Fikret Başkaya
İnsanlar kapitalist bir toplumda yaşıyorlar ama kapitalizmin nasıl netameli bir sistem olduğunu bilmiyorlar, doğrusu merak da etmiyorlar. Zira ‘şeylerin normal hali sayılan’ sorgulanmaktan da muaf oluyor. Fakat, bilmeyenler sadece sıradan insanlar değil. “Yüksek düzeyde” eğitimliler de bilmiyor. Bunlara burnundan kıl aldırmayan iktisat (ekonomi) profesörleri de dahil…
Kapitalizm, ücretli emek sömürüsü, karşılığı ödenmeyen kadın sömürüsü ve doğa yağması ve talanıyla var olan, yol alan bir sistemdir. Artık şimdilerde yol almakta zorlanıyor, patinaj yapıyor. Yegâne ereği kâr etmek ve kârı büyütmektir. Canlı olan her şeyi ölü metalara, nesnelere dönüştürüyor. Kapitalizm dahilinde ‘değişim değeri’ kullanım değerinin önüne geçmiş durumdadır ki bu, insanlık ve uygarlık tarihinde bir ilktir ve sayısız sorunlara, kötülüklere kaynaklık ediyor. Varlığını sınırsız büyümeye borçludur. Başka türlü söylersek ‘büyüme veya yok olma ikilemi’ söz konusudur. Temel üretim ve yaşam araçları dar bir sermaye sınıfının elinde-tekelindedir. Sosyal kötülükleri (açlık, yoksulluk, sefalet, işsizlik…) azdırmadan ve doğa tahribatı yaratmadan var olamaz, bir krizden diğerine savrulur. Her türlü etik-ahlâkî değere yabancılaşmış durumdadır. Malûm, etik, sınır demektir, “potansiyel olarak yapılabilir olandan” sakınmaktır. Parasal ve maddi olan, hesaplanabilir-ölçülebilir olan dışında hiçbir insanî değere itibar etmez.






