RUH”U

Görünüşe bakılırsa süreçten umutlu olanlar da kaygılı olanlar da iktidarın takvimine ram olmuş durumda. Yasa’nın yürürlüğe girdiği günden itibaren sorulması gereken ana sorular ortada yok: Uygulama nasıl gidiyor? Teyit tespit meselesi sadece güvenlik birimlerine mi kaldı? “Son silahlı kişinin silahlarını vermesi”ni beklemek mi gerekiyor? Kanunun “lafz”ı, “ruhu”nu yaşatmak için mi yok etmek için mi gözetiliyor?

“Çerçeve Yasa”nın barışın çerçevesi olması için uygulamanın işin lafzına değil ruhuna göre olması gerekli, bunun için iki noktanın siyaset sahnesinde öne çıkması şart: Biri Öcalan’ın süreçte aktif rol almasının sağlanması, diğeri “silah bırakma ve örgütün fesih işlemlerinin” MGK’nin Yasa’da öngörülen takvimine terk edilmesine itiraz edilmesi. Cumhurbaşkanı istediği zaman toplayabilir çünkü MGK’yi.

Ali Duran TOPUZ kimdir?

1994 yılında başladığı gazeteciliğinin 17 yılını Radikal Gazetesi’nde geçirdi. Gazete Duvar’ın kurucu editörleri arasında yer aldı. “Dünya Hali” (Radyo Sputnik) programını ve İMC TV’de sunuculuk ve medya eleştirisi yaptı. Gazete Duvar’dan ayrıldıktan sonra Artı Gerçek’te köşe yazmaya başladı. Hukuk, çalışma hayatı ve siyaset üzerine yazılarla öykü ve şiir yazıyor.

Benzer Haberler

Osman Kavala hakkındaki ihlal kararı

Mahkeme, Adalet Bakanlığı’na AİHM’in kararını sordu

Bakan Tekin açıkladı

MESEM’lerde 10 bine yakın kaza: 37 öğrenci yaşamını yitirdi

MİT görevlisi Kozinoğlu soruşturması

9 yeni gözaltı: Bakan Gürlek’ten açıklama var

Hakan Tosun davası

Savcılık 'kasten öldürme'den ceza istedi

Yavaş’tan CHP ve Yeni Parti’ye:

Tutumum rahatsızlık sebebi olursa gereğini yapmaktan çekinmem

İzmir’de AKP’li belediye sayısı 3’e çıktı

Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı AKP’ye geçti

Erdoğan’ın avukatı duyurdu:

Özel 800 bin TL tazminata mahkum edildi

Gürlek kritik dosyalar için konuştu

Gülistan Doku soruşturmasında 'kimyasal ihtimaline' işaret etti