BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Sabahat Akkiraz

Sabahat Akkiraz

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

“Yetmiş iki millete bir nazarla bakmak” anlayışının içinden çıkan deyişlerle yıllarca kendisine yer edinip, bugün ırkçı, ayrıştırıcı ve tekçi söylemlerin taşıyıcısı haline gelmek büyük bir tutarsızlıktır. Aleviliğin özü, bir kimliği diğerinin üzerine çıkarmak değil; farklılıkları insanlık ortaklığında buluşturmaktır. Aleviliğin tarihsel hafızası bize üstünlük kurmayı, dışlamayı ve ayrıştırmayı değil; zulme karşı durmayı, kucaklamayı ve hakikatte buluşmayı öğretir.

Yüksel Mutlu

Pir Sultan Abdal

Gel ey zahit bizim ile çekişme/ Hakk’ın yarattığı kul bana n’eyler/ Kendi kalbin arıt, bize ilişme/ Bendeki küfrü sendeki imana neyler? 

63’üncü ulusal, 37’nci Uluslararası Hacı Bektaş Törenleri ve Kültür Sanat etkinliklerine geçmiş yıllarda ara ara katılırdım, DEM Parti Halklar İnançlar Komisyonu’n eş sözcüsü olmam nedeniyle  son üç yıldır aralıksız katılıyorum..

Alıştık, artık her sene bir krizle karşılaşıyoruz. Bu yıl da Sabahat Akkiraz krizine maruz kaldık.

Biz alandan ayrıldıktan sonra Ankara’ya dönerken sosyal medyadan öğrendik ki Sabahat Hanım yaptığı paylaşımda sahne saatini özellikle değiştirdiğini belirterek, “Hacıbektaş Anma etkinliklerinde sahne saatimi kendim belirledim. Normalde sahne alacağım saatten daha erken bir saate ‘malum nedenden’ dolayı değişiklik yaptırdım. Benim deyişlerim herkese nasip olmaz ” demiş.

Aslında öncelikle şunun bilinmesini isterim;  krizi yaratan bizzat kendisidir. Tülay Hatimoğulları protokolü terk etmedi, normal programını gerçekleştirdi, diğer protokol çoğunluğu siyasi parti konuşmalarından sonra ayrıldılar. Zaten Sabahat Akkiraz konseri bu programdan önceymiş. Durum budur…

Açıklamasındaki “malum neden” olarak Kürt kimliğini ve partimizi işaret ediyor. Çünkü daha önceki açıklamaları, Talat Paşa övgüsünden, Amedspor nefretinden ve ‘çerçeve yasa’ eleştirisinden de bunu anlıyoruz; olabilir, böyle düşünmekte elbette serbesttir, saygı duyarız.

Akkiraz’ın sosyal medya paylaşımında “Benim deyişlerim herkese nasip olmaz” biçimindeki üstenci ve mülkiyetçi dil ayrıca üzerinde durulması gereken bir meseledir. Ne kadar kibirli, nobran bir duruş! Söylediği deyişler Alevilerin yüzyıllar boyu acılarından, yaşanmışlıklarından, yaşadıkları zulümlerden süzülerek gelen nefesler ve deyişlerdir; kimsenin malı değil ki toplumun ortak değeridir, halkındır. Pir Sultanların, Nesimilerin, Hacı Bektaşların ve nice ozanın nefesleri; yüzyıllar boyunca bu topraklarda acı çekenlerin, zulme uğrayanların, dışlananların ortak hafızasından süzülerek bugüne ulaşmıştır. O nefesleri söylemek bir ayrıcalık değil, o mirasa karşı bir sorumluluktur. Hele bu sözlerin, bu toprakların tüm ötekilerinin, mazlumlarının ve farklı kimliklerin haklarını savunan bir siyasi partinin Alevi eş genel başkanı olan bir kadına karşı kullanılması ise Alevi felsefesinden tamamen uzaklaşıldığını net bir şekilde göstermektedir.

Kaldı ki Hacı Bektaş Veli’nin makamı (Serçeşme), ötekileştirmenin, dışlamanın, ayrımcılık yapmanın değil; arınmanın, hakikatine dönmenin yeridir.  Hacı Bektaş Veli’nin insan anlayışı; insanı evrenin özü, Hakk’ın bir aynası ve sevginin en yüce varlığı olarak gören, dil, din, ırk farkı gözetmeksizin tüm insanlığı kucaklayan derin bir tasavvufi ve ahlaki temele dayanır. İncinsen de incitme: İnsanlara zarar vermemeyi, şiddetten kaçınmayı ve hoşgörüyü esas alır. “İyilik iyidir” felsefesi Aleviliğin temel öğretisidir. “Eline, beline, diline sahip ol” öğretisi ahlaklı bir yaşam sürmenin temel kuralıdır.

Üstelik barışın ve yaşamın sembolü olan kadın kimliğine sahip birisinin, ırkçı söylemlerle savaş dili kullanması ne kadın kimliğine ne de Aleviliğin inanç felsefesine uymaktadır. “72 millete bir bakan” bu inancın deyişleriyle yıllarca o inanç sayesinde yer edinip, ırkçı, ayrıştırıcı ve tekçi söylemlerin popüler yüzüne dönüşmek o inanca en büyük ihanettir.

Pir Sultan, Nesimi, Hallac-ı Mansur ve daha niceleri bu düsturun öncüleri değil mi? Nefesleri günümüze kadar nasıl geldi? Onlar, kimlikleri dışlamak için değil birleştirmek için mücadele ettiler.

Bu üstünlük, kibir niye, anlıyoruz tabii; ideolojik olarak başka bir hatta olduğundan siyasal bir tahammülsüzlüğün dışa vurumudur, DEM Partisi Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları bu ülkede siyaset yapan Arap Alevi bir kadın siyasetçidir. Ona yapılan aynı zamanda Kürt halkına ve mücadelesine tahammülsüzlük, savaş çığırtkanlığı, barış karşıtlığıdır.

Aleviliğin tarihsel köklerinden bugüne taşıdığı en güçlü özelliklerden biri mazlumdan yana duruşudur. Özellikle barışın konuşulduğu bugünlerde Sabahat Akkiraz örneği üzerinden Alevi toplumundan çıkan bir türkücünün ırkçılıkla popülerleştirilmesinin altında başka hesapların da yattığı anlaşılmaktadır. Aleviliğin mazlumdan yana damarını törpüleyerek, Alevileri diğer mazlumlarla dayanışmadan koparan, hatta onlara karşı konumlandıran sinsi ve tehlikeli bir damar yaratma çabası da beyhudedir. Aleviliği kendi tarihsel adalet arayışından, çoğulculuğundan ve ezilenden yana duruşundan uzaklaştırıp, egemen zihniyetin sınırları içine hapsetmeye çalışma çabası asla tutmayacaktır.

Alevilerin siyasi görüşleri farklı olabilir; farklı partilere oy verebilir, farklı siyasi düşüncelere sahip olabilirler. Ancak Aleviliğin DNA’sında, kodlarında mazluma düşmanlık, ırkçılık, tekçilik ve başka bir kimliği aşağılayarak kendisini var etme anlayışı yoktur. Bu nedenle kim ırkçılıkla ne kadar popüler olursa olsun, böylesi bir zihniyet Alevi toplumunda kalıcı bir karşılık bulamayacak; olsa olsa Aleviliğin tarihsel öğretisine aykırı ibretlik bir vaka olarak hatırlanacaktır.

“Yetmiş iki millete bir nazarla bakmak” anlayışının içinden çıkan deyişlerle yıllarca kendisine yer edinip, bugün ırkçı, ayrıştırıcı ve tekçi söylemlerin taşıyıcısı haline gelmek büyük bir tutarsızlıktır. Aleviliğin özü, bir kimliği diğerinin üzerine çıkarmak değil; farklılıkları insanlık ortaklığında buluşturmaktır. Aleviliğin tarihsel hafızası bize üstünlük kurmayı, dışlamayı ve ayrıştırmayı değil, zulme karşı durmayı, kucaklamayı ve hakikatte buluşmayı öğretir.

Irkçılık yaman bir hastalıktır. Sabahat Akkiraz da böylesi bir illete bulaşarak buradan kazanç sağlayamayacağını bilmelidir. Ki bence Alevi toplumu da ona gerekli cevabı vermiştir. Bu toprakların birliğe, bütünlüğe kardeşliğe ihtiyacı var bunları tartıştığımız pozitif barışa doğru çabaladığımız böylesi bir zamanda Hacı Bektaş’ın huzurunda Sabahat Akkiraz’ın yaptığını Alevi toplumunun adaletine havale ediyoruz. Çünkü Aleviler Dersim’i, Maraş’ı, Çorum’u Sivas’ı ve diğer katliamları unutmadı, unutmayacak. Her yıl Alevilerin taleplerini ifade ettiği bu meydan ayrımcılığın yeri olmamalıydı. Aleviliğin Kültür Bakanlığına bağlı bir daireye bağlanmasına niye söz etmiyor acaba?

Sabahat Akkiraz’a sormak gerekir: Bugünün Alevi toplumunun yaşadığı bunca temel sorun karşısında neden birkaç söz söylemiyorsun? Sivas Madımak katliamının acısı ve adalet arayışı halen ortadayken, Alevi çocuklarının zorunlu din dersleri ve çeşitli eğitim politikaları üzerinden maruz kaldığı asimilasyon sürerken, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve Alevilerin eşit yurttaşlık talebi hâlâ karşılanmamışken neden bunlara ilişkin herhangi bir itirazını duymuyoruz?

Ömrünü Alevi olarak sürdüren insanların cenazelerinin dahi çoğu zaman kendi inanç ve erkânlarına göre değil, Sünni geleneklere göre kaldırılmasını hiç sorgulamıyor musun?

Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan Dersim, Maraş, Çorum, Sivas ve diğer Alevi katliamlarıyla yüzleşilmesi, hakikatin ortaya çıkarılması ve toplumsal barışın sağlanması gerektiğini neden dile getirmiyorsun?

Neden iktidara dönüp “Aleviler bu ülkede neden hâlâ eşit yurttaş değil?” diye sormuyorsun?

Neden Alevilerin kendi inançlarını özgürce yaşama, ibadet etme, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması ve zorunlu din derslerinin kaldırılması gibi temel taleplerinin yanında durmuyorsun?

Sabahat Akkiraz, bütün bunlar ortadayken neden Kürtleri ve Kürtlerin siyasal mücadelesini hedefe koymayı tercih ediyor?

Alevilerin gerçek sorunları iktidarın politikalarıyla, eşitsizliklerle ve yüzyıllardır süren inkâr ve ayrımcılıkla yüzleşmeyi gerektirirken, başka bir mazlum halkın mücadelesini hedef göstermek Aleviliğin tarihsel adalet ve eşitlik anlayışıyla nasıl bağdaşabilir? Alevilerin sorunlarını gerçekten dert edinen bir sanatçı, önce iktidara ve bu ülkenin egemen anlayışına “Aleviler neden halen eşit yurttaş değil?” sorusunu sorması gerekmez mi? Kürtleri bırakıp Alevilerin kendi sorunlarına biraz daha kafa yorsa, Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesine ve hak taleplerine omuz verse daha doğru olmaz mı? Çünkü asıl mesele tam da budur: Alevilerin hakları için mücadele edenleri hedef almak değil, Alevilerin yüzyıllardır karşı karşıya kaldığı ayrımcılığa, inkâra ve eşitsizliğe karşı ses çıkarmak.

Bir sözüm de onu Hacı Bektaş’a davet edenlere olsun: Böylesi ırkçılık yapan, insanları ayrıştıran dili kullanan kişiyi anma törenlerine davet etmek sorun değil mi?

Aleviler tarihi bir süreçten geçiyorlar; eşit yurttaşlık ve demokrasi sorunları orta yerde duruyor. Alevilerin sorunları olarak saydığım tüm şeyleri DEM Parti şimdiye kadar savundu ve savunmaya da devam edecek. Bunun mücadelesini en güçlü şekilde vermek boynumuzun borcudur.

Sadece deyiş söylemek değil, o deyişlerin ruhuna uygun bir yaşam sürmek önemlidir. Çünkü deyişler dilde değil, önce hayatta anlam kazanır.

Sadece deyiş söylemek değil ona uygun bir yaşam sürmek önemlidir.

Özünü bilirsen özürden kurtulursun. İnsanın gerçek güzelliği, sözünün güzelliğidir. – Hacı Bektaş Veli

Âşk ile…

 

Yüksel MUTLU kimdir?

Uzun yıllar aktif olarak Eğit-Sen ve Eğitim-Sen de sendikal faaliyetlerinden sonra İHD Ankara Şube yöneticiliği, İHD Ankara şube Başkanlığı, 2002-2008 yılları arası İHD Genel Merkez Yöneticiliği yaptı. 2008-2009 yıllarında Türkiye Barış Meclisinin kuruculuğunu ve sözcülüğünü yaptı.

30 Mart 2014 seçimlerinde kayyum atanana dek Mersin Akdeniz Belediyesi Eş Başkanlığı’nı yaptı.

DEM Parti Halklar İnançlar Komisyonu Eşsözcüsü.

Benzer Haberler

Süleymancılar soruşturması:

Eski bakan Şahin adına kayıtlı iki araç daha incelemeye alındı

‘Rüşvet’ soruşturmasında gözaltına alınmıştı

Balçova Belediye Başkanı Yiğit, görevine iade edildi

Zonguldak’ın ardından Düzce

Kürt işçilere saldırı: Saldırgan tutuklandı

Süreçte kritik gün: Yeni aşama

Takip ve Değerlendirme Kurulu ilk kez toplandı

“Süreci sabote etmeye dönük tehlikeli faaliyet”

İmralı Heyeti’nden “görüşme notu” açıklaması

Çerçeve yasanın ardından kurulmuştu

Takip ve Tespit Kurulu yarın toplanıyor