Onur Hamzaoğlu
Geçen haftaki yazıda özetle, ırkın biyolojik bir temeli olmadığı, kolonyalist dönemin kapitalist, sömürgeci devletleri tarafından “yabancı” topraklarda iktidarlarını sağlayabilmek ve devam ettirebilmek amacıyla, insanların görünür fiziksel farklılıklarına dayalı olarak tanımlandığı ve kullanıldığı paylaşıldı. Beraberinde, ırk ve etnisite ayrımcılığının günümüzde diktatöryal rejimlerde toplumsal rıza üretebilmek amacıyla kullanımının yaygınlaştığına yönelik gözlemler bazı örnekleriyle dile getirildi.
Doktor ve hekim olmak
Bir mesleğin adı olarak kullanıldığında doktor, tıp fakültesinde gerekli bilgileri ve becerileri kazandığı sınavlarla belirlenen kişinin, tanımlanmış süredeki öğrenimini tamamlaması sonrasında verilen diplomayla belgelenir. Her bir ülkenin mevzuatı kapsamında yetkilendirilir. Toplumsal alanda ve dil bilimde aynı anlamda kabul ediliyor olsa da bu yazıda hekim, tıp eğitimini tamamlayıp diplomasını alan kişinin mesleğin evrensel değerlerine de sahip olma durumu olarak ifade edilecek. Kısaca, “Tıp fakültesi diploması ile doktor olunur. Buna karşın doktor, mesleğin evrensel değerlerini benimseyip buna sahip olduğunda, yaşamında sadece mesleki bir pratik olarak değil, aynı zamanda norm olarak yerleştirdiğinde hekim olabilir,” diyoruz.






