Gezi davası kapsamında yaklaşık 9 yıldır cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın Avukatı Köksal Bayraktar, AİHM’in verdiği ihlal kararına dayanarak müvekkilinin infazının durdurulması için başvuru yaptı. Bunun üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Adalet Bakanlığı’ndan kararı “ivedi olarak” istedi.
HABER MERKEZİ – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği üç ihlal kararına rağmen 1 Kasım 2017’den beri cezaevinde bulunan iş insanı Osman Kavala hakkında yeni bir gelişme yaşandı.
MAHKEME, BAKANLIKTAN AİHM KARARINI “İVEDİ OLARAK” İSTEDİ
Osman Kavala’nın avukatlarından Köksal Bayraktar, AİHM Büyük Dairesi’nin 25 Ağustos’ta verdiği “ihlal” ve “derhal serbest bırakılmalı” kararının ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu.
Köksal, Kavala hakkında kesinleşen mahkumiyet hükmünün infazının AİHM kararı uyarınca durdurulmasını talep etti.
Mahkeme bunun üzerinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosu aracılığıyla Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanlığı’na yazarak bilgi istedi. Kararın Türkçe tercüme metninin veya onaylı bir örneğinin “ivedi olarak” mahkemeye gönderilmesini talep etti:
Yapılan talebin kabule değer olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla, hükümlü Osman Kavala hakkında AİHM tarafından verilmiş bir ihlal kararı bulunup bulunmadığının araştırılması, adı geçen hükümlü hakkında verilmiş bir ihlal kararı var ise söz konusu kararın Türkçe tercüme metninin veya onaylı bir örneğinin ivedi olarak Mahkememize gönderilmesi hususunda,
Bilgi ve gereği rica olunur.
AVUKAT BAYRAKTAR: ADALET BAKANLIĞI, AİHM KARARINI MAHKEMEYE GÖNDERMELİ
Kavala’nın avukatlarından Köksal Bayraktar, mahkemenin Adalet Bakanlığı’na AİHM kararını sormasının ardından bianet’ten Hikmet Adal‘a yaptığı açıklamada talep yazısının hukuki sürecin bir parçası olduğunu söyledi. Şunları ekledi:
“Mahkemenin talebi, kararın resmi nüshasının mahkeme dosyasına getirtilmesiyle ilgili bir usul işlemi niteliğinde. Mahkemenin elinde henüz karar yok. Yetkili merci Adalet Bakanlığı ve mahkemeye kararı göndermesi gerekli. Ayrıca bakanlığın kararı Türkçeye tercüme etmesi gerekli. AİHM’in daha önce verdiği iki ihlal kararında da süreç benzer işlemişti ve uzun sürmüştü.”
AİHM KARARLARININ MAHKEMEYE ULAŞMASINDA SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?
AİHM kararları, Türkiye’de Yargıtay veya istinaf mahkemesinin verdiği bir bozma kararı gibi doğrudan ilk derece mahkemesine gönderilmiyor. AİHM, ulusal mahkemelerin üzerinde yer alan ve dosyayı bozarak yeniden görülmek üzere geri gönderen bir temyiz mahkemesi değil.
AİHM’in kesinleşen kararlarının uygulanmasından ilgili devlet sorumlu. Kararın uygulanmasını ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetliyor. AİHS’nin 46. maddesine göre kesinleşen AİHM kararı Bakanlar Komitesi’ne iletiliyor ve devletin ihlali gidermek için aldığı bireysel ve genel tedbirler burada takip ediliyor.
Türkiye’de AİHM kararlarının uygulanmasına ilişkin işlemleri Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı yürütüyor. Başkanlığın görevleri arasında AİHM kararlarının ilgili kurumlara ve mahkemelere dağıtılması da bulunuyor.
Bu nedenle bir AİHM kararının iç hukukta yeniden yargılama veya infazın durdurulması gibi bir işleme dayanak yapılması halinde mahkeme, kararın Türkçe tercümesini veya onaylı örneğini Adalet Bakanlığı’ndan isteyebiliyor.
Adalet Bakanlığı kararın Türkçe tercümesini veya onaylı örneğini mahkemeye gönderdiğinde belge dosyaya girecek. Bundan sonra İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Kavala’nın avukatlarının talebini değerlendirecek.
Ceza Muhakemesi Kanunu, kesinleşmiş bir ceza hükmünün AİHS’ye aykırı şekilde verildiğinin AİHM’in kesin kararıyla tespit edilmesini yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul ediyor.
CMK’nın 312. maddesine göre mahkeme ayrıca infazın geri bırakılmasına veya durdurulması konusunda hüküm sahibi.
AİHM’DEN ÜÇÜNCÜ KEZ İHLAL KARARI: “KAVALA SEBEST BIRAKILMALI”
AİHM Büyük Dairesi, 25 Ağustos 2026’da açıkladığı Kavala/Türkiye (No. 2) kararında, Kavala’nın 2019’dan sonraki özgürlüğünden yoksun bırakılmasını, Gezi Davası’ndaki yargılamasını ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını inceledi.
Mahkeme, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade ve örgütlenme özgürlükleri ile haklara getirilen sınırlamaların amaç dışı kullanılmasını yasaklayan maddeler dahil olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin çeşitli hükümlerinin ihlal edildiğine karar verdi. Tahliye olanağı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet cezası bakımından da işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine hükmetti.
AİHM, Türkiye’nin Kavala’nın mümkün olan en erken tarihte serbest bırakılmasını sağlaması ve mahkumiyetinin doğurduğu sonuçları ortadan kaldırması gerektiğini belirtti. AİHM’in resmi açıklamasında, Kavala’nın mahkumiyetinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) hukuku bakımından “hükümsüz” kabul edilmesi gerektiği de kaydedildi.
Kavala hakkında AİHM ilk olarak 10 Aralık 2019’da ihlal kararı vermiş ve derhal serbest bırakılmasını istemişti. Kararın uygulanmaması üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ihlal prosedürünü başlatmış, AİHM, 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin AİHS’den kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğine hükmederek ikinci kez ihlal kararı vermişti.
OSMAN KAVALA HAKKINDAKİ YARGI SÜRECİ
Osman Kavala, 1 Kasım 2017’de İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği’nce “cebir ve şiddet kullanarak Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla tutuklandı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 10 Aralık 2019’da Kavala’nın tutukluluğunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğuna ve derhal serbest bırakılması gerektiğine hükmetti. Buna rağmen 18 Şubat 2020’de Gezi davasından beraat eden Kavala, cezaevinden çıkmadan yeniden gözaltına alındı ve “casusluk” suçlaması ile başka bir dosyadan tekrar tutuklandı.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 29 Eylül 2020’de Türkiye’ye Kavala’yı serbest bırakma çağrısı yaptı. Aynı gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yeni bir iddianame düzenledi. 29 Aralık 2020’de ise Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruyu reddetti. Ocak 2021’de Bölge Adliye Mahkemesi, Gezi davasındaki beraat kararını bozdu. Yıl boyunca yapılan duruşmalarda Kavala’nın tutukluluğu devam ettirildi.
Ekim 2021’de bu kez diplomatik bir kriz patlak verdi. Aralarında ABD, Almanya, Fransa ve Hollanda’nın da bulunduğu 10 ülke büyükelçisi Kavala’nın serbest bırakılmasını istedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, söz konusu büyükelçilerin “persona non grata” ilan edilebileceğini söyledi.
2022 yılı başında Gezi ve Çarşı davaları birleştirildi. Savcı, Mart ayında ağırlaştırılmış müebbet istedi. 25 Nisan 2022’de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Kavala’yı “casusluk” suçlamasından beraat ettirdi ancak “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.
AİHM, Temmuz 2022’de Türkiye’nin Kavala kararını uygulamadığını tespit ederek ihlal kararı verdi. 28 Eylül 2023’te Yargıtay, Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet cezasını onadı.
24 Temmuz 2024’te dönemin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kavala’nın avukatlarının yeniden yargılama talebini reddetti. Böylece Kavala’nın tahliyesi yönündeki girişimler sonuçsuz kaldı.







