30 Ekim 2026 Nûmedya24
Köşe Yazısı

ABD’nin 11 Eylül’ünden Türkiye’nin bitmeyen 12 Eylül’üne

Fatih Polat Gazetemizin yazarlarından Aras Coşkuntuncel, Evrensel’de dün “Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm” başlığıyla yayımlanan yazısında, 25 yıl önce ABD’nin ikiz kulelerini hedef alan El Kaide saldırısının ardından yaşanan süreci özetledikten sonra şöyle devam ediyordu: “Kısacası Trump’ı ve faşist MAGA hareketini getiren gökten bir zembil değil, bugün “merkez” ve “liberal merkez” olarak anılan Clinton, Bush,

Fatih POLAT

Gazetemizin yazarlarından Aras Coşkuntuncel, Evrensel’de dün “Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm” başlığıyla yayımlanan yazısında, 25 yıl önce ABD’nin ikiz kulelerini hedef alan El Kaide saldırısının ardından yaşanan süreci özetledikten sonra şöyle devam ediyordu: “Kısacası Trump’ı ve faşist MAGA hareketini getiren gökten bir zembil değil, bugün “merkez” ve “liberal merkez” olarak anılan Clinton, Bush, Obama, Biden yatağı oldu.

11 Eylül’ün hemen öncesinden başlayıp 11 Eylül ile hızlanan ve genişleyen bu emperyalist ve neoliberal şiddet çizgisine bakınca Avrupa’da da benzer bir süreç bulabiliriz: liberal ve sosyal demokrat partiler kendilerini faşizme karşı ehven-i şer diye pazarladılar ve neoliberal ve kemer sıkma politikaları sonucu Avrupa’da faşist parti ve programlar yükseldi.”

ABD Başkanı George W. Bush’un, 11 Eylül 2001 tarihinde, New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kulelerinin El Kaide tarafından uçaklı intihar saldırılarıyla hedef alınmasının ardından yaptığı açıklamada, verecekleri yanıt için ‘Haçlı seferi’ ifadesini kullanmasının tam olarak neye karşılık geldiği yaşayarak görüldü. ABD’nin Irak’ı işgaline gerekçe olarak öne sürdüğü Saddam’ın elinde kitle imha silahları olduğu iddiası, aksi yöndeki BM raporlarına rağmen 20 Mart 2003 sabahı Irak’ın işgali başladı.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

İlgili Haberler

Faik Bulut yazdı

Çakal Carlos: Dünyanın en ünlü militanının paralı askere dönüşünün hikâyesi (1)

Çakal Carlos’un “devrim adına” yapıp ettiklerinden çıkarılacak en büyük ders bence şudur: İster bireysel isterse grup halinde olsun; öncü vuruşlara dayalı kitlesiz şiddet, halktan kopuk silahlı eylemler ve bilhassa dogmatizme dayalı radikalizm en masum militanları bile asıl amacından saptırıp devletlerarası büyük güçlerin oyuncağı, kiralık katili, paralı askeri, vurucu gücü haline getirmektedir. Varılan sonuç çoğu zaman hüsrandır ve halkın menfaatlerine aykırıdır.

Akın Olgun yazdı

Baro seçimlerinden taşan şey

DEM Parti’nin, demokratik siyasetteki boşluğu dolduracak şekilde bir hat kurma ve bu hattı muhalefetin merkezi haline getirme politikasından ve bunu son dönemde görünür kılmasından, en çok ana muhalefet içindeki İYİ Partili hücrelerin ve İmamoğlu çevresinin rahatsızlık duyduğu malum. Çerçeve yasa için “hayır” kampanyası örgütleyen aklın nereye ait olduğunu ve bu tavrın nasıl karşıtlık havuzuna akıtıldığını bilenler için bu bir tartışma konusu da değil ayrıca. O havuzdan Kocasakal çıktı işte…

Ercan Jan Aktaş yazdı

Sırbistan’da gençlerin zaferi

Fransa, Almanya ve Sırbistan başta olmak üzere farklı ülkelerde ortaya çıkan bu hareketler, karar alma süreçlerini belirli bir liderliğin ya da merkezi yapının tekelinde toplamak yerine, yerel inisiyatifler, özerk örgütlenmeler, yatay koordinasyon ağları ve öğrenci meclisleri aracılığıyla ilerlemektedir. Bu pratiklerde doğrudan demokrasi, yalnızca siyasal taleplerden biri değil, mücadelenin örgütlenme biçimini belirleyen temel bir ilke olarak öne çıkmaktadır.

Faik Bulut yazdı

Çakal Carlos: Dünyanın en ünlü militanının paralı askere dönüşünün hikâyesi (1)

Çakal Carlos’un “devrim adına” yapıp ettiklerinden çıkarılacak en büyük ders bence şudur: İster bireysel isterse grup halinde olsun; öncü vuruşlara dayalı kitlesiz şiddet, halktan kopuk silahlı eylemler ve bilhassa dogmatizme dayalı radikalizm en masum militanları bile asıl amacından saptırıp devletlerarası büyük güçlerin oyuncağı, kiralık katili, paralı askeri, vurucu gücü haline getirmektedir. Varılan sonuç çoğu zaman hüsrandır ve halkın menfaatlerine aykırıdır.

Akın Olgun yazdı

Baro seçimlerinden taşan şey

DEM Parti’nin, demokratik siyasetteki boşluğu dolduracak şekilde bir hat kurma ve bu hattı muhalefetin merkezi haline getirme politikasından ve bunu son dönemde görünür kılmasından, en çok ana muhalefet içindeki İYİ Partili hücrelerin ve İmamoğlu çevresinin rahatsızlık duyduğu malum. Çerçeve yasa için “hayır” kampanyası örgütleyen aklın nereye ait olduğunu ve bu tavrın nasıl karşıtlık havuzuna akıtıldığını bilenler için bu bir tartışma konusu da değil ayrıca. O havuzdan Kocasakal çıktı işte…

Ercan Jan Aktaş yazdı

Sırbistan’da gençlerin zaferi

Fransa, Almanya ve Sırbistan başta olmak üzere farklı ülkelerde ortaya çıkan bu hareketler, karar alma süreçlerini belirli bir liderliğin ya da merkezi yapının tekelinde toplamak yerine, yerel inisiyatifler, özerk örgütlenmeler, yatay koordinasyon ağları ve öğrenci meclisleri aracılığıyla ilerlemektedir. Bu pratiklerde doğrudan demokrasi, yalnızca siyasal taleplerden biri değil, mücadelenin örgütlenme biçimini belirleyen temel bir ilke olarak öne çıkmaktadır.

Anasayfa