1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla siyasilerden kutlama mesajları geldi. Açıklamalarda emeğin hakkının verilmesi, adaletin sağlanması, çalışma koşullarının uygun hale getirilmesi ve dayanışma vurguları öne çıktı.
HABER MERKEZİ – 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında siyasilerden peş peşe açıklamalar geldi. Mesajlarda ortak vurgu, emeğin korunması, çalışma hayatında adaletin sağlanması ve işçilerin haklarının teslim edilmesi oldu.
Siyasilerin ve partilerin sosyal medya hesaplarından yayınlanan mesajlar şöyle:
DEM Parti: “Alınteriyle dünyayı döndüren tüm işçi ve emekçilerin 1 Mayıs Emeğin Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü kutluyoruz.
Emeğin sömürülmediği, hakların gasp edilmediği, adaletin ve eşitliğin hüküm sürdüğü bir dünya için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Bugün ve her daim işçilerin ve emekçilerin yanında olmaya, dayanışma göstermeye, emeğin hakkı için birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Ya onurlu bir yaşam, ya bu kara düzen!
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu: “Adalet yerini bulacak. Emek karşılığını alacak. Bu ülke, en çok çalışanların hakkını aldığı gün güzelleşecek. Yaşasın 1 Mayıs!”
Emek Partisi: “Bugün dünyanın her köşesinde işçiler, ezilen ve sömürülen kitleler; çalışma koşullarının ağırlaştığı, sömürünün katmerleştiği, emperyalistler arası hegemonya mücadelesinin bölgesel savaş ve çatışmalar eşliğinde yeni bir aşamaya ulaştığı, savaş ve silahlanma giderlerinin işçi sınıfı ve emekçi halk kitlelerine fatura edildiği kapitalist barbarlığa karşı en acil talepleriyle alanları dolduracak.
Ülkemizde ise koşullar çok daha ağır. ‘Şimşek Programı’ adı altında çerçevelenerek alamet-i farikası ücretlerin baskılanması olan IMF programı, en gaddar biçimde uygulanıyor. Şimdilerde bölgedeki savaş gerekçe edilerek temel tüketim maddelerine art arda yapılan zamlar işçi sınıfı ve ezilen kitleler için yaşam koşullarını iyice çekilmez hale getirmiş durumda. Açlık sınırının 36 bin lira olduğu yerde işçilerin yüzde 53’ü (özel sektörde bu oran yüzde 70) 28 bin lira asgari ücretle çalıştırılıyor. 10 milyonu aşkın emekli 20 bin lira ile hayata tutunmaya çalışıyor.
Tohum, ilaç, mazot, sulama gibi girdi fiyatlarındaki fahiş artışlar nedeniyle üretemez hale gelen üretici köylü yeni çıkan maden yasası ile tümden çaresizliğe itildi. Bu öyle bir yasa ki, Cumhurbaşkanlığının bir gece yarısı kararnamesi ile köylünün toprağı elinden alınarak uluslararası ve yerli-yandaş maden tekellerine peşkeş çekilebiliyor.
Dahası bu yasa Türkiye’nin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını emperyalistlerin yağmasına açarken tarım arazilerini, ormanları, akarsuları ve gölleri geriye dönüşü mümkün olmayacak biçimde bir yıkımın eşiğine getiriyor.
Fakat Saray rejimi tarafından oluşturulan bu cehennem koşullar herkes için geçerli değil. Açlar ve işsizler ordusu büyürken birilerinin kasası şiştikçe şişiyor. 2024 yılı Küresel Zenginlik Endeksi’ne göre ülkemizde en zengin yüzde 1’lik kesim toplam servetin yüzde 39,5’ine sahip! Türkiye, gelir dağılımı adaletsizliğindeki bu tabloyla 21 Avrupa ülkesi arasında ilk sırada yer alıyor.
Ne var ki; iş vergi toplamaya gelince “devletin eli” sermayenin değil işçilerin cebine uzanıyor. Son 12 yılda işçilerden gelir vergisi olarak 5 trilyon liradan fazla tahsilat yapılırken o devasa holdinglerin kurumlar vergisi olarak ödedikleri para 3,5 trilyon lira! İşte “yerlilik-millilik”, “garip gureba” edebiyatı yapan Saray rejimi ve Cumhur İttifakının sicili budur.
Bu yüzdendir ki, bu gidişata karşı çıkan hak arayan işçiden sendikacıya, çevre ve doğa savunucularına, gerçekleri yazan, dile getiren gazeteciden akademisyene, aydınından siyasetçisine herkes tutuklanıp cezaevine konulmaktadır. Saray rejimi ve arkasındaki tekelci sermayenin en küçük toplumsal muhalefete bile zerrece tahammülü yoktur. Bu uğurda kendi yasalarını çiğnemekten geri durmamaktadır. CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar genişlerken, Kürt sorununda “yeni süreç” fiilen askıya alınmış bulunmaktadır.
Bunca pervasızlığa sebep elbette işçi sınıfının dağınıklığı ve örgütsüzlüğüdür. İşçi sınıfımız savaş fırsatçılarından silah tacirlerine, emperyalist yağmacılardan işbirlikçi saray rejimine ve arkasındaki tekelci sermayeye karşı sözünü 2026 1 Mayıs alanlarına taşıyacaktır.
Ne böyle bir günde işçileri bölmek için elinden geleni ardına koymayan sendika bürokratlarının çevirdikleri dümenler, ne de Saray rejimi ve sermayenin tehdit ve baskıları, işçilerin ekmek, barış, özgürlük ve adalet gibi acil talepleri dile getirmelerini önleyebilir.
İşçi sınıfımız er geç birliğini sağlayacak ve bu zulüm düzenini tarihin çöplüğüne atacaktır. Yaşasın Türkiye işçi sınıfının birliği ve örgütlü mücadelesi! Yaşasın enternasyonalizm! Yaşasın 1 Mayıs!
TİP Genel Başkanı Erkan Baş: “Bugün 1 Mayıs. Alın terinin hakkıyla yaşayan, ülkemizin tüm zenginliğini yaratan emekçilerin Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kutlu olsun. İşçilerin, işsizlerin, emeklilerin, kadınların, gençlerin, ezcümle tüm halkımızın kurtuluşu emeğin iktidarındadır. AKP iktidarının ilk günden beri taviz vermediği emekçi düşmanlığının sebebi budur. İş cinayetlerinin, mobbingin, düşük ücretlere yoğun çalışmanın, tüm bu haksızlık ve hukuksuzlukların toplamı, Saray iktidarıdır. 1 Mayıs, bu kara düzenin sonunu getiren çoban ateşi olsun. Emekçilerin birliği ve dayanışmasıyla üzerimize çöken bu karanlık bulutu dağıtalım. Zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok, öyleyse dünyayı kazanalım! Hepimizin 1 Mayıs’ı kutlu olsun. Yaşasın 1 Mayıs!”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan: “Dünyada ve ülkemizde dayanışmayı, emeği ve alın terini temsil eden 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günümüzü kutluyor, bu önemli gün vesilesiyle büyük ve güçlü Türkiye’nin gerçek kahramanları olan işçi, memur ve tüm emekçi kardeşlerimi en kalbi duygularla, muhabbetle ve hürmetle selamlıyorum. Ülkemizin, milletimizin ve insanlığın selameti için gece gündüz çalışmayı emeklerin en değerlisi olarak gören yönetim anlayışımız çerçevesinde, Türkiye’de çalışan hakları konusunda bugüne kadar teşebbüs dahi edilmeyen birçok reformu hayata geçirip, alın terinin hakkını verme hususunda büyük bir mücadele yürüttük. Emeği sadece ücreti ödenmesi gereken bir araç olarak değil, aynı zamanda korunması, saygı gösterilmesi ve itibarı teslim edilmesi gereken bir değer olarak görerek, çalışanlarımızın maddi imkanlarının yanında sosyal haklarını ve onurunu da koruyacak her türlü politikanın hayata geçirilmesine öncülük ettik. İşçilerimizin ve memurlarımızın çalışma koşullarının iyileştirilmesi, hak ettikleri yaşam standardına ulaşmaları için her türlü düzenlemeyi hayata geçirdik. Bu kapsamda; mağdur edilmiş, haklarından yoksun bırakılmış, adil muamele görmemiş ne kadar çalışan varsa müdafii ve sesi yine biz olduk. Sosyal devlet anlayışının gerektirdiği şekilde bir taraftan koşulları iyileştirirken bir taraftan da sendikal özgürlüğün temini noktasında üzerimize düşeni tereddütsüz bir şekilde yerine getirdik. Çalışma hayatında, köklü sorunların çözümü noktasında 24 yıldır bilfiil ortaya koymuş olduğumuz icraatlar, bugün gerek tam bağımsız kalkınma yolculuğumuzun istikrarlı bir şekilde iyileşen seyrinde, gerekse yediden yetmişe tüm vatandaşlarımızın artan refah ve yükselen standartlarında tezahür etmektedir.
Çalışma barışı ve toplumsal barışı güçlendirme kararlılığıyla sosyal paydaşlarımız başta olmak üzere; yatırım, üretim, istihdam ekseninde tam bağımsız yerli ve milli kalkınmamıza omuz verecek, ‘Türkiye Yüzyılı’ idealimizi fikirden fiile dönüştürecek tüm yol arkadaşlarımızla birlikte gelecek hedeflerimize yürümeye ve iş birliği içerisinde çalışmaya devam edeceğiz. Emeğin ve üretimin yüzyılını inşa etme kararlılığımızda bizleri cesaretlendiren ve motivasyon sağlayan Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği ve çalışanlarımızın alın teriyle yoğurulmuş bir temel üzerinde yükselecek Türkiye’ye olan sarsılmaz inancımızı bir kez daha yeniliyor, bu duygularla, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün barış, huzur ve kardeşlik içerisinde geçmesini diliyorum. Bugünün başta ülkemizdeki çalışanlarımız olmak üzere, dünyada özveri ve emeğiyle hayatını kazanan tüm işçiler ve memurlar için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: “1 Mayıs; alın terinin kıymetini bilen, emeği kutsal gören bir inancın mensupları olarak bizlere büyük bir sorumluluğu hatırlatmaktadır. Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in “İşçinin ücretini, alın teri kurumadan veriniz.” emri; çalışma hayatında adaletin, hakkaniyetin ve merhametin temel ölçüsüdür. Bizler; emeği yücelten, helal kazancı esas alan, kul hakkını gözetmeyi imanın bir gereği sayan bir medeniyetin temsilcileriyiz. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün; emeğin değer gördüğü, hakkın teslim edildiği, huzur ve kardeşliğin güçlendiği bir iklime vesile olmasını temenni ediyorum.”







