BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

İran’ın büyük kaybı: Yönetici elitin öldürülmesi

Hamaney ve ardından Laricani: İran’ı bekleyen olasılıklar ne?

İran’ın büyük kaybı: Yönetici elitin öldürülmesi

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Savaşta geride kalan 20 günün sonunda İran’ın en önemli kayıpları yönetim kademesinde oldu. Dini lider Hamaney ve çok sayıda üst düzey askeri ve bürokratik ismin yaşamını yitirmesinin ardından savaşın gidişatına etki edebilecek Laricani de öldürüldü. Peki, bu durum İran’da yönetim kademesinde ne tür sorunlara yol açabilir ve gelecek için olasılıklar ne? Detaylar haberde…

HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaşta 20 gün geride kalırken, ortaya çıkan dikkat çekici sonuçlardan biri İran’ın yönetim kademesinde kilit rol oynayan isimlerin neredeyse tamamının yaşamını yitirmesi oldu.

ABD Başkanı Donald Trump olası bir müzakere aşamasında “ortada konuşacak kimsenin kalmadığını” ileri sürüyor ve İran’da etkili yönetici elitin ortadan kaldırılmasını “koşulsuz teslimiyet” için gerekli görüyor. İsrail ise Başbakan Benjamin Netanyahu’nun özel talimatı olmaksızın ordunun yönetici kadroları hedef almakla yetkilendirildiğini duyurdu.

İran, dini lider Ali Hamaney ve daha sonra Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin öldürülmesiyle birlikte askeri, siyasi ve bürokratik işleyişi bir arada yürütebilecek en önemli liderlerden yoksun kaldı. Bu durum, savaşta ekonomisi, altyapısı ve askeri kapasitesi önemli ölçüde darbe almış İran’ın bütün bunlarla baş edebilme kabiliyetini gösterebilecek bir yönetim sorunu yaşadığına da işaret ediyor.

HAMANEY’DEN SONRAKİ İKİNCİ BÜYÜK KAYIP: LARİCANİ VE OLUŞAN BOŞLUK

ABD ile İsrail’in 28 Şubat’ta başlayan saldırılarının ilk hedefi yönetim kadrosu oldu. İlk saldırılarda dini lider Ali Hamaney ile onun yakın çevresini oluşturan askeri, dini ve bürokratik yönetimin elit isimleri yaşamını yitirdi. Bu, savaşın ilk haftasında İran’da önemli bir yönetim zaafiyetini ortaya çıkardı, ancak Hamaney’den sonra etkili olabilecek bazı isimler hala hayattaydı. Bu isimlerin başında ise Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani geliyordu.

Hamaney’in en güvendiği birkaç isimden biri olduğu kaydedilen Laricani, bazı kaynaklara göre savaşı fiilen yürüten kişiydi. İran’da dini lider olabilecek veya dini lideri seçebilecek yapıdan biri olmamakla birlikte Laricani’nin hem Hamaney ve dini lideri belirleyen elit kesimle ilişkilerinin iyi olduğu, hem Rusya ve Çin gibi önemli ülkelerle diplomatik ilişkilerde kilit rol oynadığı ve hem de rejimin garantisi olarak yıllar içinde teşkilatlandırılan Devrim Muhafızları arasında da önemli bir etkisinin bulunduğu kaydediliyordu. Bu nedenle savaşın 17’nci gününde Laricani’nin öldürülmesi, Hamaney’den sonraki en büyük lider kaybı olarak değerlendirildi.

Hamaney’in en güvendiği isimlerdendi | İsrail: Laricani öldürüldü – Laricani neden önemli?

SEÇİLMİŞLERİN ROLÜ YOK, YENİ DİNİ LİDERİN GELECEĞİ BELİRSİZ

İran’da şeriata dayalı anayasaya göre, ülkenin esas lideri dini lider. 1989’dan beri Hamaney, esas lideri olarak ülkeyi yönetti. Cumhurbaşkanını görevden almak dahil her konuda tek yetkili kişi olan dini lider, her zaman seçimle iş başına gelen isimleri gölgede tuttu. Son olarak Cumhurbaşkanı seçilen ve muhafazakar kanada nazaran kısmen ılımlı görüşlere sahip olduğu ileri sürülen Mesud Pezeşkiyan’ın da kendisinden önceki Cumhurbaşkanları gibi sınırlı bir etkiye sahip olduğu belirtiliyor. Bu durumda son savaş sürecinde Pezeşkiyan’ın hayatta olan en üst düzey görevdeki isim olmasının ne derece anlamlı olabileceği kuşkulara sebep oluyor. Halihazırda, öldürülen babasının yerine dini lider seçilen Mücteba Hamaney bu nedenle önemli bir isim oluyor.

Bu, İran’da dini yönetimin belirlediği şartlarda seçilebilen meşru isimlerin değil, teokratik yönetim hiyerarşisinin belirlediği isimlerin bütün büyük kayıplara rağmen etkisini sürdüreceğini gösteriyor. Bununla birlikte bu durumun Hamaney zamanındaki kadar kesin olmayabileceğine de dikkat çekiliyor. Mücteba Hamaney’in babası kadar rahat hareket edebileceğine dair kuşkular bulunuyor. Her şeyden önce doğrudan İsrail ve ABD’nin hedefinde olması, bu nedenle hareket kabiliyetinin sınırlı olması ve bizzat teokratik hiyerarşi içinde ne derece kabul gördüğüne ilişkin tartışmalar, İran’ın bundan sonraki dini yönetimine dair şüpheleri oluşturuyor.

GÜVENLİK BÜROKRASİSİNDE OLUŞAN BOŞLUK VE DEVRİM MUHAFIZLARININ GELECEĞİ

İran’da oluşan yönetim boşluğunu yaralı olduğu ve henüz gözükmeyen Mücteba Hamaney üzerinden yeniden tahkim etmeye çalışan teokratik bürokrasinin bir diğer zaafiyet noktasını ise, yıllardır bel bağladığı güvenlik bürokrasisinde oluşan boşluk oluşturuyor. İran, dini liderin yönetimi altında yıllar içinde en büyük yatırımı güvenlik alanına yaptı. Bu sadece silahlanma kapasitesini geliştirmekle ilgili değildi, aynı zamanda rejime sadık ve ideolojik formasyonu olan bir ordunun teşkilatlandırılması anlamına geliyordu. Devrim Muhafızları bu açıdan İran İslam Cumhuriyeti’nin en önemli güvenlik yatırımı olarak kritik öneme sahip.

İsrail ve ABD’nin hem 13 Haziran 2025’te hem de 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarında dini lider ve yönetim elitleriyle eşzamanlı olarak doğrudan Devrim Muhafızlarının hedef alınması, bu ordunun üstlendiği misyonla ilgiliydi. ABD ile İsrail saldırılarının amaçladığı ileri sürülen İran’da olası bir yönetim veya rejim değişikliği için dini bürokrasisi kadar bunun sigortası olan Devrim Muhafızlarının da etkisiz kılınmasını gerekli kılıyor. Son bir yıldaki iki savaşta, Devrim Muhafızlarının çok sayıda kritik komutanı öldürüldü. Ancak bunun Devrim Muhafızlarını devre dışı bırakmaya yetip yetmeyeceğine ilişkin tartışmalar devam ediyor. Irak’ta 2003’te Saddam Hüseyin ve Suriye’de 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinde dağılan ordunun önemli bir etkisi vardı. Ancak İran’da en önemli yönetici isimlerin öldürülmesine ve Trump’ın teslim olmaları halinde yaptırımlardan muaf tutulacaklarına dair açıklamalarına rağmen hala dağılma belirtisi göstermeyen bir ordu söz konusu. Bunun en önemli nedeni olarak, Devrim Muhafızlarının ideolojik-dini motivasyona göre örgütlenmesine ve misyon üstlenmesine dikkat çekiliyor. Bu da, İsrail’in on yıllardır süren ağır saldırılarında büyük kayıplar vermelerine rağmen Lübnan’daki Hizbullah’ın ve Gazze’deki Hamas’ın hala varlığını sürdürmesine benzetiliyor. Bu iki örgütün İran yanlısı olması ayrıca tesadüf değil.

Devrim Muhafızlarının bütünlüğünü korumaya yönelik oluşturulan bu sert yapısını nereye ve ne zamana kadar koruyabileceği de belirsizliğini koruyor. Ancak mevcut durumda çok daha sert bir yönetici elitiyle hareket edeceği ve mümkün mertebe varlığını korumaya devam edeceği belirtiliyor. Mücteba Hamaney halihazırda Devrim Muhafızları için önemli bir tercih olarak gösteriliyor, ancak bunun ağır darbe almış Devrim Muhafızlarının geleceğini de Hamaney’in kaderi gibi kırılgan hale getirdiği ve son olarak Ocak ayında görüldüğü üzere olası bir halk isyanının gelecek üzerinde belirleyici olabileceği kaydediliyor.

×

REUTERS: REJİMİN ESAS AMACI HAYATTA KALMAK

Reuters haber ajansı, Laricani’nin öldürülmesinin, “İslam Cumhuriyeti’ni daha belirsiz bir aşamaya ittiğini, bu durumun Tahran’daki karar alma süreçlerini karmaşıklaştırdığını ve savaş uzadıkça seçeneklerini daralttığını“ ileri süren bir haber analiz yayımladı.

Reuters, “Larijani gibi savaş alanındaki gerçekleri siyasi stratejiye dönüştürebilecek yetkililerin devlet içinde çok az olduğuna ve bu eksikliğin karar alma ve koordinasyonu yavaşlatabileceğine“ ilişkin 4 üst düzey İranlı yetkilinin değerlendirmelerine yer verdi.

Öte yandan Washington DC’deki Orta Doğu Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı Alex Vatanka’na göre, Laricani’nin ve diğer birçok üst düzey ismin ölümü “Tahran’daki siyasi süreci açıkça alt üst edecek ve hatta politika sürekliliğini veya politika esnekliğini tehlikeye atabilecek.”

İranlı iki yetkiliye göre, İslam Cumhuriyeti uzun zamandır üst düzey yetkililerin kaybına dayanacak şekilde yapılandırılmış durumda, ancak savaş koşullarında Laricani’nin yerini bir güç simsarı olarak doldurmanın çok daha zor olacağını da eklediler.

Başka bir yetkili ise, Larijani gibi birinin kaybedilmesinin yönetimi daha parçalı ve tepkisel hale getirme riski taşıdığı için, bunun acil etkisinin “İslam Cumhuriyeti’nin zayıflaması değil, karmaşa” olacağını söyledi.

Reuters’ın görüşlerini paylaştığı analistlere göre, “Laricani’nin ölümü sistemi daha da güvenlik kurumlarına doğru kaydıracak, kontrolü sıkılaştıracak ancak hem savaşın yürütülmesinde hem de olası bir sonuca yönelik planların şekillendirilmesinde esnekliği azaltacaktır.“ Bu noktada Uluslararası Kriz Grubu’nun İran Projesi Direktörü Ali Vaez, Laricani’nin ölümünün “sistemi felç etmeyeceğini“, ancak “tehlikeli bir anda ihtiyatlı davranabilecek bir başka üst düzey yetkiliden mahrum bırakacağını” söyledi. Vaez, “Her suikastla birlikte İran, demokratik açılımdan daha da uzaklaşıyor ve ya muhafız yönetimine ya da devletin çöküşüne daha da yaklaşıyor” dedi.

Reuters’a konuşan tüm yetkililer, yönetimin asıl amacının hayatta kalmak olduğunu söyledi.

Vatanka, “Rejim bir bütün olarak her zaman hayatta kalma ve çıkar odaklı İran anlayışına dayanmıştır. Bu anlamda, bu savaşta uzun süre veya mümkün olduğu kadar uzun süre kalacak, ancak aynı zamanda bir çıkış yolu da arayacak ideolojik radikallerdir” dedi.

DİKKATLER KALIBAF’A ÇEVRİLDİ

Analistlere göre, İsrail’in hedefli suikastları devam ederse, İslam Cumhuriyeti’nin hayatta kalmasının sadece direnç meselesi değil, aynı zamanda yerlerine yenilerini koyma meselesi olduğunu ve Laricani gibi kişilerin yerini doldurmanın, sistemin kabul edebileceğinden çok daha zor olduğunu fark edebilir.

Üst düzey yetkililerden bazılarının öldürülmesiyle, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, hem askeri yetkinliğe hem de siyasi nüfuza sahip kalan az sayıdaki isimden biri olarak öne çıkıyor. Eski bir komutan olan ve Devrim Muhafızları ile yeni Yüksek Lider Ayetullah Mücteba Hameney’e yakın bağları bulunan Kalibaf, uzun zamandır kendisini modernleşme yanlısı bir otoriter lider kalıbında güçlü bir adam olarak konumlandırıyor.

Reuters’ın bu analizen karşın, mesele Kalibaf’ın hayata olup olmadığıdır. Dün İsrail kaynakları İstihbarat Bakanı’nın yanı sıra Kalibaf’ın da hedef alındığını ve hatta yaşamını yitirdiğini ileri sürdü. İran’dan henüz resmi bir açıklama gelmiş değil. Kalibaf’ın ölümü, İran için Laricani’den sonraki en güçlü seçeneklerden birinin daha devre dışı kalması anlamına geliyor; bununla birlikte hala yaşıyorsa da, İsrail’in muhtemelen en fazla hedefinde bulunan isimlerin başında olmaya devam edecek ve bu da onun hareket kabiliyetini sınırlayan en önemil faktörlerden biri olacak.

İRAN’IN ÜST DÜZEY KAYIPLARI

28 Şubat

  • Dini lider Ali Hamaney
  • Hamaney’in başdanışmanı ve Savunma Konseyi Genel Sekreteri Ali Şamhani
  • Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Muhammed Pakpur
  • Genelkurmay Başkanı Abdülrahim Musavi
  • Savunma Bakanı Aziz Nasırzadeh
  • Hamaney’in askeri sekreteri Muhammed Şirazi
  • Hamaney’in yardımcılarından Tümgeneral Ekber İbrahimzade
  • Genelkurmay İstihbarat Başkan Yardımcısı Tümgeneral Salih Esedi
  • Genelkurmay Operasyon Başkanlığı Plan ve Operasyon Dairesi Başkanı Muhsini Mutlak
  • Genelkurmay Hazırlık Dairesi Başkanı Tümgeneral Hasan Ali Tacik
  • Nükleer silah araştırma teşkilatı başkanı Huseyn Cebel Amelia
  • Nükleer silah araştırma teşkilatı eski başkanı Rıza Muzafferi Nia
  • Silahlı Kuvvetler Hazırlık ve Lojistik Başkan Yardımcısı Tümgeneral Muhsin Darebagi
  • Polis istihbarat şefi Gulam Reza Rezaiyan

3 Mart

  • Aziz Nasirzadeh’in yerine savunma bakanı atanan Macid ibn el-Reza
  • Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü komutanı Reza Gazaei

8 Mart

  • Beyrut’ta Devrim Muhafızlarının Mali yetkilisi Macid Hassini, Lübnan Kolordusu istihbarat şefi Ali Reza Bi-Azar, Filistin Kolordusu istihbarat şefi Ahmad Rasouli ve istihbarat subayı Huseyn Ahmadlou

12 Mart

  • Beyrut’ta Hizbullah bünyesindeki İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı füze birliğinin operasyon komutanı Ebu Zerr Muhammed

17 Mart

  • İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani
  • Besic güçleri Komutanı İsmail Suleymani ve bazı yardımcıları

18 Mart

  • İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib
  • İran Parlamentosu Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf (henüz doğrulanmadı)
12 GÜN SAVAŞI’NDAKİ KAYIPLAR

13 Haziran 2025’teki 12 Gün Savaşı’nda yaşamını yitiren İran’ın üst düzey yetkilileri şöyle:

  • İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri
  • Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami
  • Hatam el-Anbiya Karargahı’nın komutanı Gülam Ali Reşid
  • Gülam Ali Reşid’in yerine atanan general Ali Şadmani
  • Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Amir Ali Hacızade
  • Devrim Muhafızları istihbarat birimi direktörü Muhammed Kazimi
  • Nükleer Bilim ve Teknoloji Araştırma Enstitüsü Başkanı Seyid Amir Hüseyin Fakhi
  • Nükleer fizikçi Fereydoon Abbasi
  • Tahran’daki Azad Üniversitesi’nin Rektörü Mohammad Mehdi Tehranchi
  • İran’ın Shahid Beheshti Üniversitesi’nde nükleer mühendislik bölüm başkanı Abdulhamid Minouchehr
  • Shahid Beheshti Üniversitesi’nde nükleer mühendis Profesör Ahmad Reza Zolfaghari

Haniye, Sinwar, Nasrallah, Deif ve dahası | İsrail: Hamas sözcüsü Ebu Ubeyde öldürüldü

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz