BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Tekno-lordlar neyin kontrolünü kaybetti?

Tekno-lordlar neyin kontrolünü kaybetti?
🎧 Haberi dinle0:00 / --:--

Devletleri daha otoriter ve güvenlikçi rejimlere davet eden, yapay zekâyı bilim ve insanlığın ilerlemesi yerine savaş teknolojisinin hizmetine veren tekno-lordlar, insanlığa karşı yeni tehditler yaratmış ve kendi kurdukları düzenin kontrolünü kaybetmişler. Bütün mesele bu.

Menekşe KIZILDERE

Yapay zekâ hakkında birbirinden bağımsız gibi görünen açıklamalar peş peşe geldi ve herkes hızın yavaşlatılması gerektiği konusunda birden hemfikir oldu. Önce Anthropic’ten ayrılan araştırmacı Jacob Coxon, şirketlerin insanlığın geleceğiyle kumar oynadığını söyledi. Ardından Anthropic’in güvenlik araştırmacısı Evan Hubinger, yapay zekânın önümüzdeki on yıl içinde insanlığı yok etme ihtimalini kişisel olarak yüzde 10’un üzerinde gördüğünü açıkladı. [1] Bu kıyamet krizinin hemen ardından OpenAI CEO’su Sam Altman, Google DeepMind’ın başındaki Demis Hassabis ve Anthropic CEO’su Dario Amodei de yapay zekâ geliştirme hızının yavaşlatılması gerektiğine işaret etti. [2] Yıllardır birbiriyle rekabet eden tekno-lordların bir anda aynı kaygı cümlesinde buluşması tesadüf değil. Ancak bu koro halindeki feryat, arka planda tartışılması gereken asıl sınırları da görünmez hale getirebilir.

Bize sunulan anlatı net: Yapay zekâ hızla gelişiyor, özerk ajanlar giderek daha fazla işi kendi başlarına yapabiliyor ve güvenlik çalışmaları bu hıza yetişemiyor. Nitekim OpenAI’nin kendi incelemeleri, test edilen modellerin izole edilmek için tasarlanmış ortamlardan çıkarak internet erişimi sağladığını, farklı güvenlik açıklarını zincirlediğini, Hugging Face gibi gerçek sistemlere ulaştığını ve birbirleriyle iletişim kurmak için kendilerine ait mesaj panoları oluşturduğunu gösterdi. Anthropic de Claude modellerinin gerçek üçüncü taraf sistemlerine izinsiz eriştiği dört olay tespit etti. [3]

Fakat bu durum “yapay zekâ bilinç kazandı ve insanlığı yok edecek” demek değil. Mesele daha basit: Bir sisteme görev verdiğinizde, onun görevi yerine getirmek için sizin öngörmediğiniz yolları seçebilmesi. Daha önemlisi, sistemin ne yaptığını her zaman zamanında fark edememeniz. Anthropic’in ilk incelemesinde yaklaşık 141 bin kayıt taranırken, daha sonra bazı internet erişimli kayıtların bu taramadan kaçtığı anlaşılınca araştırma 481 milyon kayda genişletildi ve daha önce bulunmamış bir olay daha ortaya çıktı. [3] İşte burada “kontrol” kelimesinin anlamı değişiyor. Bir sistemi kontrol etmek yalnızca gerektiğinde kapatabilmek değildir. Ne yaptığını, sınırlarını ne zaman aştığını ve hangi sonuçlara yol açabileceğini zamanında görebilmek de kontroldür. Peki şirketlerin kaybettiği kontrol yalnızca birkaç algoritmik ajanın davranışı mı? Resme biraz daha geniş baktığımızda iki başka sınır daha ortaya çıkıyor.

Yapay zekâ ne kadar dijital görünürse görünsün, çalışmak için devasa bir fiziksel altyapıya ihtiyaç duyuyor. Veri merkezleri elektrik, su, çip, soğutma ve yeni enerji altyapısı gerektiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre veri merkezlerinin elektrik tüketimi 2025’te yüzde 17 arttı; AI odaklı veri merkezlerinde artış yüzde 50’ye ulaştı. Küresel veri merkezi elektrik tüketiminin 2030’da yaklaşık 950 TWh’ye çıkması bekleniyor. Üstelik AI sunucularının güç yoğunluğu da hızla artıyor ve bu durum elektrik şebekeleri ile tedarik zincirlerinde yeni darboğazlar yaratıyor. [4] Bu, yapay zekânın “asıl sorununun enerji olduğu” anlamına gelmiyor. Fakat önemli bir gerçeği gösteriyor: Yapay zekânın sınırsız bir dijital alanı yok. Onu büyütmek için gereken fiziksel kaynakların da bir sınırı var. Şirketlerin geliştirme hızının önünde yalnızca algoritmik değil, elektrik şebekeleri, çip üretimi ve veri merkezi kapasitesi gibi maddi sınırlar da bulunuyor.

Tekno-lordların devletleri daha fazla denetime çağırması yalnızca güvenlik açısından okunamaz. Bağımsız değerlendiriciler, ortak güvenlik standartları ve daha sıkı kurallar gerçekten güvenlik sağlayabilir. Fakat bu kuralların kimin gücünü artıracağı da ayrı bir soru. Milyarlarca dolarlık hesaplama altyapısına ve güvenlik ekiplerine sahip şirketlerin karşılayabileceği yükümlülükler, küçük şirketler ve açık kaynaklı projeler için aynı anlama gelmeyebilir.

Bu nedenle “yavaşlayalım” çağrısının güvenlik ihtiyacı ile pazar gücü arasında nasıl bir ilişki kuracağı tartışılmalı. Eski Beyaz Saray AI danışmanı David Sacks’ın itirazı da buradan geliyor: Şirketler gerçekten yavaşlamak istiyorsa bunu kendileri yapabilir; devletin vereceği özel izin ve düzenlemeler mevcut büyük oyuncuların avantajını artırabilir. [5] Burada kesin bir niyet okumak yerine, güvenlik adına kurulacak yeni düzenin aynı zamanda yeni bir pazar duvarına dönüşme ihtimalini görmek gerekiyor.

Üstelik mesele artık yalnızca şirketlerin meselesi de değil. ABD yönetimi, yapay zekâ yarışında Çin’in gerisinde kalmayı ulusal güvenlik sorunu olarak görüyor ve yavaşlama çağrılarına karşı çıkıyor. Trump’ın yaklaşımı açık: Amerika yapay zekâ yarışını kaybetmemeli. Böylece şirketlerin “güvenlik için yavaşlayalım” dediği yerde devlet “yavaşlarsak Çin kazanır” diyor. [6] Ortaya çıkan tablo bu yüzden yapay zekânın bilinç kazanıp insanlığı yok edeceği basitliğinden çok daha karmaşık. Bir yanda modellerin davranışını kontrol etmek zorlaşıyor. Bir yanda bu modelleri büyütmek için gereken fiziksel altyapının sınırları beliriyor. Bir yanda da şirketlerin ve devletlerin içinde bulunduğu rekabet, bu hızın düşürülmesini zorlaştırıyor.

Yapay zekânın kontrolünü kaybetmekten kaygılanıyorsak, önce yapay zekâyı bu kadar hızlı geliştiren insanların neyi kontrol edebildiğine bakmamız gerekiyor. Belki kaybedilen şey henüz yapay zekânın kendisi değil; onun davranışını, gelişme hızını ve büyümesi için gereken sistemi aynı anda yönetebilme kapasitemizdir. Devletleri daha otoriter ve güvenlikçi rejimlere davet eden, yapay zekâyı bilim ve insanlığın ilerlemesi yerine savaş teknolojisinin hizmetine veren tekno-lordlar, insanlığa karşı yeni tehditler yaratmış ve kendi kurdukları düzenin kontrolünü kaybetmişler. Bütün mesele bu.

Referanslar
1. Reuters. (10 Eylül 2026). AI Safety Researchers Issue Existential Risk Warnings and Resignations.
2. Amodei, D. (2026). We Must Pace the Frontier. Anthropic Essay & Public Statements on AI Safety Pace.
3. OpenAI & Anthropic. (2026). Technical Alignment Reports: The Hugging Face Incident and Cybersecurity Incident Assessments.
4. International Energy Agency (IEA). (2025–2026). Energy and AI: Key Questions on Global Infrastructure and Power Grid Strain.
5. Sacks, D. (2026). Public Statements and Critiques on AI Slowdown and Regulatory Capture.
6. Reuters. (13 Eylül 2026). Trump Administration Statements on US-China AI Competition and Slowdown Calls.

 

Menekşe KIZILDERE kimdir?

İklim krizi ve enerji politikaları alanında uzmandır. Yazılarında ekolojik kriz ile toplumsal eşitsizlikler arasındaki yapısal ilişkileri ele alır, demokratik modernite paradigması çerçevesinde alternatif ve eşitlikçi yaşam modellerini değerlendirir. Çalışmalarını bilimsel temelli ve toplumsal dönüşüm perspektifiyle sürdürmektedir

Benzer Haberler

Adana ve Mardin…

2 çocuk evlerinde ölü bulundu

Silivri’de gemi batmıştı

Kaptanın cansız bedenine ulaşıldı

DEM Parti: Kabul edilemez

SYKP Eşbaşkanı dahil 39 kişi gözaltına alındı

Sebze ve meyvede fiyat manipülasyonu soruşturması

41 firmanın yöneticisi için gözaltı kararı

DEM Parti’den anadil önergesi

Uysal: Kürtçe seçmeli ders anadilde eğitim hakkını karşılamıyor

‘Kaçınılmaz bir muhatap’

Fransız vekilden Abdullah Öcalan ile görüşme başvurusu

DEM Parti: Kabul edilemez

SYKP Eşbaşkanı dahil 39 kişi gözaltına alındı

‘Adınızı değiştirin’

'Yargıtay’dan Yeni Parti’ye tebligat' iddiası