BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Rejim değişikliği mi, uyumlu yönetici mi?

ABD'nin İran'da aradığı "son derece makul" kişi kim?

Rejim değişikliği mi, uyumlu yönetici mi?

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Trump’ın İran ile görüştüklerine ilişkin açıklamaları, ABD’nin İran’daki savaşla ilgili hedeflerini yeniden tartışmaya açtı. Trump, rejim değişikliğinden bahsetmekle birlikte, mevcut rejimle anlaşabilmek için “son derece makul” kişilerle muhatap olduklarını da söyledi ve İran için Venezuela modelini örnek gösterdi. Peki, bu mümkün mü ve ismi öne çıkan “son derece makul” kişi kim?  

HABER MERKEZİ – ABD Başkanı Donald Trump’ın dünkü açıklamaları, üç haftayı geride bırakan savaşın yeni bir aşamaya girdiğini gösteriyor. Trump, İran ile “hafta boyunca devam edecek olan derinlemesine, ayrıntılı ve yapıcı görüşmelerin” yapıldığını ve bundan hareketle beklenen olası sert bir müdahelenin ertelendiğini duyurdu.

Bu durum, savaşın seyrini belirleyen Hürmüz Boğazı ile ilgili diplomatik çabaların ön plana çıktığını göstermekle birlikte savaşta sona doğru gelindiği yorumlarını da beraberinde getirdi. İran’dan ise şimdilik Trump’ın açıklamalarını doğrulamayan açıklamalar geliyor. Bununla birlikte ABD’nin savaşa başlarken esas aldığı hedefleri konusunda da tartışmalar var.

Trump: Hürmüz Boğazı çok yakında açılacak

İRAN’IN “HÜRMÜZ KOZU” İŞE YARADI MI?

İran, savaşın birinci haftasından itibaren Hürmüz Boğazı’nı en önemli koz olarak değerlendirmeye başladı. Geçen yıl günlük 20 milyon varil ham petrolün ihraç edildiği ve böylece dünya petrol ihracatının yüzde 25’nin gerçekleştirildiği boğazda gemi geçişlerinin engellenmesi küresel petrol ve finans piyasalarını olumsuz etkiledi ve İran, bu durumun ABD üzerinde önemli bir baskı oluşturacağını ve savaş konusundaki kararlarını etkileyeceğini hesapladı.

Hürmüz Boğazı neden önemli?

Hürmüz Boğazı ile ilgili ortaya çıkan sonuçlar, bu durumu teyit etmekle birlikte ABD-İsrail’in savaştaki tavrının daha fazla sertleşmesine de yol açtı. ABD Başkanı Trump, önceki gün İran’a boğazı açması içni 48 saatlik bir süre tanıdı, aksi halde İran’ın elektrik santrallerini “yerle bir etmekle” tehdit etti.

Sürenin dolmasına saatler kala Trump’tan yeni bir açıklama geldi ve bu, savaş süresince görülen en farklı açıklamalardan biriydi. Trump, İran ile “hafta boyunca devam edecek olan derinlemesine, ayrıntılı ve yapıcı görüşmelerin” yapıldığını ve bundan hareketle beklenen olası sert bir müdahelenin ertelendiğini duyurdu.

Trump’ın açıklaması, savaşta düğüm haline gelen Hürmüz Boğazı ile ilgili meselenin çözümü için diplomasi seçeneğini ön plana çıkarırken, bununla birlikte ABD’nin savaştaki hedefleriyle ilgili önemli hususlara da işaret ediyor.

Hürmüz krizi ve ihtimaller: Güç yoluyla mı, diplomasiyle mi çözülür?

ABD NEYİ HEDEFLİYOR?

Trump, dünkü açıklamasında “Son iki gün içinde Orta Doğu’daki düşmanlıklarımızın tam ve kesin bir şekilde çözülmesi konusunda çok iyi ve verimli görüşmeler yaptık” dedi ve ekledi: “Ve ayrıca çok ciddi bir rejim değişikliği biçimi olacak.” Bunları söylerken Trump, aynı zamanda çatışmanın ilk saatlerinde İran’ın üst düzey liderliğinin büyük bölümünü “ortadan kaldırdıklarından“ da bahsetti ve bunun “otomatik olarak bir rejim değişikliği”ne yol açtığını ileri sürdü.

Bu açıklama, ABD’nin savaş ile İran’da yapmak istediklerine ilişkin hususları yeniden gündeme getiriyor. Başta Trump olmak üzere pek çok ABD’li yetkili, savaşın ilk gününden itibaren İran’ın nükleer tesislerini yok ettiklerini, balistik füze kapasitesinin ortadan kaldırdıklarını ve hava, deniz ve kara gücü itibarıyla İran’ın askeri kabiliyetini çökerttiklerini ileri sürüyor. Bunlar İran’ın ABD-İsrail karşısında savaş kabiliyetini yitirmesini ifade eden hususlar ve aynı zamanda İran’ın ekonomik olarak zaten iyi olmayan durumunun on yıllarca düzelmeyecek şekilde çökmesi anlamına geliyor. Ancak bütün bunlara rağmen İran’da henüz bir rejim değişikliği olmadı, buna dair herhangi bir işaret de görülmüş değil.

TRUMP’IN REJİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN KASTI NE?

Trump’ın rejim değişikliği, bu noktada karışıklığa yol açmış görünüyor. İran idari, siyasi, bürokratik ve askeri açıdan çok sayıda üst düzey yöneticisini bu savaşta kaybetti ve Trump’a göre bu otomatik olarak rejim değişikliği anlamına geliyor. Ancak öldürülen dini lider Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney’in seçildiği duyuruldu, askeri ve bürokratik elitler de önemli kayıplara rağmen ABD ile savaşta ısrarcı ve üstelik Trump’ın yeni açıklamalarını peşpeşe yalanlayan bir siyaset izliyor.

Bu durumda, ABD-İsrail’in İran’da bir rejim değişikliğini mi, yoksa uyumlu bir yönetim değişikliğini mi hedeflediği sorusu gündeme geliyor. Bu soru, savaşın başından beri soruluyordu. Trump’ın Venezuela örneğini de verdiği dünkü açıklamasıyla kastettiğinin molla rejiminin devrilmesi değil, yönetimde isim değişikliği olduğu belirtiliyor. Bu, aynı zamanda kısmi bir rejim değişikliğinin amaçlandığını da gösteriyor. Zira ABD’nin aradığı uyumlu yönetici ve yönetim şekli, molla rejimiyle mesafeli davranmayı ve yeni bir politik hattı izlemeyi gerekli kılıyor, ancak bu, rejimin kökten değişikliğini de gerektirmiyor.

İran’ın büyük kaybı: Yönetici elitin öldürülmesi | Hamaney ve ardından Laricani: İran’ı bekleyen olasılıklar ne?
ABD’NİN ARADIĞI “SON DERECE MAKUL” KİŞİ KİM?

Trump’ın dünkü açıklamasında dikkat çeken hususlardan biri de İran’ı temsilen kiminle görüşüldüğüne dair ifadeleriydi. Trump, “son derece makul, son derece sağlam bulduğum bazı insanlarla muhatabız” dedi ve ekledi: “İçerideki insanlar kim olduklarını biliyor, çok saygı görüyorlar ve belki de içlerinden biri tam olarak aradığımız kişi olabilir.”

Peki, bu kim?

Trump’ın açıklamasının ardından peş peşe gündeme gelen iddialarda bir isim öne çıkıyor. Bu da İran Meclis Başkanı Muhammed Bagher Kalibaf.

18 Mart’ta, İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib’in öldürüldüğü gün, Kalibaf’ın da hedef alındığı ve öldürüldüğü ileri sürüldü. Ancak bu iddia teyit edilemedi, sonradan ise Kalibaf’ın son derece sert açıklamaları gündeme geldi.

Kalibaf, Trump’ın dünkü açıklamalarına karşı da sert ve yalanlayıcı ifadeler kullandı. Devrim Muhafızları’ndan gelen sert açıklamaların benzerini yapan Kalibaf, “ABD ile hiçbir müzakere yapılmadı ve sahte haberler, finans ve petrol piyasalarını manipüle etmek ve ABD ile İsrail’in içine düştüğü bataklıktan kurtulmak için kullanılıyor” dedi.

Ancak buna rağmen birçok yayın organı ısrarla Kalibaf’ın ismini gündemde tutuyor.

ABD merkezli Politico haber portalına göre, ABD yönetimi, Kalibaf’ı “uzlaşılabilir bir figür” ve “potansiyel lider adayı” olarak değerlendiriyor. Politico’nun, ismi verilmeyen Beyaz Saray yetkililerine dayandırdığı haberine göre, Trump yönetimi, İran’da olası yönetim değişikliği veya diplomatik müzakere sürecinde Kalibaf’ın kilit rol oynayabileceği üzerinde duruyor.

İsrail’in Kanal 11 televizyonu da, İsrail kaynaklarının İran devleti adına ABD ile müzakereleri yürüten kişinin Meclis Başkanı Kalibaf olduğuna inandıklarını öne sürdü.

Trump’ın açıklaması ve Kalibaf ismi birlikte ele alındığında ortaya ilginç bir durum çıkıyor: ABD ile uyumlu çalışabilecek, ancak dini rejimle ters düşmeyen ve onu devirmeyi amaçlamayan, içeride ise muhaliflere yönelik baskıyı sürdürme potansiyeli bulunan bir isim… İran ile ilgili konularda uzman olan akademisyen Savaş Porgham’ın sosyal medya hesabından aktardığı Kalibaf ile ilgili kısa portre ise bu durumu teyit ediyor:

×

KALİBAF PORTRESİ

Mücteba Hameneyi rehber olarak atandı ama haftalardır hala ortada yok, hayatta mı değil mi, sağlıklı mı yoksa yaralı mı, devlet işlerini yürütebiliyor mu, yoksa birileri onun isminin arkasında ülkeyi mi yönetiyor, kimse net olarak bilmiyor. Sürekli yazılı olarak açıklama yapması ve hala görüntü vermemiş olması pek çok liderlik tartışmasını körüklüyor.

65 yaşında olan Muhammet Bakır Kalibaf, 2020 yılından itibaren Meclis Başkanı olarak görev yapıyor. 2005 ile 2017 yılları arasında Tahran Belediye Başkanı olarak görev yaptı; bu dönemde astronomik paraların olduğu yolsuzluklarla ve büyük usulsüzlüklerle adı sık sık anıldı ve her kesimden büyük tepkiler aldı.

Siyasete aktif olarak girmeden önce 1990’lı yıllarda İran Polis Teşkilatı’nın başkomutanıydı. Toplumsal protestoları ve sokak eylemlerini kanlı bir şekilde bastıranların en başındaydı. Dönemin cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’ye yönelik bir nevi darbe bildirsinin imzacısı olan komutanlardan biriydi.

İran-Irak Savaşı sırasında askerî görevlerde bulundu, sahadaki komutanlardan biri olarak görev yaptı ve Tuğgeneral rütbesine ulaştı. Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanı’ydı; Fransa’da Airbus uçuş eğitimi aldı ve hala İran Air’in pilotlarından biridir.

Kalibaf, İran’da 2005, 2013 ve 2017 yıllarında cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olarak katıldı ancak kazanamadı. Radikal muhafazakâr devlet kanadının önde gelen isimlerindendir; kendisiyle bir müzakere süreci böylesi şartlarda sonuç verir mi, pek emin değilim, görmek gerekir…

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz