BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Kimin ne kadar nükleer başlığı var?

Trump Suudilere nükleer yolunu açtı: İsrail tepkili

Kimin ne kadar nükleer başlığı var?

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Henüz Kongre onayı almamış olsa da, Trump yönetimi Suudi Arabistan’a nükleer reaktörler inşa etmesi ve uranyum zenginleştirmesine fırsat tanıdı. Bu durum, Ortadoğu’da nükleer silahlanmanın yangınlaşması endişesine yol açtı. En dikkat çekici tepkiler ise, nükleer güç kabul edilen İsrail’den geldi.

HABER MERKEZİ – Amerika Birleşik Devletleri ile Suudi Arabistan arasında, krallığın Amerikan teknolojisini kullanarak nükleer reaktörler inşa etmesine ve uranyum zenginleştirmesine izin veren anlaşma, İsrail’de Ortadoğu’da bir silahlanma yarışının başlayabileceği endişesine yol açtı.

Nükleer silah tehdidi bölgede yayılıyor | ‘Trump’tan Suudi Arabistan ile nükleer anlaşmaya onay’

Henüz ABD Kongresi’nin onayına ihtiyaç duyan ve dün açıklanan anlaşma, Suudilerin sivil nükleer program geliştirmesine olanak sağlamayı amaçlıyor

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve savunma ile dışişleri bakanları, eleştirmenlerin İsrail’in uzun vadeli güvenlik çıkarlarını tehlikeye attığını söylediği anlaşmayla ilgili henüz bir açıklama yapmadılar.

27 Ekim’deki seçimde Netanyahu’yu devirmeye hazırlanan eski Başbakan Naftali Bennett yaptığı açıklamada, “İsrail’in başının üstünden Suudi Arabistan ile varılmakta olan nükleer anlaşma, güvenliğimizi tehlikeye atan ciddi bir stratejik başarısızlıktır. Suudi Arabistan topraklarında nükleer zenginleştirme, bölgesel bir nükleer yarışa ve tehlikeli bir kontrol kaybına yol açabilir” dedi.

Eski Savunma Bakanı Avigdor Lieberman, “Suudi Arabistan’daki sivil nükleer programın nükleer silahlarla sonuçlanacağını ve tüm Ortadoğu’da çılgın bir silahlanma yarışına yol açacağını” söyledi.

Lieberman, bölgenin tek nükleer cephaneliğine sahip olduğuna inanılan İsrail’in bu anlaşmaya karşı çıkması ve anlaşmayı durdurmak için Kongre’ye baskı yapması gerektiğini söyledi.

Suudi Arabistan ile sivil nükleer anlaşma, hem ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk yönetimi hem de eski Başkan Joe Biden’ın yönetimi sırasında yıllardır gündemdeydi.

Ancak şimdiye kadar hiçbir anlaşmaya varılamadı; bunun nedenlerinden biri de, nükleer silahların yayılmasını önleme gruplarının, bu anlaşmanın Suudi Arabistan’a nükleer silah geliştirme yolunu açabileceği yönündeki uyarılarıydı.

İsrailliler ayrıca, herhangi bir anlaşmanın, Biden planında öngörüldüğü gibi, İsrail ve Suudiler arasında uzun zamandır beklenen bir normalleşme anlaşmasının parçası olarak gerçekleşmesini ummuşlardı.

Eski savunma bakanı Benny Gantz, “Suudi Arabistan’a ılımlı bir bölgesel ittifak kurma çabasının bir parçası olarak entegre edilmeden sivil nükleer yetenek kazandırmanın İsrail’in güvenliği için iyi bir adım olduğunu söyleyecek hiçbir güvenlik yetkilisi yoktur” dedi.

NÜKLEER SİLAHLANMANIN YAYGINLAŞMASI ENDİŞELERİ

ABD ile Suudi Arabistan geçen yılın Mayıs ayında Trump’ın Riyad’a yaptığı ziyaret sırasında ön anlaşmaya varmıştı.

Anlaşma, 1954 tarihli ABD Atom Enerjisi Yasası’nın 123. maddesine atıfta bulunuyor ve ABD hükümeti ile Amerikan şirketlerinin, milyarlarca dolarlık bir sivil nükleer sanayi geliştirmek için Arabistan’daki kuruluşlarla işbirliği yapmasına izin vermek için gerekli.

Bununla birlikte Returs’a konuşan kaynaklara göre, anlaşma, Suudi krallığının uranyum zenginleştirmesini ve kullanılmış nükleer yakıtı yeniden işlemesini engelleyecek olan “Altın Standart”ı içermiyor; bunların her ikisi de nükleer silahlara giden potansiyel yollar.

Ayrıca Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na bir ülkenin nükleer faaliyetleri üzerinde geniş ve daha müdahaleci bir denetim yetkisi veren BM’nin “Ek Protokol”ünü içermediği, bu yetkinin gizli yerlerde ani denetimler yapma gücünü kapsadığı belirtiliyor.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, geçen yıl Mayıs ayında Suudi Arabistan ile yapılan ön anlaşmanın uranyum zenginleştirme ile ilgili olmadığını ve dünyanın en güçlüleri arasında yer alan Atom Enerjisi Yasası’ndaki tüm nükleer silahların yayılmasını önleme standartlarını içerdiğini söylemişti.

Buna karşın Reuters’a konuşan kaynaklardan biri, anlaşmanın uranyum zenginleştirme de dahil olmak üzere nükleer yakıt döngüsü konusunda işbirliği için yasal bir yol sağladığını, ancak ABD’yi Suudi Arabistan’a ilgili herhangi bir yetenek veya teknoloji devretmeye zorlamadığını söyledi.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, İran’ın nükleer silah geliştirmesi durumunda Suudi Arabistan’ın da geliştireceğini uzun zamandır söylüyor; bu durum, silah kontrolü savunucuları ve bazı ABD Senatörleri arasında sivil nükleer anlaşma konusunda endişelere yol açıyor.

Veliaht prens 2018’de CBS’ye verdiği demeçte, “Suudi Arabistan nükleer bomba edinmek istemiyor, ancak İran nükleer bomba geliştirirse, hiç şüphesiz biz de en kısa sürede aynısını yapacağız” demişti.

Krallık ayrıca uranyum zenginleştirme hakkını saklı tutmak istediğini de belirtti.

Birleşik Arap Emirlikleri, 2009 yılında Washington ile 123 Anlaşması imzalayarak “Altın Standardı”nı kabul etti.

123 Anlaşması Kongre’ye sunulduktan sonra, yasa koyucuların itiraz edebilmesi için yaklaşık 90 gün süren kesintisiz Kongre oturumları boyunca inceleme dönemine girer; aksi takdirde yürürlükte olur.

Anlaşmayı engellemek için Kongre’nin ortak bir karar tasarısını kabul etmesi ve başkanlık vetosunu geçersiz kılmak için üçte iki çoğunluğa sahip olması gerekecek.

Trump’ın Senato’da görev yaptığı dönemdeki Dışişleri Bakanı Marco Rubio da dahil olmak üzere birçok Demokrat ve bazı Cumhuriyetçiler, herhangi bir anlaşmanın bazı güvenceler içermesi konusunda ısrar etti.

×

ABD, RUSYA, ÇİN VE İSRAİL: KİMDE NE KADAR NÜKLEER SAVAŞ BAŞLIĞI VAR?

Washington merkezli Silah Kontrol Derneği‘ne göre, Rusya‘nın 5 bin 580 nükleer savaş başlığına sahip olduğu düşünülüyor. ABD‘nin ise 5 bin 225 nükleer savaş başlığı bulunuyor. Bu rakamlara, sökülmeyi bekleyen eski savaş başlıkları da dahil.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), savaş başlığı toplamını daha da ayrıntılı olarak açıkladı ve ABD’nin bin 770 konuşlandırılmış savaş başlığına sahip olduğunu, bunların bin 930’unun yedekte olduğunu belirtti. Rusya’nın ise bin 718 konuşlandırılmış savaş başlığına ve 2 bin 591’inin yedekte olduğunu kaydetti.

İki ülke, dünyadaki nükleer başlıkların yaklaşık yüzde 90’ını üretiyor.

Bu iki ülkeye artık Çin de dahil oldu. Washington merkezli bir diğer düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi‘ne göre Çin, 2020’de 300 olan nükleer silah sayısını 2025’te 600’e çıkardı. ABD askeri yetkililerinin, Çin’in 2030 yılına kadar binden fazla nükleer silaha sahip olacağını tahmin ettiği belirtiliyor.

Bu arada başka ülkelerin de nükleer silah başlıkları bulunuyor. Hindistan, Kuzey Kore ve Pakistan nükleer silahlara sahip ülkeler ve bunlar da nükleer denemeler yapmış durumda. İngiltere ve Fransa‘nın da nükleer silahları var, ayrıca İsrail’in de bu silahlara sahip olduğu düşünülüyor.

‘Yeni’ Soğuk Savaş: Hipersonik füzeler ve korkunç bütçeler

Benzer Haberler

DEM Parti partileri ziyarete hazırlanıyor

'Çerçeve yasa'da sona doğru: Takvim ve işleyiş süreci

75 cinayetten sorumlu tutuluyorlardı

Hizbullahçıların kararını temyize hazırlanan savcı görevden alındı

‘Tanıkların dinlenmesi için çaba gösterilmedi’

AYM 'tanık sorgulama hakkının' ihlal edildiğine hükmetti

Rojin Kabaiş’in telefonu Çin’den geldi

Erişim sağlanırsa tüm veriler silinebilir 

Son kapalı grup toplantısı

Özel CHP'li vekillerle görüştü: Toplu istifa gündemdeydi

DEM Parti Grup Başkanvekili Temelli açıkladı

Öcalan: Yasanın bir an önce çıkması ve kapsayıcı olması gerek

Yeni partiye kaç vekil katılacak?

Özgür Özel yeni partinin ‘siyasi kuruluşu’ için tarih verdi

Özgür Özel’in ‘yeni parti’ açıklaması

Emre: Önümüzdeki günlerde İçişleri Bakanlığına başvuracağız