Nuray Sancar
Suriye Demokratik Güçleri Komutanı Mazlum Abdi’nin öz yönetimin ve bağlı askeri-sivil bütün yapıların lağvedildiğini duyurmasının ardından yıllarca savaşan Kürtlerin ne kazanıp ne kaybettiği üzerine epey dil döküleceği kuşku götürmez. Suriye merkezi yönetimiyle yapılan anlaşmaya göre Mazlum Abdi’nin Eş Şara’nın azınlıklarla ilgili danışmanı, İlham Amed’e dış ilişkilerde görevli milletvekili olma rolünün düşmesi, Kürtçenin seçmeli ders olarak kabulü, SDG’nin sınır görevlerinden sorumlu dört tugay halinde Suriye ordusuna bağlanması, YPJ’ye de iç güvenlik organlarında bir yer bulunması ABD, Türkiye, Suriye ve Kürt tarafı arasında yıllar süren mekik müzakerelerinin ve Türkiye ‘süreç’inin bir sonucu oldu.
Ancak Suriye’deki durum sadece sahadaki-cephedeki skora bakılarak bir değerlendirme yapılmasını kaldırmıyor. Pazarlığın özneleri açısından mevcut şartlarda, siyaseten bir kazan kazan durumu ilan edilmiş oldu. Özerklik savaşının liderlerinin merkezi görevlerle taltif edilmesi ve anlaşmanın diğer maddeleri, bölgenin bugünkü koşullarında talepleri ‘tanınma’ya ve dil sorununa kadar geri çekilmiş Kürt hareketi açısından muhtemelen tatmin edici. Ancak bu hareketin homojen olmadığı göz önüne alınırsa içinde ihanet, satış sözcüklerinin geçtiği radikal itirazların da bir süre devam edeceğini tahmin etmek zor değil…






