DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, Urfa’da çerçeve yasanın Kürt meselesini çözmediğini, yalnızca yeni bir siyasi ve hukuki zemin açtığını söyledi. Bakırhan, ana dilde eğitimden yerel demokrasiye, siyasi tutukluların durumundan kadınların özgürlüğüne kadar çözülmesi gereken başlıkların önlerinde durduğunu belirtti.
HABER MERKEZİ- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Urfa’da düzenlenen halk buluşmasında Kürt meselesinin çözümüne ilişkin yeni yasal düzenlemenin önemini küçümsememek gerektiğini, ancak bunu sorunun tamamını çözen bir metin olarak görmediklerini söyledi.
DEM Parti Urfa İl Örgütü’nün düzenlediği toplantıda konuşan Bakırhan, yaklaşık bir asırlık Kürt meselesinin tek bir yasayla çözülemeyeceğini belirtti. Bakırhan’a göre düzenlemenin asıl anlamı, silahlı çatışmayı ve şiddeti siyaset dışına çıkararak Kürt meselesinin hukuki ve siyasi zeminde tartışılmasının önünü açması.
“Bu yasa Kürt meselesinin çözüm yasası değil” diyen Bakırhan, “Bu yasa bir ilktir. Bu yasa bir kapı aralıyor” ifadelerini kullandı.
“SİLAHLARIN SUSMASI YETMEZ”
Silahların susmasının tek başına yeterli olmayacağına dikkat çeken DEM Parti lideri, Kürtlerin kimlik ve dil haklarının güvence altına alındığı, seçilmiş siyasetçilerin görevlerinden alınmadığı ve insanların düşünceleri nedeniyle cezaevine konulmadığı bir düzen kurulması gerektiğini savundu.
“Barış sadece çatışmanın bitmesi değil” diyen Bakırhan, barışı Kürtlerin, Arapların, Türklerin ve Alevilerin kendi kimlik ve inançlarıyla eşit ve güvende yaşayabildiği bir siyasi düzen olarak tanımladı.
Ana dilde eğitim, yerel demokrasi ve siyasi hakların bundan sonraki mücadelenin başlıkları olacağını söyledi.
YAKLAŞIK 4 BİN TUTUKLU SERBEST KALACAK
Yasa ile yaklaşık 4 bin kişinin çıkacağını söyleyen Bakırhan, “Sürgündeki insanlarımız dönecek. Elinde silah olan yurttaşlarımız, insanlarımız demokratik siyasal yaşama katılacak. Gelip artık demokratik zeminde taleplerini savunacak, die konuştu. Cezaevlerindeki siyasi tutukluların durumuna ilişkin konuşurken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını söyleyen Bakırhan, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Ayşe Gökkan ve Leyla Güven gibi isimleri örnek gösterdi.
Devlet bürokrasisi ve kimi devlet kurumlarının hala bu sürece uygun dil ve pratik içinde olmadığı eleştirisinde bulunan Bakırhan şöyle konuştu:
“Olsalar da AİHM kararlarını uygulayarak Kobanê kumpas davasında içeride yatan arkadaşlarımızı bırakabilirlerdi. AİHM kararlarını uygulayarak Can Atalay’ı bırakabilirlerdi. Yine en son AİHM kararını uygulayarak Kavala’yı bırakabilirlerdi. Demokrasiyi tartışacağız. Evet, sulh geldi, silahlar sustu. Silahlar bırakılıyor ama hala demokrasi yok. Demek demokratik toplumun oluşması için hala demokrasiyi tartışacağız. İşte en son Urfa’da kadınlara dönük şiddet, katliam ve benzeri şeyler henüz devam ediyor. Kadınların özgürlüğünü tartışacağız. İşsizliği tartışacağız.”
ŞAM KÜRTLERLE TANIŞIYOR
Bakırhan, konuşmasında Suriye’deki Kürtlerin durumunu da Türkiye’deki sürecin bir parçası olarak değerlendirdi. Suriye’de Kürtlerin gelecekteki siyasi düzen açısından önemli bir rol oynayacağını belirterek, oradaki kazanımların küçümsenmemesi gerektiğini söyledi.
“Şam daha önce Kürt’ü tanımıyordu. Kürt’ün kimliği yoktu. Yeterli mi? Değil tabii ki. Ama yaşam akışkan bir şeydir. Zaman, süreç, olanaklar, fırsatlar, oradaki halkın örgütlülüğü, oradaki halkın taleplerine sahip çıkmasıyla birlikte sadece orada değil dünyanın neresinde olursa olsun haklar ve inançlar mücadelesiyle haklarını alırlar. Umarım Suriye’de de mevcut bu ortaya çıkanlar önemli ama bununla yetinmeyip başta dil olmak üzere, ana dilde eğitim olmak üzere bu mesele Kürtleri tatmin edebilecek bir noktaya gelir. Dünyanın her yerinde olduğu gibi biz bizlerin de her kazanımı büyük bedellerle oldu. Bu kazanımlarda emeği geçen, bedel ödeyen herkesin aziz hatırasını kendi adıma, partim adına yüreğimizde taşıyoruz ve taşımaya devam edeceğiz. Onlara layık olmaya çalışacağız.”
“YOLUN BAŞINDAYIZ”
DEM Parti’nin 6 Eylül’de yapacağı kongreye de değinen Bakırhan, değişim sinyali verdi:
“Bu kongre yeni bir dönemin kapısını aralayacak bir kongre olacak. Türkiye’nin önünde yeni bir dönem var. Biz de bu yeni döneme eski alışkanlıklarla değil, biz de alışkanlıklarımızı, dilimizi değiştireceğiz. Cesaretle yeni bir ufukla, yeni bir siyaset anlayışıyla önümüzdeki döneme hazırlayacağız.”







