BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı

"Herkes kazanıyorsa Kürtler neden kazanmasın?"

İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

İstanbul’da düzenlenen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”nda konuşan akademisyenler ve siyasetçiler, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin Kürt meselesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu savundu. Oturumlarda eşit yurttaşlık, kadınların kurucu rolü ve olası bir barış sürecinin hukuki zemini öne çıkan başlıklar oldu.

HABER MERKEZİ – İstanbul’da düzenlenen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” ikinci gününde “İkinci Yüzyılda Ortak Gelecek” temasıyla devam ediyor. “Toplumdan Devlete Demokratikleşme İmkanları” başlıklı oturumda konuşan akademisyen ve siyasetçiler, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında demokratikleşme, Kürt meselesi, kadınların siyasal temsili ve yeni yurttaşlık anlayışı üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Konferansında 4’ncü oturumu, “Toplumdan Devlete Demokratikleşme İmkanları” başlığı ile yapıldı.  Oturumun moderatörlüğünü insan hakları savunucusu Akın Birdal üstlendi. Birdal, açılış konuşmasında Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne ilişkin geçmişte ortaya çıkan fırsatların değerlendirilemediğini savunarak, Türkiye’nin yüz yılı aşkın süredir merkeziyetçi ve güvenlikçi politikaların etkisi altında kaldığını söyledi.

4’üncü oturumda Prof. Dr. Şükrü Aslan, “Cumhuriyetin Tekçi Siyaset ile Baskılanan Çoğul Sosyolojik Dokusu”, Ruşen Seydaoğlu “Demokrasinin, Barışın ve Özgürlüklerin İnşasında Kadınların Kurucu Rolü”, Mehmet Bekaroğlu, “Milliyetçilik, Vatanseverlik, Yurttaşlık?”, Özgür Erol “Cumhuriyet, Kürtler ve Demokratik Hukuksal Dönüşüm İmkanı” başlıklarında sunum yaptı.

“TEKÇİ POLİTİKA ÇOK DİLLİ YAPIYI HEDEF ALDI”

 Sosyolog Şükrü Aslan, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki nüfus verilerine atıfta bulunarak Türkiye’nin çok dilli ve çok kültürlü toplumsal yapısına dikkat çekti.

1927 nüfus sayımında 20’den fazla anadilin kayıt altına alındığını hatırlatan Aslan, Kürtçe, Arapça, Ermenice, Rumca ve Arnavutça gibi dillerin ülkenin farklı bölgelerinde yaygın olarak konuşulduğunu söyledi. Cumhuriyet döneminde uygulanan ulus-devlet politikalarının bu çoğul yapıyı dönüştürmeyi hedeflediğini belirten Aslan, özellikle Kürtlerin bu süreçten daha ağır biçimde etkilendiğini savundu.

Aslan, yer isimlerinin değiştirilmesi ve anadiller üzerindeki baskılarla yüzleşilmeden demokratikleşmenin eksik kalacağını ifade ederek, siyasi karar alıcılara geçmiş politikalarla yüzleşme çağrısında bulundu.

KADIN KONFEDERALİZM ÖNERİSİ

Konferansta “Demokrasinin, Barışın ve Özgürlüklerin İnşasında Kadınların Kurucu Rolü” başlığıyla sunum yapan Ruşen Seydaoğlu, demokratikleşmesinin kadın özgürlüğüyle mümkün olabileceğini belirterek, ulus devletlerin ve ulus ötesi sermayedarların bürokrasisine karşı enternasyonal bir sistem olarak Demokratik Kadın Konfederalizmi önerisi yaptı.

Seydaoğlu, Kürt kadın hareketinin son yarım yüzyıldaki deneyimlerini de anlattı.

Kalıcı barışın yalnızca silahların susmasıyla değil, toplumsal eşitsizliklerin giderilmesiyle mümkün olabileceğini söyleyen Seydaoğlu, kadınların karar alma süreçlerinde kurucu aktör olarak yer almasının demokratikleşmenin temel koşullarından biri olduğunu ifade etti.

Kadınların siyasal ve toplumsal temsiline ilişkin taleplerin demokratik dönüşüm tartışmalarının merkezinde yer alması gerektiğini belirten Seydaoğlu, kadın özgürlüğü perspektifinin demokratik cumhuriyet fikrinin başarısını belirleyecek temel ölçütlerden biri olduğunu savundu.

“YENİ BİR YURTTAŞLIK TANIMINA İHTİYAÇ VAR”

Eski milletvekili Mehmet Bekaroğlu ise konuşmasında eşit yurttaşlık ve anayasal güvence konularına odaklandı.

Türkiye’de yaşayan herkesin haklarının anayasal güvence altına alınması gerektiğini söyleyen Bekaroğlu, bunun tek başına yeterli olmayacağını belirterek, farklı kimliklerin kendilerini ait hissedebileceği yeni bir yurttaşlık anlayışına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Bekaroğlu, olası barış süreçlerinin yalnızca siyasi aktörler arasında değil, toplumun geniş kesimlerinde de karşılık bulmasının önemine dikkat çekerek, güven artırıcı adımların demokratikleşmenin ön koşullarından biri olduğunu ifade etti.

KÜRT MESELESİNİN ÇÖZÜMÜ İÇİN HUKUKİ ZEMİN ÇAĞRISI

Oturumun son konuşmacısı Özgür Erol ise Kürt meselesinin çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kürt sorununun çözümünün hem Türkiye’nin demokratikleşmesi hem de bölgesel istikrar açısından belirleyici sonuçlar doğuracağını savunan Erol, Kürt siyasi hareketinin kriminalize edilmesinden vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.

Erol, çözüm sürecinin kalıcı hale gelebilmesi için yasal ve kurumsal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirterek bir “Barış Yasası” önerisini gündeme getirdi. Böyle bir düzenlemenin siyasal katılım ve örgütlenme haklarını güvence altına alabileceğini savunan Erol, aynı zamanda demokratik siyaset zeminini güçlendirecek mekanizmaların oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Konuşmasında dikkat çeken bir değerlendirme yapan Erol, Kürt meselesinin çözümünün tüm taraflar açısından kazanım yaratacağını savunarak, “Herkes kazanıyorsa Kürtler neden kazanmasın?” diye sordu.

Konferans boyunca öne çıkan ortak tema ise Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında demokratikleşme tartışmasının, eşit yurttaşlık, toplumsal barış ve Kürt meselesinin çözümü başlıklarından bağımsız ele alınamayacağı yönündeki görüş oldu.

Benzer Haberler

Onlarca kişi yaralandı

Kütahya'da yolcu otobüsü devrildi

AKP önergesi kabul edildi

Meclis'in çalışma süresi uzatıldı

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz