BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Gülistan Doku’nun arkadaşıydı

DEM Partili Türkoğlu, Rojwelat Kızmaz’ın ölümünü de sordu

Gülistan Doku’nun arkadaşıydı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, Gülistan Doku soruşturmasıyla birlikte Rojwelat Kızmaz, Rojin Kabaiş, Rabia Naz, Nadira Kadirova, Yelda Kaharman ve Narin Güran’ı da hatırlattı ve ekledi: “Bu ölümlerin arkasında erkek şiddeti, devlet şiddeti, korumayan erkek yargı, cezasızlık politikaları var.”

HABER MERKEZİ – DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, güncel gelişmelere ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

Dersim’de 6 yıl önce kaybettirilen Gülistan Doku ile ilgili dosyada yeni gelişmelerin yaşanmasının, yargının değil kadınların verdiği mücadelenin sonucu olduğunu vurgulayan Halide Türkoğlu, şunları söyledi:

“Munzur nehrinden, kampüse, Dersim sokaklarından ülkenin dört bir yanına binlerce kadın alanlarda, sokaklarda ‘Gülistan Doku Nerede?’ diye haykırdı. Gülistan’ın akıbetini soranlar işkence ile gözaltına alındı. ‘Gülistan Doku Nerede?’ sorusu dava dosyalarına suç olarak girdi. Bugün gelinen aşamada ise Gülistan Doku’nun akıbetine ilişkin yeni bir aşamaya geçilmiştir. Öncelikle şunu özellikle belirtmeliyim ki; açığa çıkan bu gelişmeler bizler açısından kadınların ısrarlı mücadelesinin bir sonucudur. Gülistan’ın akıbetine yönelik gelişmeleri sanki yeni açığa çıkmış gibi değerlendirmek eksik kalır. O yüzden açığa çıkan değil de şimdiye kadar saklanan, açıklanmayan ancak bugün biz kadınların ısrarlı mücadelesi sonucunda ortaya çıkan gelişmeler olarak değerlendiriyoruz. Çünkü bizler ilk günden beri ‘bu olayda birileri korunuyor’ dedik.”

“SESSİZ KALAN HER KURUM VE KİŞİ YARGILANMALIDIR”

Halide Türkoğlu, bu süreçte birilerinin korunduğu ve delillerin örtbas edildiği uyarısının dikkate alınmadığını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“6 yıldır verilen adalet mücadelesi sonucu gözaltına alınan 13 kişi, yıllardır kadınların işaret ettiği isimlerdir. Bakın ailenin avukatı açıklama yapıyor; Gülistan’ın kullandığı telefonun SIM kartı bir polisin telefonuna takılıyor. Gülistan’ın mesajlaşmaları, sosyal medya paylaşımları siliniyor. Gülistan’ın SIM kartının 13 gün sonra bir polisin telefonuna takıldığı bilgisi ulaşılamayacak bir bilgi mi? Hattın açık olup olmadığı, anlaşılamayacak kadar zor bir bilgi mi?

Ailenin avukatı; dönemin Valisi Tuncay Sonel hakkında şikâyette bulunduklarını söylüyor. Olayla bağlantılı olabileceğini belirtiyor. Buna rağmen bu kişi hakkında detaylı bir soruşturma yürütülmediği ortaya çıkmıştır. Gülistan’ı öldürdüğü iddia edilen Mustafa Tuncay Sonel ve adı geçen sanıklar hakkında etkin bir yargılama süreci yürütülmemiştir. Yeraltı Görüntüleme Cihazı Arama Sonuç Raporu’nda açığa çıkan bilgiler kamuoyuyla ayrıntılı paylaşılmalı, dosyaya yapılan olası müdahaleler, bu müdahalelere sessiz kalan her kurum ve kişi yargılanmalıdır.”

“DEVLET KURUMLARININ İŞBİRLİĞİ VAR”

Gülistan Doku soruşturmasında açıklanan bilgilerin “bir ülkenin kolluğunun, yargısının, kurumlarının nasıl çöktüğünün göstergesi” olduğunu belirten Halide Türkoğlu, “Devletin tüm kurumlarının işbirliğiyle bir suçun nasıl örtülebileceğinin resmi bu olayda bir kez daha açığa çıkmıştır. Bunun adı özel savaştır. Çeteler eliyle yürütülen bir özel savaş yöntemi Gülistan’ı ve daha nice genç kadını ailesinden, arkadaşlarından, yaşamından alıkoymuştur. Tıpkı Gülistan’ın en yakın arkadaşı olan ve 2024 yılında Hasankeyf barajında cansız bedenine ulaşılan Rojwelat Kızmaz gibi. Açığa çıkan bilgiler doğrultusunda Rojwelat Kızmaz’ın ölümü ayrıntılı bir şekilde soruşturulmalıdır. Bu ölümün Gülistan Doku olayı ile ilgili bağlantısının olup olmadığı tüm detayları ile birlikte açığa çıkarılmalıdır” diye konuştu.

Halide Türkoğlu’nun konuşmasından öne çıkan diğer başlıklar şöyle:

“İNTİHARLARIN ARDINDAN SİYASETÇİLER ÇIKIYOR”

Sadece Gülistan olayında değil bu ülkede aydınlatılmamış tüm kadın cinayetlerinin, çocuk ölümlerinin arkasında hangi karanlık zihniyetin yer aldığına çok iyi biliyoruz. Rabia Naz, Nadira Kadirova, Yelda Kaharman, Rojin Kabaiş ve buradan adını sayamadığımız nice kadının, çocuğun faili bugün bulunamıyorsa işte bu cezasızlık zırhından kaynaklıdır.

Bu bahsettiğim isimlerin tamamı ilk elden intihar süsü verilen kadınlardır, çocuklardır. Bu cinayetleri işleyen faillerin arkasında da ya bir devlet yetkilisi ya iktidara yakınlığıyla bilinen bir siyasetçi ya da yargıda bir tanıdığı oluyor. Hele ki cinayetin faili gücü, yetkiyi, makamı elinde tutan kişi ise tamamen korunma zırhına büründürülüyor.

“ROJİN’İN ÖLÜMÜNE İNTİHAR DİYOR”

Rabia Naz katledildiğinde 11 yaşındaydı. İlk andan itibaren intihar süsü verilmek istendi. Ancak Baba Şaban Vatan ısrarla kızına bir arabanın çarptığını ve dönemin AKP Genel Başkan Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli ve siyasi yerel bağlantılar üzerinden dosyanın kapatıldığı söyleyerek yıllarca adalet aradı.

Nadira Kadirova, bakıcı olarak çalıştığı AKP İstanbul milletvekili Şirin Ünal’ın Ankara’daki evinde ölü bulundu. Kadirova’nın yakın bir arkadaşı, olaydan önce genç kadının kendisine, milletvekili Ünal’ın tacizine uğradığını ve kendini öldürmeyi düşündüğünü söylediğini belirtmesine rağmen olay intihar olarak kayıtlara geçti.

Rojin Kabaiş dosyasında yaşanan gelişmelerde de bir cinayetin üzerinin nasıl örtülmek istendiğini hep birlikte gördük. Gülistan’ı katlederek kaybettiren zihniyet Rojin’in ölümüne intihar diyerek cinayetin üzerini örtmek istedi.

“ÇETE, MAFYA VE YARGI EL ELE BİR SİSTEM”

Yine kamuoyunda çokça konuşulan bir davanın bugün duruşması yapılmaktadır. Bu dava Narin Güran cinayeti davasıdır. Kamuoyunda vicdan ve adalet açısından tartışılan bir yargılama süreci olmaya devam etmektedir. Bizler adaletin sağlanmasını istiyoruz; adaletin sağlanması için adil bir yeniden yargılamaya ihtiyaç olduğu tüm kamuoyunda tartışılan bir mesele haline gelmiştir. İşte tüm bunlar adaletin, yargı kurumlarının, kamu kurumlarının nasıl çöktüğünün göstergesidir. Çete – mafya – yargının nasıl el ele bir sistem kurduğunun göstergesidir. 6 yıl önce çözülmesi gereken bir davada gerçekler kısmen de olsa 6 yıl sonra açığa çıkıyorsa burada çürümüş bir yargı sistemi vardır.  Çeteleşmiş bir düzen vardır.

“HİÇBİR KADININ ÖLÜMÜ ŞÜPHELİ DEĞİLDİR”

Şimdi Adalet Bakanı ucu nereye değerse değsin diyor. Ben özellikle söylüyorum. Bunun ucu erkek yargıya, çürüyen adalet sistemine değecek. Dönemin valisine değecek. ‘Gülistan nerede?’ diye soranları yargılayanlara, gözaltına alanlara değecek. Karda, kışta, yağmur da bıkmadan usanmadan kızlarının akıbetini soran Gülistan’ın annesini, ablasını sürükleyerek gözaltına alanlara, susturmak isteyenlere değecek, değmelidir de. Hiçbir kadının ölümü şüpheli değildir. Bu ölümlerin arkasında erkek şiddeti, devlet şiddeti vardır. Korumayan kollamayan erkek yargı vardır. Cezasızlık politikaları vardır. Uygulanmayan yasalar vardır.

“KADINLARIN SESİNE KULAK VERİLMELİ”

Tüm bunlardan siyasi iktidar sorumludur. Bugün yapılması gereken tüm bunları gören bir yerden kadınların sesine kulak vermektir. Kadınları koruyan kollayan yasal düzenlemeleri hayata etkin bir şekilde geçirmektir. İstanbul Sözleşmesine geri dönmektir. DEM Parti Kadın Meclisi olarak buradan bir kez daha belirtiyoruz. Bu çürümüş yargı sistemine, failleri koruyan düzene boyun eğmeyeceğiz. Gülistan Doku ve kaybettirilen, katledilen her bir kadının hesabını soracağız. Gerçeklerin açığa çıkarılması için mücadele etmek yitirdiğimiz her kadına borcumuzdur. Sözümüzdür. Yaşasın kadın dayanışması. Jin Jiyan Azadî!”

Benzer Haberler

Onlarca kişi yaralandı

Kütahya'da yolcu otobüsü devrildi

AKP önergesi kabul edildi

Meclis'in çalışma süresi uzatıldı

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz