BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Avukat Cengiz Yürekli:

Öcalan fikirlerini, aracılarla değil, doğrudan aktarmalı

Avukat Cengiz Yürekli:

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Cengiz Yürekli, “Sayın Öcalan artık kendi fikirlerini aracılar yoluyla değil, doğrudan kendisinin topluma aktarması gerekiyor” dedi ve Türkiye’nin iç mevzuatı gereği anayasal düzeyde “umut hakkı”nın uygulanmasını istedi.

HABER MERKEZİ – Kürt meselesiyle ilgili devam eden süreçte 10 Ağustos’ta Meclis’te çerçeve yasa kabul edildi ve Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girdi. Ancak bu yasanın uygulanabilmesi için Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) onayı şartı bulunuyor.

Öte yandan bu sürecin ilerleyebilmesinin İmralı’da Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelere bağlı olduğuna dikkat çekiliyor. Öcalan, son olarak 2 Ağustos’ta DEM Parti İmralı Heyeti ile görüştü.

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Necla Demir Arvas, Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Cengiz Yürekli ile konuştu. Yürekli, Öcalan ile görüşme, „umut hakkı“ ve gündemdeki bazı tartışmalara dair açıklamalarda bulundu.

Cengiz Yürekli’nin açıklamasında öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

AVUKATLARI OLARAK KENDİSİYLE GÖRÜŞEMEDİK

Neredeyse 2 yıllık bir süreç geçti ve ciddi adımlar atıldı. Bunlar Sayın Öcalan’ın sabrıyla iyi niyetiyle gerçekleşen adımlar oldu. Gerek Türkiye tarihinde 50 yıllık geçmişte gerekse de dünya örneklerinde böylesi bir emsal söz konusu değil. O yüzden Sayın Öcalan müzakere pozisyonundadır ve müzakereye yaraşır adımların atılması, koşulların yaratılması gerekiyor. Demokratik müzakere pozisyonu sağlanmalı. Böylesi bir durumdayken siz hala mahpuslara tanınan hakları tanımıyorsanız burada bir sorun söz konusudur. Bu sorun sizin ikna ediciliğinizi de iyi niyetinizi de sekteye uğratacaktır. Yasa çıktıktan sonra aile, avukat ziyaretleri veyahut heyet ziyaretleri söz konusu olmadı ki artık bu ziyaretlerin gerçekleşmesi mevcut süreç itibariyle geri bir pozisyondadır. Sayın Öcalan’ın doğrudan toplumla ve diğer kendi ilişki ağıyla temas etmesi gerekiyor. Bu bir beklentiden daha çok bir zorunluluk ve olması gereken bir şeydir. Bu konuda en ufak bir adım atılmış değil. Dışarıya yansıyan bir şey de söz konusu değil. En son 21 Mart’ta bir görüşme gerçekleştirmiştik. O günden bu güne 6 ay gibi süre olmasına rağmen avukatları olarak kendisiyle görüşemedik.

ÖCALAN’IN GÖRÜŞLERİNİ DOĞRUDAN AKTARMASI GEREKİYOR

Doğrudan sürecin bütün muhataplarının, taraflarının kendi derdini, faaliyetlerini ve ileriye dönük iddialarını topluma açıklaması gerekiyor. Süreç ancak bu şekilde şeffaflaşır, ancak bu şekilde toplumsallaşır. Baş müzakereci pozisyonundaki Sayın Öcalan artık kendi fikirlerini aracılar yoluyla değil, doğrudan kendisinin topluma aktarması gerekiyor. İkna etmesi gereken bir Türkiye toplumu var. İkna etmesi gereken bir Kürt toplumu var -ki bence iknadırlar- ancak 50 yıllık tarihsel süreçte yaşananlar ve buna dair ileriye dönük yaşanacak olanlar sürecin bize vaat ettiklerini doğrudan dinlememiz gerektiğini gösteriyor.

Şimdiye kadar basının çoktan gitmesi lazımdı. Siyasal örgütlerin çoktan gitmesi gerekiyordu. Bir komisyon ziyareti oldu o da bütün meclisin üye vermesine ve çoğunlukla oy çıkmasına rağmen yalnızca 3 parti mensubu oraya gitti, diğerleri gitmedi. Bu kadük bırakan bir durumdur.

Artık ailenin, avukatların, heyetlerin aktarımı değil, Sayın Öcalan’ın doğrudan kendisinin bu kesimlere seslenmesi gerekiyor. Kendi örgütüne, kendi halkına seslenmesi gerekiyor. Bir yasa çıktı kimler kapsamında kimler değil, hukuk açısından çok vasat bir yasadır. Bunu izah ve ikna edecek olan da Sayın Öcalan’dır.

O yüzden bu koşulların ivedilikle hayata geçmesi gerekiyor. Bu sadece bir talep değil, bunun hayata geçmesi için aklında soru işareti olan bütün toplumsal kesimler, başta biz Kürtler demokrat yurtseverler olarak, Türkiye’nin batısındakiler, başka siyasal oluşumlar, inanç kesimleri olmak üzere herkesin örgütlü bir şekilde bu talebi dile getirmesi gerekiyor. ‘Sayın Öcalan ne diyor, biz bunu doğrudan kendisinden duymak istiyoruz’ şeklinde. Böylesi bir yurttaşlık sorumlulukları var. Bunun gereğini yerine getirmek gerekiyor.

“UMUT HAKKI”NIN UYGULANMASI GEREKİYOR

“Umut hakkı”nın tesis edilmesi AİHM kararının bir gereğidir. Türkiye’nin kendi iç mevzuatı gereği anayasal düzeyde “umut hakkı”nın uygulanması gerekiyor. Bu süreçte Devlet Bahçeli’nin “umut hakkı uygulansın” çağrısı da vardı. Aradan geçen bunca süreye rağmen gündem yapılmadı, gereklilikleri yerine getirilmedi.

“Umut hakkı” Sayın Öcalan genelinde yürütülen hukuki mücadelenin bir kazanımıdır, bütün Türkiye hukukunu etkilemektedir. “Umut hakkı” bütün Türkiye infaz mevzuatının demokratikleştirilmesi anlamına gelmektedir. Ağırlaştırılmış müebbet statüsünün değiştirilmesi anlamına geliyor. Bunun kapsamında birçok kişi var. Sayın Öcalan ile beraber zikrediliyor ama bu kapsamda birçok mahpus var ve Türkiye mevzuatında Avrupa kriterlerinden de geriye çeken bir durumdur. Yalnızca bu yönüyle bile olsa derhal uygulanması gerekir. Ancak Sayın Öcalan’ın özgürlüğü için de kazanılan hukuki kazanımların hayata geçmesi için de elzem bir durumdur.

Süreci manipüle etmek isteyenler var, sürece karşıt olan başkaca taraflar var diye sürekli zikrediliyor ya tuhaftır Avrupa bu konuda adım atmıyor. Böylesi bir süreç varken ve taraflar görüşüyorken AİHM kararı uygulanması gerekiyorken, AK BK’nin sorumluluğundayken bu konuda adım atmıyor. Haziran ayında oturumda yoktu, Eylül ayında oturumları olacak, henüz oraya bir başlık açmadı. Bizim yeni çabamız tekrar Aralık ayındaki oturumda “umut hakkı” başlığını açmasıdır. Bizim yıllardır olan davalarımız var. Daha önce çatışmalı süreçlerde biz karışamayız gibi gerekçeler üretip “bu süreç siyasal politik bir süreçtir, müzakere ya da görüşme süreci gibi rahatlama olursa o zaman biz rolümüzü oynayabiliriz” şeklinde beyanları vardı. 2 yıldır yürüyen bir süreç olmasına rağmen Sayın Öcalan’a dair tek bir karar çıkmadı. Bakanlar Komitesi özellikle bunu takip edip uygulamakla görevli ancak gündemine dahi almıyor. Bunu bütün çevrelerin görmesi gerekiyor. Çünkü Sayın Öcalan şahsında temsil edilen Kürt sorunudur. Bunu böylesi bir ayrım şeklinde ortaya koymamız lazım. Sayın Öcalan’ın hukuksal pozisyonu asla bireysel başvuru kapsamında değerlendirilemez. O yüzden Avrupa Birliği (AB) Raportörleri olsun, komisyon ve komite temsilcileri olsun diğer başvurular için yüksekten konuşabilirken, Sayın Öcalan şahsında olabildiğince bunu sümenaltı etme çabasına girişmişlerdir. Biz bunu görebiliyoruz ve bunun için mücadelemiz söz konusu olabiliyor ama gönül isterdi ki bunu onların insafına bırakmaksızın iktidar-hükümet parlamento kendi sorumluluğunu yerine getirsin ve “umut hakkı”na göre yasalarını dizayn etsin.

Bu kararlar her şeyden evvel bireysel kararlar olarak değerlendirilemez. Bu kararlar Türkiye’nin demokratik bir hukuka kavuşması ve inşa etmesinin gerekliliğidir. AİHS’ne tabisiniz o zaman AİHM kararlarını uygulamak zorundasınız. Anayasa Mahkemesi gibi en üst düzeyde bir yargı organınız var o zaman bu kararları uygulayacaksınız. Bunların hepsi mücadele ve kazanımla evrensel hukuk değerlerinin geldiği yerler itibariyle elde edilmiş haklar. Hukuku tek başına kararlar olarak değerlendirmemek lazım, bunun içinde üç kuşak hakları elde etmek de söz konusu. Bunun içinde adil yargılanma var. Mahkemelerin bağımsızlaşması söz konusu olacaktır, bunun içinde ifade hürriyeti vardır, basının kamuoyu adına daha sorgulayıcı pozisyonda olmasını sağlayacaktır. Cezaevlerinin şiddet mekanları olmaktan arındırılması sonucunu beraberinde getirecektir. Demokrasinin yerele kadar inmesini getirecektir. Çünkü siz bugün hukuk eliyle toplumun örgütlenmesini, yerelden demokrasiyi inşa etmesini engelliyorsunuz. Demokrasi sadece 4-5 yılda bir irade beyanında bulunup seçme seçilme kapsamında bir şey değil. Yerelden örgütlenen ve kendi hayatına dair karar vermek ile ilgili bir şeydir. Bunun için de kamu adına karar vericileri sorgulamak da söz konusudur. İşte bunlar hepsi bütün bu sözleşmelerin demokratik hukuk dediğimiz şeyin kapsamındadır. Bu süreçle beraber tam da inşa edilmesi gereken budur.  “

Benzer Haberler

Osman Kavala hakkındaki ihlal kararı

Mahkeme, Adalet Bakanlığı’na AİHM’in kararını sordu

Bakan Tekin açıkladı

MESEM’lerde 10 bine yakın kaza: 37 öğrenci yaşamını yitirdi

MİT görevlisi Kozinoğlu soruşturması

9 yeni gözaltı: Bakan Gürlek’ten açıklama var

Hakan Tosun davası

Savcılık 'kasten öldürme'den ceza istedi

İzmir’de AKP’li belediye sayısı 3’e çıktı

Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı AKP’ye geçti

Erdoğan’ın avukatı duyurdu:

Özel 800 bin TL tazminata mahkum edildi

Gürlek kritik dosyalar için konuştu

Gülistan Doku soruşturmasında 'kimyasal ihtimaline' işaret etti

Avukat Cengiz Yürekli:

Öcalan fikirlerini, aracılarla değil, doğrudan aktarmalı