Müslüm Yücel
Silahsız felsefe, tarihsel olarak belirlenmiş bir felsefe okulu ya da düşünce akımı değildir. Daha çok felsefenin güç, şiddet, hakikat, özgürlük ve siyaset karşısındaki konumunu yeniden düşünmeye yarayan bir kavramdır. Bu kavramın temel sorusu şudur: Bir düşünce, kendisini zorla kabul ettirmeden nasıl siyasal ve toplumsal bir güç haline gelebilir? Bu soru yalnızca silahın reddedilmesiyle cevaplanamaz. Çünkü silahı bırakmak ile silaha ihtiyaç duymamak aynı şey değildir. İlki bir eylem, ikincisi ise bir siyasal durumdur. Silahların ortadan kalkması kendi başına özgürlük, adalet veya demokratik siyaset yaratmaz. Asıl mesele, silahın sağladığı güç biçiminin yerine hangi siyasal, hukuki ve toplumsal ilişkilerin konulacağıdır.
Bu açıdan Öcalan’ın 2024 sonlarından 2026 yazına kadar uzanan son dönemi, silahsız felsefe kavramının somut bir siyasal deneyim alanı olarak okunabilir. Buradaki amaç Öcalan’ın düşüncesini bütünüyle bu kavrama indirgemek veya onun bütün siyasal tezlerinin doğruluğu hakkında bir hüküm vermek değildir.






