BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Ortak Avrupa İltica Sistemi yürürlükte

Sınırlar "güçleniyor", prosedürler hızlanıyor, haklar daralıyor

Ortak Avrupa İltica Sistemi yürürlükte

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Avrupa Birliği’nin Ortak Avrupa İltica Sistemi bugün yürürlüğe girdi. AB yeni düzenlemeyle iltica süreçlerini hızlandırmayı, sınır dışı mekanizmalarını güçlendirmeyi ve üye ülkeler arasındaki sorumluluk paylaşımını yeniden düzenlemeyi hedeflerken, mülteci hakları örgütleri iltica hakkına erişimin zorlaşacağı, hukuki güvencelerin zayıflayacağı ve fiili gözaltı uygulamalarının yaygınlaşacağı uyarısında bulunuyor.

HABER MERKEZİ – Avrupa Birliği’nin yıllardır tartıştığı Ortak Avrupa İltica Sistemi bugün yürürlüğe girdi.

CEAS olarak bilinen düzenleme, bundan sonra AB ülkelerinde yapılacak iltica başvurularının yeni kurallara göre değerlendirilmesi anlamına geliyor.

CEAS NEDİR?

CEAS (Ortak Avrupa İltica Sistemi), AB’nin iltica başvurularından sınır prosedürlerine kadar göç politikalarını yeniden şekillendiren yeni düzenlemeler bütünü olarak tanımlanıyor.

Yeni düzenleme, AB’nin dış sınırlarını güçlendirmeyi, iltica süreçlerini hızlandırmayı, başvurusu reddedilenlerin menşe ülkelerine daha hızlı gönderilmesini, menşe ülkelerle iş birliğinin artırılmasını ve sığınmacıların AB içindeki hareketlerinin daha sıkı takip edilmesini amaçlıyor.

Avrupa’da yeni göç düzeni: CEAS ile “sınır dışı etme” odaklı dönem

Almanya merkezli mülteci hakları örgütü PRO ASYL’nin aktardığına göre reform, 11 ayrı hukuki düzenlemeden oluşuyor. Bunlar arasında tarama yönetmeliği, iltica prosedürleri yönetmeliği, nitelik yönetmeliği, geri dönüş sınır prosedürü, iltica ve göç yönetimi düzenlemesi, EURODAC düzenlemesi, kriz yönetmeliği, kabul koşulları yönergesi, yeniden yerleştirme düzenlemesi ve AB İltica Ajansı’na ilişkin düzenleme yer alıyor.

PRO ASYL’ye göre düzenlemelerin büyük bölümü doğrudan tüm üye ülkelerde uygulanacak. Kabul koşulları yönergesi ise ulusal hukukta ayrıca düzenlenecek başlıklar arasında bulunuyor.

SINIRDA HIZLANDIRILMIŞ İLTİCA SÜRECİ

Yeni sistemle birlikte standart iltica prosedürünün yanında sınırda hızlandırılmış iltica prosedürü uygulanabilecek.

Bu prosedür en fazla 12 hafta sürecek. Koruma alma ihtimali düşük görülen ya da AB genelinde iltica kabul oranı yüzde 20’nin altında olan ülkelerden gelen kişiler, sınırda hızlandırılmış değerlendirmeye tabi tutulabilecek.

Düzenlemeye göre “kimlik bilgileri konusunda yetkilileri yanıltanlar, kamu güvenliği ya da kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğu düşünülenler” de bu kapsama alınabilecek.

Der Spiegel’in aktardığına göre, bu kişiler süreç boyunca özel kabul merkezlerinden ayrılmalarına izin verilmemesi riskiyle karşı karşıya kalabilecek. Başvurusu reddedilenlerin sınır dışı işlemleri de hızlandırılacak.

EURODAC NE ANLAMA GELİYOR?

Yeni sistemin önemli başlıklarından biri de EURODAC.

EURODAC, AB’nin iltica başvurusu yapan kişilere ve düzensiz göç kapsamında değerlendirilenlere ait biyometrik verileri tuttuğu veri tabanı. Mevcut sistemde özellikle parmak izi kayıtları öne çıkarken, yeni düzenlemeyle kişisel verilerin ve biyometrik bilgilerin daha kapsamlı biçimde işlenmesi öngörülüyor.

Politico Europe, EURODAC’ı yeni sistemin “dijital omurgası” olarak tanımladı. Habere göre sistem, seyahat belgeleri ve parmak izi gibi bilgilerin kaydedilmesiyle sığınmacıların AB içindeki hareketlerinin izlenmesini sağlayacak.

Bu düzenlemenin temel hedeflerinden biri de “ikincil göç” olarak tanımlanan hareketleri azaltmak. Yani Yunanistan veya İtalya gibi ilk giriş ülkelerinde kayıt altına alınan kişilerin Almanya ya da Fransa gibi ülkelere geçmesinin önüne geçilmek isteniyor.

AB NEYİ ÇÖZMEK İSTİYOR?

Der Spiegel’e göre yeni sistemin hedeflerinden biri, AB ülkeleri arasında yıllardır süren sorumluluk tartışmasını azaltmak.

Yunanistan ve İtalya gibi dış sınır ülkeleri, çok sayıda sığınmacıyla yalnız bırakıldıklarını savunuyordu. Almanya ve Fransa gibi ülkeler ise mevcut kurallar gereği iltica başvurusundan ilk kayıt ülkesinin sorumlu olması gerektiğini.

Ancak İtalya ve Yunanistan, Almanya’ya geçen bazı sığınmacıları geri almayı reddediyordu. Bu durum, AB içinde uzun süredir kriz başlıklarından biri olarak öne çıkıyordu.

Politico Europe da reformun 2015 sonrasında başlayan bu tartışmayı çözme iddiası taşıdığını yazdı. AB Göç Komiseri Magnus Brunner, yeni sistemle Avrupa’nın “kontrol hissini” yeniden kazanması gerektiğini söyledi.

“DAYANIŞMA MEKANİZMASI”

Yeni sistem, dış sınır ülkelerinin yükünü hafifletmek için “dayanışma mekanizması” da içeriyor. Der Spiegel’in aktardığına göre, çok sayıda sığınmacı gelişiyle karşı karşıya kalan AB ülkeleri mali katkılar, ayni yardımlar ya da sığınmacıların başka ülkelere devri yoluyla desteklenebilecek.

Politico Europe, ilk dayanışma havuzu kapsamında ülkelerin İtalya, İspanya, Yunanistan ve Kıbrıs’tan 21 bin sığınmacıyı alması ya da bu ülkelere toplam 420 milyon euro ödeme yapmasının hedeflendiğini yazdı.

Ancak aynı habere göre bu başlık hâlâ kırılgan. Bazı ülkeler sığınmacı kabul etmeyeceğini açıkladı. Macaristan ve Slovakya ise ne mali destek ne de sığınmacı kabulü konusunda taahhüt verdi.

Politico Europe’a konuşan Uluslararası Göç Örgütü Brüksel Direktörü Lukas Gehrke, sistemin işleyebilmesi için sınır prosedürlerinin amaçlandığı gibi çalışması gerektiğini söyledi. İsveçli Avrupa Parlamentosu üyesi Tomas Tobé ise dış sınır ülkelerinin yükü hafifletilemezse yeniden 2015’teki tabloya dönülebileceği uyarısında bulundu.

ALMANYA’DA DEĞİŞİKLİKLERE HAZIRLANIYOR

Almanya da yeni sisteme göre kendi yasal düzenlemelerini yapıyor.

Stern’in aktardığına göre Berlin Brandenburg Havalimanı’nda yeni bir dış sınır merkezi faaliyete geçiyor. Münih ve Frankfurt gibi büyük uluslararası havalimanlarında da benzer uygulamalar planlanıyor.

Almanya kara sınırları bakımından yalnızca AB iç sınırlarına sahip olsa da uçak ya da gemiyle ülkeye gelen ve iltica başvurusunda bulunan kişiler için dış sınır prosedürleri uygulanabilecek.

Der Spiegel, Almanya’nın bu yıl için oluşturulan dayanışma havuzuna başlangıçta katkı yapmak zorunda olmadığını yazdı. Bunun nedeni, Almanya’nın hâlihazırda başka ülkelerin sorumlu olduğu çok sayıda iltica dosyasını üstlenmiş olması. Benzer durumun Fransa için de geçerli olduğu belirtildi.

PRO ASYL’ye göre Almanya, yeni sistem için GEAS Uyum Yasası ve devam yasasını kabul etti. Bu düzenlemelerle Almanya’daki iltica yasasında önemli değişiklikler yapıldı. Örgüt, bundan sonra Alman iltica hukukunun CEAS düzenlemeleriyle birlikte okunması gerekeceğini ve bunun hukuki uygulamayı daha karmaşık hale getireceğini belirtti.

HAK ÖRGÜTLERİ NEDEN ENDİŞELİ?

Mülteci hakları örgütleri, reformun sığınmacılar açısından ciddi hak kayıpları yaratabileceği görüşünde. PRO ASYL, reformu “Avrupa’da mülteci koruması açısından tarihi bir dip nokta” olarak nitelendiriyor.

Örgüte göre birçok iltica başvurusu bundan sonra hızlandırılmış prosedürlerle ve sınırlı hukuki koruma altında değerlendirilecek. PRO ASYL, bunun çok sayıda başvurunun hatalı biçimde reddedilmesine yol açabileceğini belirtiyor.

Örgüt ayrıca yeni sistemle birlikte özgürlük kısıtlamalarının ve iltica prosedürü kapsamındaki gözaltı uygulamalarının artabileceğini vurguluyor. PRO ASYL’ye göre özellikle AB dış sınırlarında daha fazla kişi sınır prosedürlerine alınacak ve bu kişiler fiilen kapalı merkezlerde tutulabilecek.

PRO ASYL, yeni sistemin Avrupa’ya sığınan insanlar için korumaya ulaşmayı daha zor hale getireceğini belirterek, hukuki destek ve danışmanlık çalışmalarının daha da önemli hale geldiğini ifade ediyor.

Politico Europe’un aktardığına göre ise Avrupa Mülteciler ve Sürgünler Konseyi Direktörü Julie Lejeune de yeni kuralların daha sert olduğunu, düzenli iltica prosedürlerine erişimi sınırladığını ve bağımsız izleme mekanizmaları ile kırılganlık kontrollerinin üye ülkeler tarafından yeterince kaynaklandırılmadığını söyledi.

Lejeune, üye ülkelerin reformun temel haklar üzerinde yaratacağı etkiyi karşılamaya hazır görünmediği uyarısında bulundu.

GERİ GÖNDERME MERKEZLERİ TARTIŞMASI

Der Spiegel’in aktardığı bir diğer tartışma ise AB’nin üçüncü ülkelerde sınır dışı merkezleri kurma planı. Bu plana göre başvurusu reddedilen sığınmacıların AB dışındaki merkezlere gönderilmesi gündeme gelebilecek.

Göç araştırmacısı Birgit Glorius, bu yaklaşımı son derece sorunlu buluyor. Glorius, “Return Hub” ifadesini de gerçeği yumuşatan bir kavram olarak değerlendiriyor.

KONTROL MÜ, KORUMA MI?

AB yönetimi CEAS’ı daha hızlı işleyen, daha düzenli ve daha kontrollü bir iltica sistemi olarak sunuyor. Brüksel’e göre yeni düzenleme hem dış sınır ülkelerinin yükünü hafifletecek hem de üye ülkeler arasındaki güveni artıracak.

Ancak mülteci hakları örgütleri açısından tablo farklı. Onlara göre CEAS, iltica hakkını güçlendiren değil; sınırları, veri takibini, hızlandırılmış ret süreçlerini ve gözaltı uygulamalarını öne çıkaran bir sistem yaratıyor.

Bu nedenle bugün yürürlüğe giren düzenleme yalnızca teknik bir reform değil. Avrupa’nın iltica politikasında “koruma” ile “kontrol” arasındaki dengenin daha da tartışmalı hale geldiği yeni bir dönemin başlangıcı.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz