Nuray Sancar
Önünüzde açık bir kitabı duruyorken yazarının öldüğü bildirimini almak sarsıcıdır. Bu yazar, yaptığı işe mikro tarihçiliğin yakıştırıldığı, bir keresinde kendisi de bu kavramı kullanan tarihçi Carlo Ginzburg’dur.
Gerçekte egemen tarih yazımında yer almayan, projeksiyon tutulduğu zaman bile, o aynı egemen sınıfın ‘tabi sınıflar’ için ürettiği kültürel ürünler üzerinden analiz edilmeye çalışılan halkın düşünce dünyasını onların kendi eylem ve sözlerinden anlamaya çalışan bir tarihçiydi Ginzburg. Tahmin edilebileceği gibi, alt sınıfların kendilerinin kayıt altına aldığı bir tarihlerinin olmaması özel bir halk tarihi yazmayı epey zorlaştırır. Son derece çetrefil ve tartışmalı bir zeminde yürümenin göze alınması gereken bir iştir bu.
Ginzburg 16. Yüzyılda yaşamış, kent merkezlerinden uzak ve izole kırsal yerleşim bölgelerinde içselleştirilmiş egemen kültürün; çağlar boyunca dayanıklı sözlü kültürden o güne kadar taşınan değerlerin, doğanın döngüsüne ve mahsul bereketine odaklanan yerleşik ritüellerin ve köylü mitolojisinin katmanlarını ayrıştırmadan bu karmaşanın altından kalkılamayacağını kanıtlayan kitaplar yazdı. Peynir ve Kurtlar ile Gece Savaşları’nda uyguladığı metot buydu.






