Şili’de, 1973 askeri darbesinin ardından işkence edilerek öldürülen halk ozanı Víctor Jara cinayetinin son firari sanığı da yakalandı. Eski albay Nelson Haase Mazzei’nin 53 yıl sonra cezaevine gönderilmesi, Pinochet diktatörlüğüne karşı yarım yüzyılı aşkın süren adalet arayışında önemli bir dönüm noktası oldu.
HABER MERKEZİ- Şilili müzisyen ve tiyatro yönetmeni Víctor Jara’nın 1973 askeri darbesi sırasında işkence edilerek öldürülmesine ilişkin davada, hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan son firari sanık da yakalandı. Şili polisi, eski albay Nelson Haase Mazzei’yi ülkenin güneyindeki Los Lagos bölgesinde düzenlenen operasyonla gözaltına aldı. Böylece, Latin Amerika’nın en sembolik insan hakları davalarından birinde yarım yüzyılı aşan adalet arayışının son halkası da tamamlanmış oldu.
Şili Yargı Kurumu, Haase Mazzei’nin gözaltına alınmasının ardından hakkında verilen hapis cezasını çekmek üzere derhal cezaevine gönderildiğini açıkladı. Eski subay, 2023 yılında kesinleşen mahkumiyet kararından bu yana firari durumdaydı. Şili Soruşturma Polisi (PDI), uzun süren arama çalışmaları sonucunda eski albayı ülkenin güneyindeki Los Lagos bölgesine bağlı Puyehue kırsalında saklanırken yakaladı.
Haase Mazzei, 1973 askeri darbesinden sonra Víctor Jara ile dönemin Cezaevleri Genel Müdürü Littré Quiroga’nın kaçırılması, işkence edilmesi ve öldürülmesinden sorumlu tutulan yedi eski askerden biriydi.
Ağustos 2023’te çıkarılan Yüksek Mahkeme kararı, yedi eski askerin 25 yıl hapis cezası ile sorumluluğunu onaylarken, eski askeri savcı Rolando Melo Silva, olaydan sonra suç ortağı olarak hareket ettiği için sekiz yıl ceza aldı.
Víctor Jara cinayetinden mahkum edilen eski askerler şunlardır:
- Nelson Haase Mazzei (son firari, 2026’da yakalandı)
- Pedro Barrientos Núñez (ABD’ye kaçmış, daha sonra Şili’ye iade edildi)
- Edwin Dimter Bianchi (“El Príncipe” lakaplı subay)
- Raúl Jofré González
- Hugo Sánchez Marmonti
- Patricio Vásquez Donoso
- Hernán Chacón Soto (2023’te polis evine geldiğinde intihar etti)
×VİCTOR JARA
Víctor Jara, yalnızca bir müzisyen değil, Şili’de halk müziğini sosyal adalet mücadelesiyle buluşturan Nueva Canción Chilena (Yeni Şili Şarkısı) akımının en tanınmış isimlerinden biriydi.
Tiyatro yönetmeni, şair ve Komünist Parti üyesi olan Jara, 1970’te iktidara gelen sosyalist Devlet Başkanı Salvador Allende’nin en güçlü kültürel destekçileri arasında yer alıyordu.
ÜNİVERSİTEDEN STADYUMA, STADYUMDAN MEZARA
Jara, darbeden bir gün sonra öğretim görevlisi olarak çalıştığı Devlet Teknik Üniversitesi’nde askerler tarafından gözaltına alındı. Yüzlerce öğrenci ve akademisyenle birlikte, geçici toplama merkezine dönüştürülen Estadio Chile‘ye (Şili Stadı) götürüldü.
Askeri görevliler, Jara’yı stadyumda hemen tanıdı. Tanık ifadeleri ve adli soruşturma dosyalarına göre sanatçı, diğer tutuklulardan ayrılarak bodrum katındaki sorgu odalarına götürüldü ve günlerce ağır işkence gördü.
İşkencenin özellikle onun sanatçı kimliğini hedef aldığı belirtiliyor. Gitar çalmasını engellemek amacıyla elleri ve parmakları dipçik darbeleriyle kırıldı; aç ve susuz bırakıldı, defalarca dövüldü. Bu sırada, daha sonra “Somos cinco mil” (Beş Bin Kişiyiz) adıyla bilinecek şiirini gizlice kaleme alarak diğer tutuklulara ulaştırmayı başardı.
“RUS RULETİ” SONRASI KURŞUN YAĞMURU
Adli dosyalarda yer alan asker ifadelerine göre infaz, 15 Eylül’ü 16 Eylül’e bağlayan gece gerçekleşti.
Davanın başlıca sanıklarından eski subay Pedro Barrientos, tabancasını Jara’nın başına dayayarak tek mermili “Rus ruleti” oynadı. Tetiğe bastığında çıkan kurşun sanatçının başına isabet etti. Ardından odadaki subayların emriyle askerler otomatik tüfeklerle yere yığılan bedene ateş açtı.
Yıllar sonra yapılan bağımsız adli tıp incelemeleri, Jara’nın bedeninde 44 kurşun yarası ve işkence sonucu oluşmuş 56 kemik kırığı bulunduğunu ortaya koydu.
Cesedi, Santiago Genel Mezarlığı yakınındaki boş bir araziye bırakıldı. Kimliği, Sivil Kayıt Dairesi’nde çalışan Héctor Herrera’nın gizlice yaptığı teşhis sayesinde belirlenebildi ve eşi Joan Jara tarafından sessizce toprağa verildi.
YARIM ASIR GECİKEN ADALET
Jara cinayeti davası, Pinochet döneminde çıkarılan af düzenlemeleri ve delillerin sistematik biçimde gizlenmesi nedeniyle onlarca yıl ilerleyemedi.

Dava ancak demokrasiye geçişten sonra yeniden açıldı. 2009’da Jara’nın mezarı açılarak yeni adli tıp incelemesi yapıldı. ABD’ye kaçan eski subay Pedro Barrientos, 2016’da bir Amerikan mahkemesi tarafından cinayetten sorumlu tutuldu ve daha sonra Şili’ye iade edildi.
Şili Yüksek Mahkemesi ise Ağustos 2023’te, aralarında Nelson Haase Mazzei’nin de bulunduğu yedi eski askerin cezalarını kesinleştirdi.
Sanıklardan emekli albay Hernán Chacón Soto, polis cezasını tebliğ etmek üzere evine geldiğinde intihar etti.
Haase Mazzei ise teslim olmayarak firar etti.
ŞİLİ’DE 17 YIL SÜREN ASKERİ DİKTATÖRLÜK
11 Eylül 1973’te Genelkurmay Başkanı Augusto Pinochet, ABD’nin Soğuk Savaş politikalarının gölgesinde Devlet Başkanı Salvador Allende hükümetini askeri darbeyle devirdi. Başkanlık Sarayı La Moneda savaş uçakları tarafından bombalandı. Allende aynı gün hayatını kaybetti.
Pinochet, 1990 yılına kadar sürecek askeri diktatörlüğün başına geçti. Bu dönem, Latin Amerika’nın en ağır insan hakları ihlallerinden biri olarak tarihe geçti.
×
RAKAMLARLA PINOCHET DÖNEMİ
- 17 yıl askeri diktatörlük (1973-1990)
- 3 binden fazla kişi öldürüldü veya zorla kaybedildi.
- 38 binden fazla kişi devlet görevlileri tarafından işkence gördü.
- Yaklaşık 200 bin Şilili siyasi nedenlerle sürgüne gitmek zorunda kaldı.
- Yaklaşık 80 bin kişi kısa veya uzun süreli siyasi tutuklu olarak cezaevlerinde ve gözaltı merkezlerinde tutuldu.
- Ülke genelinde 1.100’den fazla gizli gözaltı ve işkence merkezi kuruldu.
- Binlerce bebek ve çocuk ailelerinden koparıldı; çok sayıda muhalif yargısız infazlara kurban gitti.
- DINA (Ulusal İstihbarat Müdürlüğü): Rejimin gizli polisi olarak muhaliflerin kaçırılması, işkence edilmesi ve öldürülmesinde başrol oynadı.
- Operasyon Condor: Şili, Arjantin, Uruguay, Paraguay, Bolivya ve Brezilya askeri yönetimlerinin koordinasyonuyla yürütülen sınır aşan operasyonlarda yüzlerce muhalif başka ülkelerde de kaçırıldı veya öldürüldü.
- Estadio Chile ve Estadio Nacional, darbenin ardından binlerce kişinin sorgulandığı, işkence gördüğü ve infaz edildiği geçici toplama kamplarına dönüştürüldü.
Pinochet, 1998’de Londra’da tutuklanmasına rağmen sağlık gerekçeleriyle Şili’ye döndü. Hakkında açılan çok sayıda davanın hiçbiri sonuçlanmadan, 2006 yılında öldü.
Buna karşın son 20 yılda yüzlerce eski asker ve güvenlik görevlisi, diktatörlük döneminde işlenen insanlığa karşı suçlar nedeniyle yargılandı ve mahkum edildi.

¿DONDE ESTAN LAS/OS 119 ? (119 KİŞİ NEREDE ?)
1975 yılında Pinochet rejiminin gizli polisi DINA, gözaltında öldürdüğü 119 siyasi tutuklunun izini kaybettirmek için kapsamlı bir dezenformasyon operasyonu yürüttü.
Bu kişilerin büyük bölümü, sol görüşlü Devrimci Sol Hareketi (MIR) üyeleriydi. Aralarında Komünist Parti, Sosyalist Parti ve başka sol örgütlerden kişiler de bulunuyordu. Hepsi Şili’de güvenlik güçlerince gözaltına alınmıştı ve aileleri aylarca onlardan haber alamamıştı.
DINA, cinayetleri gizlemek için Arjantin ve Brezilya’da gerçekte neredeyse hiç dağıtılmayan iki sahte dergi bastırdı. Bu yayınlarda, 119 kişinin Şili dışında sol örgütler arasındaki hesaplaşmalarda öldüğü iddia edildi. Ardından Şili gazeteleri bu sahte haberlere dayanarak aynı iddiayı manşetlerine taşıdı.
En çok tepki çeken manşetlerden biri, La Segunda gazetesinin attığı şu başlıktı: “Exterminados como ratones” (“Fareler gibi yok edildiler.”)
Böylece rejim, gözaltında kaybedilen insanların devlet tarafından öldürülmediği algısını yaratmaya çalıştı. Yıllar sonra bunun tamamen planlanmış bir psikolojik savaş ve dezenformasyon operasyonu olduğu ortaya çıktı.
Kaybedilen 119 kişinin aileleri, insan hakları örgütleri ve avukatlarının yıllardır sürdürdüğü adalet mücadelesi için kullanılan gayriresmi bir ifade haline geldi.
Şili’de bugün hâlâ “¿Dónde están?” (Neredeler?) sloganıyla sürdürülen kayıplar mücadelesinin temel dosyalarından biri olarak görülüyor. Aileler yalnızca faillerin cezalandırılmasını değil, kaybedilen yakınlarının gömüldükleri yerlerin açıklanmasını da talep ediyor. Zorla kaybetme suçu, uluslararası hukuka göre mağdurun akıbeti açıklanana kadar devam eden bir insanlığa karşı suç sayılıyor.
Víctor Jara, “119’lardan biri” değildi; ancak onun davası da, Colombo Operasyonu mağdurlarının davaları gibi, Pinochet dönemindeki cezasızlıkla hesaplaşmanın simge davalarından biri haline geldi. Her iki dosya da Şili’nin demokrasi sonrası insan hakları yargılamalarının temel taşları arasında yer alıyor.
JARA’NIN AİLESİNDEN TEMKİNLİ AÇIKLAMA
Yakalamanın ardından Víctor Jara Vakfı ve sanatçının ailesi memnuniyetlerini dile getirse de, adaletin çok geç geldiğini vurguladı.
Vakfın başkanlığını yürüten Amanda Jara yayımladığı açıklamada, “Emekli Albay Nelson Haase Mazzei’nin bulunarak cezaevine gönderildiğini öğrendik. Bu haberi memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak babamın ve Littré Quiroga’nın öldürülmesinden yarım yüzyıl sonra bunun gerçek anlamda adalet olduğunu söylemek zor” ifadelerini kullandı.







