BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Hedefler ve sonuçlar: Kimin zaferi?

Kırılgan ateşkes - zor müzakere: Talepler uyuşmuyor, belirsizlik sürüyor

Hedefler ve sonuçlar: Kimin zaferi?

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Ateşkes ihlallerle gündemde. Lübnan ve Hürmüz Boğazı ile ilgili gelişmelerle ne derece “kırılgan” olduğunu görülen ateşkes, üzerinde mutabık kalınmış bir anlaşmaya dayanmıyor; ancak ateşkes koşullarında müzakere edilecek şartlarla bir anlaşma umuluyor. Tarafların konumu, savaştan önceki müzakere dönemini hatırlatıyor; Benzer çatışan talepler, belirsizlik ve gerilim… Detaylar haberde…   

HABER MERKEZİ – Dün yürürlüğe giren ateşkesten sonra her iki taraf da zafer ilan etti. ABD Başkanı Donald Trump ateşkesi “tam ve eksiksiz bir zafer” olarak nitelendirerek ABD güçlerinin hedeflerine ulaştığını söyledi ve bu söylem ABD yetkilileri tarafından tekrarlandı. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ise Trump’ın İran’ın şartlarını kabul ettiğini iddia etti ve diğer pek çok İranlı yetkili de zafer kazandıklarından emin açıklamalar yaptı.

Ancak mevcut ateşkes hem geçici hem de henüz resmen sona ermemiş savaşın gidişatı açısından son derece kırılgan olarak değerlendiriliyor. Henüz ortada üzerinde mutabakata varılmış bir anlaşma yok ve ateşkes bir anlaşmaya dayanmıyor, aksine olası bir anlaşmaya fırsat tanımak açısından bir başlangıç olarak ele alınıyor. Ateşkes, tarafların bir süreden beri savaş koşullarında birbirlerine dayattıkları şartları, bu kez savaşın geçici olarak durduğu 15 günlük zaman diliminde konuşmalarına imkan sağlıyor. Ancak bu imkanın olası bir barış anlaşmasıyla sonuçlanıp sonuçlanmayacağına dair şüpheler daha ilk günde baş gösterdi.

ABD ve İran’dan karşılıklı açıklamalar | Ateşkesin ardından gündem müzakere masası

LÜBNAN’DAKİ SAVAŞ DURMADI: KIRILGAN ATEŞKESE DAİR İLK BÜYÜK ŞÜPHE

Ateşkesin ihlal edildiğine dair iddialar daha bir gün geçmeden gündeme geldi. İki önemli gelişme buna zemin sundu. Birincisi, Lübnan.

Lübnan, 2 Mart’tan beri İran’daki savaşın önemli bir cephesi durumunda. Hizbullah İran’a destek amacıyla İsrail’e yönelik füze saldırılarına başladı. İsrail, bu gerekçeyle Lübnan’ın güneyine yönelik önce havadan daha sonra da hem havadan hem de karadan saldırılar gerçekleştirdi.

İsrail, Litani Nehri’nin güneyinde güvenlik alanı oluşturma planını da açıkladı ve böylece 1980’den beri zaman zaman denediği tampon bölge planını yeniden yürürlüğe koymuş oldu. Bu,  ileri sürdüğü üzere Hizbullah silahsızlanmadan İsrail’in bu bölgeden çıkmayacağına işaret ediyor.

Lübnan’daki savaş, her ne kadar İran’daki savaşla bağlantılı olsa da, çok daha eski yıllara dayanan bir hesaplaşmayı barındırıyor. Nitekim İsrail ile Hizbullah çatışması en az 40 yıldır söz konusu. Bu da Lübnan’daki savaşın İran meselesinden ayrıca başka dinamiklere ve hesaplara sahip olduğunu gösteriyor. İsrail de bunu böyle görüyor. Bu nedenle İran’da ilan edilen ateşkes, Lübnan’da karşılık bulmadı ve İsrail, dün 2024’ten bu yana Lübnan’a yönelik en ağır saldırıları gerçekleştirdiğini duyurdu. 250’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği ve doğrudan başkent Beyrut’u da hedef alan bu saldırı, İran’da ilan edilen kırılgan ateşkesin ne kadar sürdürülebilir olduğuna ilişkin kuşkuları artıran en önemli gelişme oldu.

Arabulucu Pakistan ile savaşın tarafı İran, ABD-İsrail ile ilan edilen ateşkesin Lübnan’ı kapsadığını savunuyor. İsrail ise aksi görüştü. ABD’den gelen açıklamalar da İsrail’i destekler nitelikte. Lübnan’da savaşın seyri bu şekilde devam ederse, İran ile görüşmelerde yol almanın zor olduğuna dikkat çekiliyor. ABD ise, şimdilik böyle düşünmüyor. Ancak İran, ateşkesin gereği olarak kısmen gemi geçişlerine açtığını duyurduğu Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatarak, savaş sürecinde elinde tuttuğu en önemli kozu yeniden ortaya koydu. Bu da kırılgan ateşkesin sürdürülebilirliğine dair ikinci önemli kuşkuyu beraberinde getirdi.

İsrail Lübnan’ı vurdu | ‘Kırılgan ateşkes’te Lübnan gerilimi: İran çekilmekle tehdit etti

HÜRMÜZ ATEŞKES SÜRECİNİN DE EN ÖNEMLİ MESELESİ

Taraflar arasında ihtilaf konusu olan başlıklardan biri Hürmüz Boğazı. İran, savaş sürecinde boğazı gemi geçişlerine kapattı ve böylece petrol ve finans piyasalarında ortaya çıkan olumsuz tablo üzerinden ABD’yi zor duruma düşürmek istedi. Savaşın devam ettiği 40 günün sonunda İran’ın bu konuda istediği sonucu elde ettiği ileri sürülüyor, ancak savaşta yaşadığı büyük kayıplar ve yıkım bu durumu şüpheli hale getiriyor.

Hürmüz Boğazı neden önemli?

İran’ın ateşkes sürecinde müzakere edeceğini duyurduğu 10 maddeden oluşan şartlarından biri doğrudan Hürmüz Boğazı’yla ilgili. İran, savaştan önce gemi geçişlerine ücretsiz olarak serbest olan boğazda ücret sistemini kuracağını belirterek, hakimiyetin kendilerine bırakılmasını ve ABD ile İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini şart koşuyor.

ABD ise, Hürmüz Boğazı’nın koşulsuz olarak gemi geçişlerine açık olması şartını ortaya koyuyor ve ABD Başkanı Donald Trump ateşkes teklifini kabul ettiklerini açıkladıklarında da bu hususun garanti edildiğini ileri sürdü.

İran ateşkese bağlılığını göstermek için gemi geçişlerine kısmi izin vereceğini duyurdu ve dün hareketlilik yaşandığı duyuruldu. Ancak bu uzun süreli olmadı, Lübnan’daki gelişmeler üzerine İran boğazı yeniden kapattığını ilan etti, sonra alternatif güzergahlarda yenide gemi geçişlerinin sağlanacağı açılandı; bu gelişmelerin yanı sıra gelen Denizcilik istihbarat şirketi AXSMarine’nin dünkü verileri boğazda gerçekte kayda değer bir hareketliliğin yaşanmadığını gösteriyor. Bununla birlikte ABD’nin Hürmüz Boğazı ile ilgili ileri sürdüğü müzakere şartı, İran’ın talebiyle tamamen zıt durumda. ABD Hürmüz Boğazı’nın savaştan önce olduğu gibi gemi geçişlerine serbest olmasını istiyor.

Müzakere metinlerinde Hürmüz Boğazı ile ilgili ileri sürülen uyumsuz şartlarla birlikte, Trump’tan dikkat çekici bir açıklama geldi. Ateşkesin ilanından sonra dün ABC News televizyonuna konuşan Trump, Hürmüz Boğazı konusunda “İran ile ortak bir girişimi” değerlendirdiğini söyledi. Bu, boğazdan geçecek gemileri ücrete tabi tutan İran ile ortak bir girişim olarak yorumlandı ve her iki tarafa da getirisi olabilecek böyle bir girişim, müzakere sürecinde aşılması zor olarak değerlendirilen bu başlıkla ilgili ortak bir konsensüsün sağlanabileceğini gösteriyor.

Ancak İran’ın, diğer tüm şartlarında sonuç almadıkça Hürmüz Boğazı ile ilgili bir anlaşmaya varmak istemeyeceğine ilişkin yorumlar yapılıyor. Bu nedenle müzakere masasında İran’ın ele almak isteyeceği son madde Hürmüz Boğazı başlığı olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu, savaşta kendisine avantaj sağlayan bir kozun kolayca elden çıkarılmayacağı anlamına geliyor. Nitekim ABD ile İsrail’in iddialarının aksine ateşkesin Lübnan’ı da kapsamı için İran en önemli kozunu daha ilk günde masaya sürdü.

Hürmüz krizi ve ihtimaller: Güç yoluyla mı, diplomasiyle mi çözülür?

×

SAVAŞTAN ATEŞKESE: NEREDEN NEREYE VARILDI, MÜZAKERELERDE YENİ OLAN NE?

40 günün ardından ateşkes ilan edilip müzakere konusu konuşulduğunda yeni ve muhtemelen en etkili olan başlığın Hürmüz Boğazı olduğu görülüyor. Bunun haricindeki başlıklar, büyük oranda savaştan önce de müzakere olan başlıklardı: İran’ın nükleer programı, balistik füze programı ve vekil güçlere olan desteği…

13 Haziran 2025’te başlayan 12 Gün Savaşı öncesinde İran ile ABD heyeti bu başlıklarla ilgili görüştü, ancak sonuç çıkmadı ve savaş yaşandı. 6 Şubat 2026’da Umman’ın arabuluculuğunda taraflar bir kez daha aynı başlıkları görüşmeye başladı; üç turun ardından yine sonuç çıkmadı ve 28 Şubat’taki savaş bunun ardından geldi. İlan edilen ateşkesle birlikte söz konusu başlıklar yine gündemde ve bu, 40 günlük yıkıcı savaşın ardından tarafların bir kez daha başa döneceği anlamına geliyor; ancak bu kez taraflar, yaşanan savaşın ortaya çıkardığı sonuçlarla birlikte şartlarını savunacak.

ABD ve İsrail, İran’ı vurdu | Arabulucu Umman’ın son çabası da başarısız oldu

Peki, savaşta ortaya çıkan sonuçlar ne?

Savaşın başlangıcında ABD ve İsrail, İran’da rejim değişikliğini de kapsayan radikal bir hedefle yola çıktı. Bunla birlikte ABD ve İsrail, İran’ın nükleer ve balistik füze programlarına kesin şekilde son vermeyi, İran’ın Irak, Filistin, Lübnan, Yemen gibi ülkelerdeki vekil güçlerine desteğini bitirmeyi ve böylece daha uyumlu yeni rejimin inşasına olanak sağlamayı amaçladı.

Bir ayın ardından: Hedefler neydi, sonuç ne? Kusurlu bir anlaşma veya tırmanan bir savaş: Tercih Trump’ın mı, İran’ın mı olacak?

Gelinen aşamada;

Yönetim elitini kaybetti, ama rejmi duruyor

İran, başta dini lider Ali Hamaney ve Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani dahil çok sayıda siyasi, bürokratik ve askeri liderini kaybetti. Bu İran’da yönetim elitinin önemli oranda tasfiyesi anlamına geliyor. Ancak rejimin devrilmesini ifade etmiyor. Nitekim 40 günün sonunda ateşkes ilan edildiğinde rejim hala yerinde duruyor.

İran’ın büyük kaybı: Yönetici elitin öldürülmesi | Hamaney ve ardından Laricani: İran’ı bekleyen olasılıklar ne?

Nükleer ve balistik füze programı darbe aldı, ama hala ısrarcı

İran, nükleer tesislerinde, uranyum zenginleştirme programında ve balistik füze kapasitesinde önemli darbeler aldı. Nükleer silah geliştirme kapasitesinin savaş öncesine göre ciddi oranda çöktüğüne dikkat çekiliyor. Ancak İran hala nükleer programdan vazgeçmiş değil ve ateşkes ilan edildiği güne kadar da fırlatabileceği füzelere sahipti, muhtemelen önemli oranda füze stokunu da elinde bulunduruyor.

Vekil güçleri savaş cephesi açabilecek kadar hala etkili

İran’ın vekil güçleri nezdinde yaşadığı kayıp ise sadece bu savaşla ilgili değil, öncesine dayanıyor. İran, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik saldırısından sonra Gazze’de başlayan ve iki yıl süren savaş süresince bölgesel vekilleri nezdinde önemli kayıplar yaşadı. İsrail saldırılarıyla Gazze yerle bir edilirken, Hamas hem yönetim hem de örgütsel düzeyde etkinliğini önemli oranda yitirdi ve son olarak Trump’ın 29 Ekim 2025’te açıkladığı Gazze Barış Planı kapsamında silahsızlanmayı bile kabul etti. Bu dönemde İran’ın bir diğer önemli vekil gücü Lübnan’daki Hizbullah da benzer kayıplar verdi, ancak Hamas kadar değil. Suriye’de Aralık 2024’te Esad rejimi çöktü ve İran burayı terk etmek zorunda kaldı. Yemen’de Husiler, Gazze savaşı süresinde lider kayıpları yaşadı, etkinliğini önceki yıllara göre kısmen yitirdi, ancak hala varlığını koruyor. Irak’ta ise İran’ın vekil güçleri muhtemelen en güçlü halka olarak varlığını koruyor.

2025 PANORAMA: Gazze’nin bir yılı | Trump geldi: Ateşkes bozuldu, büyük yıkım, yeni barış planı

Gazze’deki yıkıcı savaşın ardından vekil güçleri nedeniyle doğrudan savaşın muhatabı olacağını hesaplayan ve nitekim zaman zaman olan İran önemli ölçüde sınırlarına kapandı ve beklenen savaş önce 13 Haziran 2025’te, ardından da 28 Şubat 2026’da yaşandı.

Ancak İran vekil güçleri nezdinde, Ekim 2023 öncesiyle kıyaslanamayacak düzeyde zafiyet yaşıyorsa da, hala etkinliğini koruyor. Lübnan savaşın önemli bir cephesi oldu, Yemen’de Husiler savaşa dahil oldu ve İran’ın Hürmüz Boğazı ile savaşta elde ettiği avantajdan ilhamla Kızıldeniz’deki boğazı tehdit etti. Hamas, Gazze savaşı sonrasında silah bırakmayı kabul etmişti, ancak İran’daki savaş Gazze’de süren süreci sekteye uğrattı ve bu Hamas’a yeniden organize olma fırsatı tanıyor. Irak ise İran’daki savaşın en dinamik cephelerinden biri oldu ve İran’ın etkisi hala güçlü.

MÜZAKERE MASASINA GİDİLİRKEN BELİRSİZLİKLER
  • Kamuoyunda ABD’nin 15 maddelik, İran’ın ise 10 maddelik planı konuşuluyor. Ancak maddelere bakıldığında tarafların savaştan önceki konumlarını koruduğu görülüyor. Nitekim ateşkesin ilk gününde Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün İran’da kalmasını öngören ve uranyum zenginleştirme programını savunan türden maddeler içeren İran’ın planı tartışmalara yol açtı. ABD’li yetkililere göre, bu plan ABD’nin çöpe attığı bir plandı ve kendilerine sunulan plan 15 maddelik planla uyumluydu. İran tarafı ise aynı görüşte değil. Bu, tarafların talepleri arasında süregelen uyuşmazlığı gösterdiği gibi, müzakere sürecinde ne tür planlarla masaya oturduğuna ilişkin belirsizliğe de işaret ediyor.
  • Hürmüz Boğazı’na ilişkin tutumlar zıt görünüyor ve ateşkes sürecinde İran’ın boğazı ne derece gemi geçişlerine açacağı belirsizliğini koruyor.
  • On yıllardır bölgede kurulan devasa ABD askeri varlığına rağmen, boğaz üzerindeki hakimiyeti sayesinde Körfez ülkelerinin enerji kaynaklarını kesme konusunda son savaşla yeni kanıtlanmış İran’ın “başarı kabiliyeti”, Körfez’in güç dengelerini yıllarca yeniden şekillendirebilir ve bu, hem müzakerelerde umulan başarı konusunda belirsizliği ve kuşkuları artıran bir faktör oluyor.
  • Lübnan’daki savaşın sürmesi, ateşkes sürecinin en kırılgan noktasını oluşturuyor. İsrail, dünkü saldırıların ardından gerilimi düşüreceğini ABD’ye bildirse de, Lübnan’daki durum belirsizliğini koruyor.
  • ABD ve İsrail’in savaşa girme nedenlerinin başında gelen İran’ın füze ve nükleer programlarının akıbeti de belirsizliğini koruyor. Trump, ABD’nin İran ile gömülü zenginleştirilmiş uranyumu çıkarmak için çalışacağını söyledi, ancak İran bunu doğrulamadı.
  • Trump “İran ile gümrük vergileri ve yaptırımların hafifletilmesi konusunda görüşmeler yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz” dedi. Diğer Batı ülkelerinin buna katılıp katılmayacağı belli değil.
  • İran’ın vekil güçlere desteğini kesip kesmeyeceği belirsizliğini koruyan bir diğer başlık; mevcut durum bunu olumsuz olacağına işaret ediyor.
  • İsrail’in tutumu da belirsizliğini koruyor. Olası bir anlaşmanın ne derece tatmin edici olabileceği, İsrail kaynaklarının önemli bir şüphesi olarak ortada duruyor.
  • İran’da ABD ile müzakereye karşı çıkan sertlik yanlılarının tutumu da kritik önemde değerlendiriliyor. Dün Tahran’da yapılan gösterilerde müzakere karşıtlığı ön plandaydı.
‘ATEŞKES KIRILGAN BİR DURAKLAMA VE YENİ İSTİKRARSIZLIK BİÇİMLERİNİ KURUMSALLAŞTIRABİLİR”

Reuters haber ajansına konuşan Emirates Politika Merkezi Başkanı Ebtesam Al-Ketbi’ye göre, ateşkes kırılgan bir duraklama ve bu durum dar kapsamlı bir düşmanlığı sonlandırma döneminin çok ötesine genişlemezse yeni istikrarsızlık biçimlerini kurumsallaştırma olasılığı yüksek.

Ketbi, “Bu ateşkes bir çözüm değil; niyetlerin bir testidir. Eğer bu, Hürmüz’de ve vekalet savaşları alanlarında çatışma kurallarını yeniden tanımlayan daha geniş bir anlaşmaya dönüşmezse, daha tehlikeli ve karmaşık bir tırmanıştan önce taktiksel bir duraklamadan öteye geçmeyecektir” diyor.

Benzer Haberler

Onlarca kişi yaralandı

Kütahya'da yolcu otobüsü devrildi

AKP önergesi kabul edildi

Meclis'in çalışma süresi uzatıldı

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz