BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

İmralı Heyeti’nin toplantısından çıkan mesaj: ‘Ortak acı’ya çağrı

İmralı Heyeti’nin toplantısından çıkan mesaj: ‘Ortak acı’ya çağrı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Çetin Arkaş’ın dünkü konuşmalarının tamamının ana mesajı “ortak acı” kavramında düğümleniyordu. Sürecin başarısı ve birlikte yaşamı inşa etmenin yolu ‘ortak acı’da buluşmaktı.

Namık Kemal DİNÇ

“Geri dönüşsüz bir noktaya geldik mi?”

İmralı Heyeti’nin dün basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği buluşmanın en kritik sorularından biriydi bu: “Geri dönüşsüz bir noktaya geldik mi?”

Cevabı, İmralı Sekretaryası’nda yer alan, 33 yıllık cezaevi hayatının hayli bir kısmını İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan’la birlikte geçirmiş olan Çetin Arkaş verdi.

Çok isterdim bunu söylemeyi. Evet arkadaşlar, geri dönüşsüz bir noktadayız, hiçbir tehlike kalmadı, bundan sonra önümüzde çok geniş, güzel mavi denizler bizi bekliyor demeyi çok isterdim. Bütün çabamız bunu söyleyebilmek içindir. Buna kilitlendik, bunu başaracağımıza inanıyoruz, hep birlikte yaşayarak başaracağız. Bu hepimizin ortak hayali, arzusu olmalı.

Bu umudumuz diridir. Hep birlikte bunu başaracağımıza inancımızda güçlüdür. Bütün çabamız bu yönlüdür. Diliyorum ve umuyorum ki bir sonraki buluşmamızda; evet geri dönüşsüz bir noktadayız, artık sonsuz bir ufka bakıyoruz, gelecek bizimdir diyebilecek, daha güçlü vurguyu yapabilecek bir noktada olalım.”

Çetin Arkaş’ın değerlendirmelerinde kişisel hikayesinden, yaşadıklarından çokça örnek vardı. Bunu özellikle tercih ettiği de anlaşılıyordu. 42 yıl süren çatışmanın, özellikle Kürtler cenahında yaşanan acıların daha bilinir kılınmasına gayret ettiği hissediliyordu.

“Sürecin ruhuna hizmet eden, yapıcı örneklere ihtiyaç var”

Kendi tabiriyle ömrünün beşte üçünü mahpuslukta geçirmiş bir kişi olarak, cezaevlerinde yaşanmakta olanlara dikkat çeken değerlendirmeleri de oldu. Yasanın uygulanmasıyla çok sayıda kişinin özgürlüğüne kavuşması bekleniyor ama bir de durumu acil olanlar vardı. Bunlardan biri olan Mehmet Sait Yıldırım’ın örneğini verdi Çetin Arkaş:

“Biz 2015’te İmralı sekretaryası olarak Ada’ya birlikte gittik. Bu arkadaş kalp hastasıydı. Ada’ya vardığımız sekizinci veya dokuzuncu günde kalp hastası olduğu, acil bir müdahale gerekirse Ada’da yapılamayacağı için geri gönderildi. 30 yıllık hapislik yaşamı 9 ay önce bitti. 2021 yılında icat edilen cezaevi İdare ve Gözlem Kurulları marifetiyle bu arkadaşımızın hapis cezası keyfi sebeplerle 9 ay uzatıldı…

Dün yeniden idare ve Gözlem Kurulunun karşısına çıkarıldı. Tamda bu süreçte İdare Gözlem Kurulu arkadaşa pişmanlığı dayatıyor. 75 yaşında bu arkadaş. Durumu izah ediyor. Doğal olarak tatsız bir tartışma yaşanıyor. Arkadaş hücresine gidiyor, kalp krizi geçiriyor. Acil hastaneye kaldırıyorlar ve kalbine iki stent takılıyor. Şimdi durumu nedir bilmiyoruz.

Bu tür şeyler sürecin ruhuna hizmet etmez, bunu burada söylemek isterim. İyi değil. Yapıcı örnekler değil. İnsanların sürece inancını tazeleyen, besleyen örnekler değil. Zaten 75 yaşında. Zaten kalp hastası. Zaten hukuksuz Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin verdiği cezayı yatmış, bitirmiş. 9 ay ekstradan vermişsiniz onu yatmış, bitirmiş… Halen içeride 30 yıllık cezasını bitirmiş ama fazlasıyla yatan arkadaşlarımız var.

Biraz okumuş, dünya tarihini de araştırmaya gayret etmiş bir kişi olarak söyleyebilirim ki, tekil düzeyde Amerika’daki hapishanelerde veya başka yerlerde 40 yıl, 45 yıl yatan mahkumlar var, tekil düzeyde, tekil örnekler olarak. Ama Türkiye’deki hapishanelerde 30 yılını tamamlamış ve geçmiş mahpus sayısı iki bin civarındadır. Dünya tarihinde ve herhangi bir coğrafyada bu kadar kitlesel ve uzun süre hapis yatmış insan yoktur. Bunu söylemek isterim ve Sait arkadaşımızın bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini burada ifade etmek istiyorum.”

“Taziyeler kuruldu. Muhtemeldir ki yeni taziyeler kurulacak”

Konuşmasının bir yerinde sözü halen kurulmakta olan taziye çadırlarına getirdi. Süreç karşıtı bazı kişi ve basın kuruluşlarının kamuoyunu tahrik eden haberler yaptığı malum. “Devlete karşı savaşmış kişiler için kamuoyuna açık bir şekilde nasıl taziye çadırları kurulabilir” diye bir şeyleri köpürtmek isteyenler var.

Taziye çadırlarına katılan Arkaş hem bunun neden gerekli olduğunun altını çizdi hem de karşılaştığı trajik bir örneği anlattı

“2015 ile 2023 yılları arasında çok ağır bir çatışma yaşandı. Bu çatışmalı süreçte yaşamanı yitiren çok sayıda gerilla oldu. Çatışma koşullarının ağırlığı sebebiyle yaşamını yitiren arkadaşların kimler olduğu, nerede, hangi çatışmada yaşamını yitirdiklerini tespit etmek, bunları belirlemek, bu ağır savaş koşullarında epey zor. Sayılarının yüzlerce olduğunu söyleyebilirim. Taziyeler kuruldu. Muhtemeldir ki yeni taziyeler kurulacak. Bizim için çok ağır bir süreçtir onu söyleyeyim. Ailelere haber vermek, onları bilgilendirmek çok trajik bazı sahnelere de sebebiyet veriyor. Mesela birkaçını paylaşmak isterim.

Bu yasa çıktıktan sonra artık dağdan gerillaların eve döneceğini bekleyen bazı aileler oluyor. Arkadaşlarımız aileleri ziyarete gittiklerinde anneler, babalar, kız kardeşleri “Bu yasayla evlatlarımız gelecek, onu haber vermeye mi geldiniz” diye soruyorlar. Ama maalesef onların ölüm haberlerini alıyorlar. Böylesi insani, acı, trajik sahnelerle karşılaştık. Ben Diyarbakır bölgesindeki hemen hemen bütün taziyelere gittim.

Karşılaştığım bir anekdotu da yine paylaşmak isterim. İki genç gerillanın biri kadın biri erkek fotoğraflarının arkasında yer alan aileleri beni tanımışlar. Bana “Bu çocukları tanıyor musun” diye sordular. Tanımadığımı söyledim. Kendileriyle çektirdiğim fotoğrafı bana gösterdiler. Meğerse ben onların amcalarıyla aynı cezaevinde kalıyormuşum. 30 sene önce, koğuş döneminde o zaman küçük çocukları koğuşa alabiliyorduk. Onlar amcalarını ziyarete gelmişler. 3-4 yaşındalarmış o zaman, fotoğraflarını gördüm. O çocuklar büyümüşler, dağlara gitmişler, çatışmalarda yaşamlarını yitirmişler ve ben o iki küçük çocuğun büyümüş resimleriyle karşılaştım.”

Acıyı Ortaklaştırmak

Çetin Arkaş’ın dünkü konuşmalarının tamamının ana mesajı “ortak acı” kavramında düğümleniyordu. Sürecin başarısı ve birlikte yaşamı inşa etmenin yolu ‘ortak acı’da buluşmaktı. Yani acıyı ortaklaştırmak; birlikte üzülmek, birlikte sevinmek, birlikte kederlenmekti. Bu ortaklaşmayı sağlamak için bir de çağrısı vardı. Buyurun kendisinden dinleyelim:

“Yeni bir süreç başlayacaksa birbirimizle kaderdaşlık yapacaksak; kin, öfke, acı yarıştırmaktan vazgeçmek lazım. Kürt çocuklarıyla Türk çocukları, asker, polis ya da gerilla demeden hepsine bizim çocuklarımız diyelim. Bu anlayışı geliştirebilirsek yeni ve ortak bir geleceği birlikte inşa edebiliriz. En büyük özlemlerimden bir tanesi; bazen söylenir ya Çanakkale şehitliğinde Türkler de Kürtler de yatar, oraya gidip çiçek bırakalım mı? Oraya bırakalım ama o yüzyıl geçti, o bir realitedir o sorun değil. Şimdi hep birlikte bu çatışmalı süreçte yaşamını yitiren herkesin, ayrımsız mezarına çiçek bırakmaya var mıyız? Yani onların acılarını geleceğe taşırmamak, acılı bir miras bırakmamak, ortak bir geleceği inşa etmeye var mıyız? Onu yaşamak lazım… Hep beraber kazanacağımız bir dili, bir geleceği, bir duyguyu, duygu birlikteliğini yaratmak zorundayız.”

Namık Kemal DİNÇ kimdir?

Kürt tarihi, hafıza politikaları, sözlü tarih, azınlıklar, göç ve kimlik konuları üzerine tarih alanında çalışmalar yürütmektedir. İMC TV’de başlayan televizyon programcılığına bugün Numedya24 dijital platformlarında devam etmektedir. İmza attığı kitapların haricinde, çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış köşe yazısı ve makaleleri bulunmaktadır.

Benzer Haberler

‘Sosyopat liderler çağındayız’ demişti

İngiliz ekonomist Ash'e ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ soruşturması

Dersim Tertelesi’ne ilişkin yeni belge:

"Gaz doldurma tesisatı” için Alman firmayla temas

Yıldırım’a hastane yatağında kelepçe

İzmir Barosu: Yaşam hakkı için derhal tahliyesi zorunludur

‘Şeytantepe’ belgeseline soruşturma

Narin Güran cinayetinde ‘faili meçhul’ başvurusu reddedildi

MHP’li Feti Yıldız’dan süreç açıklaması:

Sürecin ruhuna uygun özenli bir dil kullanalım

Osman Kavala’dan AİHM kararı açıklaması:

Karara uyulması hukuk devletinin yükümlülüğüdür

Bakırhan’dan ‘çerçeve yasa’ açıklaması:

Tutsak arkadaşlarımızın siyaset yapmasını sağlayacak