Diyarbakır’da polis işkencesine uğradığı şikayetiyle savcılığa başvuran Mehmet Ali Tekmir, kovuşturmaya yer olmadığına dönük kararı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Başvuruyu karara bağlayan AYM, “kötü muamele yasağının” ihlal edildiğine hükmederek, dosyanın yeniden savcılığa gönderilmesine karar verdi.
HABER MERKEZİ – Anayasa Mahkemesi (AYM), Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki Gulan Parkı’nda 7 Ocak 2019’da kendilerine kimlik soran polisler tarafından işkence ve hakarete uğrayan Mehmet Ali Tekmir’in başvurusunu karara bağladı. MA’dan Rukiye Payiz Adıgüzel’in haberine göre, “Kötü muamele yasağının” ihlal edildiğine karar veren AYM, “Kişi hürriyeti ve güvenliği” hakkının ihlaline dair yapılan başvuruyu ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle “kabul edilemez” buldu.
Ayrıca Anayasa’nın 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan “Kötü muamele yasağının” usul boyutunun ihlal edildiğine karar veren mahkeme, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.
SAVCILIK GEREKLİ İNCELEMEYİ YAPMADI
AYM karara ilişkin şu değerlendirmelere yer verdi:
Ayrıca Başsavcılığın başvurucu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında verdiği kararda başvurucunun, kendisine karşı güç kullanılmasını gerektirir bir tutumu bulunup bulunmadığı konusunda -gerekli olmasına rağmen- ayrıntılı bir değerlendirme yapmadan başvurucunun polis memurlarına karşı hakaret etmesini polislerin meşru savunmada bulunması için yeterli kabul ettiği görülmektedir.
Son olarak başvurucunun şikâyeti üzerine yürütülen soruşturma kapsamında verilen kararın, verilmesinin ardından yaklaşık yirmi ay geçtikten sonra başvurucu vekiline tebliğe çıkarıldığı ortadadır. Bu durumda Başsavcılığın başvurucunun kötü muameleye uğradığına ilişkin şikâyeti hakkında etkili bir soruşturma yürüttüğü söylenemez.
NE OLMUŞTU?
Kendilerine kimlik soran polisler tarafından işkence ve hakarete uğrayan Mehmet Ali Tekmir, aynı gün “Görevi yaptırmamak için direnme” iddiasıyla gözaltına alındı. Sonrasında serbest bırakılan Tekmir, hem gözaltı öncesi hem de gözaltı sırasında uğradığı işkenceye dair Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Tekmir, suç duyurusu dilekçesinde ilgili polis memurlarının tespit edilmesini, görüntülerin temini için olayın yaşandığı yeri gören güvenlik kameralarının belirlenerek, kayıtlarının temin edilmesini, arkadaşlarının tanık olarak dinlenmesini, polis merkezindeki kamera kayıtlarının dosyaya getirtilmesini talep etti.
Tekmir’in suç duyurusu üzerine herhangi bir araştırma yapmadan Tekmir’in polislere direnç göstermemesi halinde polislerin zor kullanmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunan savcılık, Tekmir’in beyanlarını “inandırıcı” bulmadı. Savcılık, adli muayene raporuna rağmen “soyut iddia dışında bir delil bulunmadığı” iddiasıyla 8 Şubat 2019’da “kovuşturmaya yer olmadığına” dair karar verdi. Tekmir’in karara itiraz etmesi sonrası, Diyarbakır 4’üncü Sulh Ceza Hakimliği 20 Ağustos 2019’da Tekmir’in gösterdiği tanıkların dinlenmesi, şüphelilerin ifadesinin alınması ve sonrasında inceleme yapılması gerektiğini belirterek, “kovuşturmaya yer olmadığına” dair kararın kaldırılmasına ve soruşturmanın genişletilmesine karar verdi.
Başsavcılık 5 Nisan 2019’da polis tarafından “Görevi yaptırmamak için direnme” iddiası kapsamında düzenlenen fezlekeye istinaden ayrı bir ceza soruşturması başlattı. Bu soruşturma kapsamında “şüpheli” olarak emniyette ifadesi alınan Tekmir, kötü muameleye uğradığına yönelik beyanlarda bulununca, başsavcılık bu iddialar yönünden de tahkikat yapılmasını ve şüpheli polislerin ifadelerinin alınmasını istedi. İfadesi alınan şüpheli polis H.M., Tekmir’in kendisine yumruk attığını ve tehdit ettiğini iddia etti. Şüpheli polisler U.N.Ç. ve K.A. da benzer beyanlarda bulundu. Polisler ayrıca, olay yerini gören kameraların bulunmadığını öne sürdü. Tekmir’in arkadaşları olan Ş.C. ve Y.A. ise ifadesinde, Tekmir ile polis arasındaki arbedenin sebebini bilmediklerini, arbede yaşanınca Tekmir’in yerde olduğunu, yüzünün şiş ve ağzından kan geldiği bir halde kelepçelenmeye çalışıldığını gördüklerini ifade etti.
EMNİYET POLİSİ YALANLADI
Soruşturma kapsamında şüpheli polis memurları hakkında kendilerine “hakaret” ettiği iddia edilen Tekmir’e yönelik fiillerinin “meşru savunma” kapsamında kaldığını iddia eden savcılık, 10 Haziran 2019’da “kovuşturmaya yer olmadığına” dair karar verdi. Aynı gün Tekmir hakkında ise “Görevi yaptırmamak için direnme” iddiasıyla iddianame hazırlandı. Tekmir’in yargılanması sırasında, polisler emniyetin kesin talimatı olduğunu ve “şok uygulama” dedikleri uygulamayı yapma haklarının olduğunu belirtti. Tekmir’in avukatı Gulan Çağın Kaleli, bunun üzerine mahkemeden “Şok uygulama nedir, emniyetin böyle bir uygulaması var mı?” diye müzekkere yazılmasını istedi. Diyarbakır il Emniyet Müdürlüğü’nden gelen cevapta, “Şok uygulama diye bir uygulama olmadığını ancak önleme araması kararına göre kişilerin durdurulabileceğine” yer verildi. Polislerin mahkemedeki ifadesi, yurttaşlara keyfi bir şekilde durdurularak kimlik sorulduğu ve işkence uygulandığının itirafı oldu.
Tekmir hakkında yürütülen yargılama sonucunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (HAGB) karar verildi. Sonrasında karara karşı üst mahkemeye yapılan itiraz reddedilerek, karar kesinleşti. Tekmir, HAGB kararına karşı AYM’ye başvuruda bulundu. AYM 2021’de “Adil yargılanma hakkı”nın ihlal edildiğine karar verdi. Karar sonrası Tekmir’in Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Hakaret” ve “Görevi yaptırmamak için direnme” iddialarından yargılanmasına yeniden başlandı. Tekmir, karar sonrası avukatı Gulan Çağın Kaleli aracılığıyla 24 Kasım 2021’de, “Kötü muamele yasağı” ile “Kişi hürriyeti ve güvenliği” hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle AYM’ye başka bir başvuruda bulundu.






