BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Körfez’de dengeler değişiyor: ‘Tam bir felaket’

ABD-İran mutabakatı: Trump’a göre zafer, analistler ise aksini söylüyor

Körfez’de dengeler değişiyor: ‘Tam bir felaket’

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

ABD ile İran arasında duyurulan mutabakat zaptına yönelik eleştiriler var. Analistlere göre, “ABD-İran anlaşması silahları susturabilir, ancak üç aydan fazla süren savaşın sonucunu değiştiremez.” Değişmediği belirtilen sonuç ise, Trump’ın ilan ettiği zaferden çok farklı bir çerçeveye işaret ediyor.

HABER MERKEZİ – ABD ile İran arasında, 28 Şubat’ta başlayan savaşın sonlandırılmasına yönelik üç buçuk ay sonra bir mutabakat zaptı duyuruldu. Savaşın bitirilmesine yönelik kalıcı bir anlaşma yolunda önemli bir gelişme olarak değerlendirilen mutabakat zaptı çerçevesinde iki ülkenin 60 gün süreyle savaşa neden olan önemli başlıklarda müzakereler yürütmesi bekleniyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın büyük bir başarı olarak duyurduğu mutabakat zaptına yönelik eleştiriler devam ediyor.

İran ve ABD anlaştı: İmzalar 19 Haziran’da atılacak

Reuters haber ajansı, konuyla ilgili çok sayıda kişinin görüşünü paylaştı ve bundan hareketle şu yorumları yaptı:

דABD-İran anlaşması silahları susturabilir, ancak üç aydan fazla süren savaşın sonucunu değiştiremez.

Körfez kaynakları, diplomatlar ve analistler, bölgenin son on yılların en tehlikeli krizlerinden birinden güç dengesinin büyük ölçüde değişmeden, İran’ın siyasi olarak cesaretlenerek ve Körfez’in ABD korumasına olan güveninin derinden sarsılarak çıktığını söylüyor.

İran’ın Körfez Arap devletlerini ve küresel enerji akışını tehdit edebilecek güçlü ve yenilmez bir güç olmaya devam ettiği, ABD’nin ise dirençli bir düşmana karşı askeri gücünün sınırlarını bir kez daha ortaya koyduğu dile getiriliyor.

Kaynaklara göre , Washington için bu anlaşma, Tahran’ın teslim olmasını sağlamaktan nükleer ve füze yeteneklerini ortadan kaldırmaya kadar en iddialı hedeflerine ulaşamayan maliyetli bir çatışmadan çıkış yolu sunuyor. İran için ise bu, aynı derecede önemli bir anlama geliyor: hayatta kalma.

ABD ve İsrail’in amansız saldırılarına maruz kalan İslam Cumhuriyeti, yıpranmış olsa da ayakta kalmayı başardı ve hem siyasi yapılanmasını hem de tarafları müzakere masasına getiren nüfuzunun büyük bir kısmını korudu.”

ABD-İran: Savaştan anlaşmaya | Taraflar neyi hedefliyordu, şimdi neyi konuşuyor?

“TAM BİR FELAKET”: KÖRFEZ ÜLKELERİ İÇİN DENGELER DEĞİŞİYOR

Reuters’ın görüştüğü eski ABD yetkilisi ve müzakerecisi Aaron David Miller, 28 Şubat’ta İran’a karşı başlatılan ve dini lider Ayetullah Ali Hamaney ile üst düzey yetkililerin öldürüldüğü ABD-İsrail operasyonuna atıfta bulunarak, “‘Destansı Öfke’ tam bir felaket oldu” dedi.

Körfez ülkeleri için ABD-İsrail harekatı, uzun zamandır korktukları sonuçları tam olarak tetikledi: İran’ın enerji ve sivil altyapıya yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı’nın kesintiye uğraması, ağır bir ekonomik darbe vurdu.

Büyük maliyet ve bir anlaşma: Kazanan kim? | Trump Hürmüz Boğazı’nın açıldığını duyurdu

Körfez başkentleri çatışmalardaki bu duraklamayı memnuniyetle karşılayabilir, ancak birçoğu düşündürücü bir sonuca varıyor: Ne ABD ne de İsrail gücü İran tehdidini ortadan kaldırmadı, çatışmanın maliyeti ise orantısız bir şekilde arada kalanların omuzlarına yüklendi.

Ortadoğu uzmanı Fawaz Gerges, Reuters’a “Giderek daha fazla Körfez ülkesi, İran’ın burada kalıcı olduğunu ve bölgesel düzeni bozma kapasitesini koruduğunu fark ediyor. Körfez ülkeleri İran’a güvenmiyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin rejim değişikliği getireceğini ummuşlardı. Tam tersi oldu. Artık giderek daha fazla Körfez yöneticisi, güvenlik veya istikrar sağlamak için ABD’ye veya İsrail’e güvenemeyeceklerinin farkına varıyor” diyor.

Bu yeniden değerlendirme daha derin bir değişime işaret ediyor. Körfez ülkeleri uzun zamandır İran’a güvenmiyorlardı ancak onu kontrol altında tutmak için ABD’nin gücüne güveniyorlardı. Şimdi ise Tahran’la diyalog çoktan başladı.

Bölgesel kaynaklara göre, Körfez başkentleri son zamanlarda Tahran ile temaslarını yoğunlaştırarak, çatışma riskini azaltmak için ekonomik ve güvenlik alanlarında uzlaşma arayışına girdiler.

Gerges’e göre, savaştan önce bölgesel meselenin merkezinde Arap-İsrail normalleşmesinin kapsamı yer alıyordu. Savaşın ardından ise odak noktası Körfez ülkeleri ile İran arasındaki uzlaşmaya kayıyor.

Washington vazgeçilmez bir ortak olmaya devam edecek olsa da, bölgesel analistler, çatışmanın sessiz ama önemli bir yeniden yapılanmayı hızlandıracağını, Körfez ülkelerinin savunma bağlarını çeşitlendireceğini ve gelecekteki şoklara karşı önlem alacağını söylüyor.

‘İran anlaşması ile yolları çatışma noktasına geldi’ | Reuters Netanyahu-Trump ‘çatışmasını’ yazdı

WASHINGTON’IN HEDEFLERİ BAŞARISIZ OLDU

Suudi analist Abdulaziz Sager daha açık konuşuyor. Ona göre Washington, rejim değişikliğinden İran’ın nükleer programını kısıtlamaya kadar ilan ettiği hedeflere ulaşamadı ve Tahran’a iki yeni stratejik kaldıraç noktası verdi: Hürmüz Boğazı’nın silahlandırılması ve Körfez ülkelerini doğrudan tehdit etme yeteneği.

Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Sager, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Onlar (Amerikalılar) koşulsuz teslimiyetten bir mutabakat zaptına geçtiler. Pes ettiler. İran rejimini değiştireceklerini söylediler – yapamadılar. Füze ve nükleer dosyasını çözeceklerini söylediler – bu da olmadı” diyor.

Analistlere göre imzalanan şey, bir barış anlaşmasından ziyade çatışmaları durdurmaya yönelik bir mekanizma.

Özünde, temel anlaşmazlıklar çözümsüz kalmaya devam ediyor: İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu, zenginleştirme seviyeleri, yaptırımların kaldırılması, güvenlik garantileri ve kilit su yollarının kontrolü.

ABD yetkilisi ve müzakerecisi Aaron David Miller’ın iddiasına göre, mutabakat zaptı bir çözüm değil, “müzakerelere giriş bileti”dir; başarısı hiç de garanti olmayan görüşmeler için zaman ve alan kazandıran ilk aşama. Yapısı, Gazze ateşkes çerçevelerini yansıtıyor: en zorlu konuları erteleyen ve bunların çözüleceğine dair hiçbir garanti vermeyen bir duraklama. Miller bu yüzden şöyle diyor:

“İmzalanmak üzere olan şey barış değil, savaşın hırslarının başarılarını aştığının, savaş alanının bir çıkmaz yarattığının ve en ağır bedeli ödeyen Körfez ülkelerinin güvenliklerini her zamankinden daha sallantılı bir zeminde yeniden değerlendirdiklerinin kabulüdür.”

Hem iç karışıklıklara hem de dış askeri baskıya direnen İran’ın şimdi farklı bir soruyla karşı karşıya olduğunu savunan Miller: Bu savaş, İran’ın direnç duygusunu zayıflatmaktan ziyade güçlendirdi mi ve bu durum önümüzdeki yıllarda caydırıcılık açısından ne gibi sonuçlar doğuracak?

Benzer Haberler

Onlarca kişi yaralandı

Kütahya'da yolcu otobüsü devrildi

AKP önergesi kabul edildi

Meclis'in çalışma süresi uzatıldı

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz