BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Vartinis Katliamı ve çocukların bitmeyen çığlıkları

Vartinis Katliamı ve çocukların bitmeyen çığlıkları
🎧 Haberi dinle0:00 / --:--

Vartinis, coğrafyamızda yaşananlardan yalnızca bir tanesi. Aysel kimi affedecek? Ya da affedebilecek mi? İnsanlık suçu işleyen güvenlik görevlileri, görevleri bittikten sonra ne oldu? Emekli oldular mı? Yollarda, sokaklarda, kentlerimizde karşımıza çıktılar mı? Belki komşumuz, belki hemşehrimiz oldular. Bilmiyoruz. Ya da hala bir yerlerde karşılaşıyor muyuz onlarla?

Yüksel Mutlu

3 Ekim 1993 günü Muş’un Korkut ilçesine bağlı Vartinis beldesinde, Nasır Öğüt, eşi ve yedi çocuğuyla birlikte tek göz evlerinde, yoksul ama kendi hâlinde bir hayat sürüyordu.

Kürdistan’da savaşın en yoğun olduğu yıllardı. Devletin uyguladığı faili meçhuller, köy yakmalar, kaçırmalar ve infazlar yaygındı. Vartinis’te yaşananlar da bu karanlık dönemin hafızamızda bıraktığı en ağır izlerden biri olarak kaldı.

Tıpkı Sivas’ta yakılanlar gibi; Dersim’de, Koçgiri’de, Ağrı’da, Zilan’da, Maraş’ta, Çorum’da, Gazi’de, Güçlükonak’ta ve daha nice yerde yaşananlar gibi…

Vartinis’teki Öğüt ailesi başlarına neler gelebileceğini nereden bilebilirdi ki?

O GECE NE OLDU?

2 Ekim günü Vartinis’e yakın bir yerde PKK gerillaları ile devlet güçleri arasında bir çatışma yaşandı. Çatışmada bir astsubay yaşamını yitirdi.

Asıl mesele bundan sonra başladı.

Hasköy Jandarma Komutanı, astsubayın cenazesini alarak Vartinis’ten geçerken birkaç el havaya ateş açtı ve “Bu gece bu köyü başınıza yıkacağım” dedi.

Gece saat 02.00-03.00 sıralarında yüzlerce asker ve özel harekâtçıyla yeniden Vartinis’e geldi.

Nasır Öğüt’ün evi beldenin tam merkezindeydi. Öğüt ailesinin evinden bir kişinin zafer işareti yaptığı gerekçesiyle ev askerler tarafından ateşe verildi.

Aynı saatlerde beldede yaşayanların tamamı elleri havaya kaldırılarak belediyenin önünde toplandı. İnsanlar orada tutulurken Öğüt ailesinin evi alevler içinde kaldı.

Dokuz kişi diri diri yanarak can verdi.

Çocukların camlara tırmanarak yardım çığlıkları attığı duyuluyordu. Toplanan kalabalık harekete geçmek istese de insanların kıpırdamasına dahi izin verilmedi.

Evden tesadüfen sağ kurtulan tek kişi ise çocuk Aysel Öğüt’tü.

ON YIL SÜREN ADALET ARAYIŞI

Aysel Öğüt, yıllar sonra, 2003 yılında evin askerler tarafından yakıldığını belirterek suç duyurusunda bulundu. Ancak Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, evin PKK tarafından yakıldığını belirterek dosyayı kapattı.

Birçok başvurunun ardından iki jandarma subayı, bir astsubay ve bir özel harekât şube müdürü hakkında dava açıldı.

Ancak dava, güvenlik gerekçesiyle Muş’tan Kırıkkale’ye taşındı. Dava, Vartinis’ten ve olayın yaşandığı coğrafyadan olabildiğince uzaklaştırıldı.

Sonrasında yargı makamları arasında yetki tartışması başladı.

Adli savcılık, “Ben görevli değilim; askeri savcılık görevli” dedi. Askeri savcılık ise görevli olmadığını belirterek dosyayı geri gönderdi.

Dosya kurumlar arasında gidip gelirken zaman aşımı süreci de işlemeye devam etti.

Soruşturma izni konusunda da ayrı bir tartışma yaşandı. Van Bölge İdare Mahkemesi, “Bu olay zaman aşımına uğramıştır” diyerek takipsizlik kararı verdi.

Böylece yıllar süren adalet arayışı, zaman aşımıyla karşı karşıya kaldı.

Sürgündeki ilk duruşmada, mahkemenin verdiği arada Aysel, sanıklardan birinin yakasına yapışarak gözyaşları içinde “Neden?” diye haykırdı.

Neden?

Aysel, hiç bitmeyecek bir acının içine düşmüştü. Cezasızlıkla birlikte “Neden?” sorusunun yanıtını da mahkemenin kararıyla almış ve anlamıştı.

Kimse tutuklanmadı. Kimse ceza almadı.

Aile ve avukatlar yıllarca Muş’tan Kırıkkale’ye gidip gelmek zorunda kaldı. Sonunda, diğer toplumsal davalarda olduğu gibi, tüm beldenin gözü önünde bir ailenin yakılarak katledilmesi davası zaman aşımına uğratıldı ve dosya kapandı.

Neysi insanlık suçu?

Yıllar sonra Öğüt ailesinin metruk evi Nusaybin Belediyesi tarafından müzeye dönüştürüldü.

Ne iyi yaptılar…

Gelecek kuşaklar Vartinis’te neler yaşandığını, bir devletin kendi vatandaşlarına nasıl zulmedebildiğini ve bir ailenin nasıl göz göre göre yok edildiğini görsün diye…

Ama bir müze, yaşanan acının yerini tutabilir miydi?

GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEDEN BARIŞ MÜMKÜN MÜ?

Vartinis, coğrafyamızda yaşananlardan yalnızca bir tanesi.

Aysel kimi affedecek? Ya da affedebilecek mi?

İnsanlık suçu işleyen güvenlik görevlileri, görevleri bittikten sonra ne oldu? Emekli oldular mı? Yollarda, sokaklarda, kentlerimizde karşımıza çıktılar mı? Belki komşumuz, belki hemşehrimiz oldular.

Bilmiyoruz.

Ya da hala bir yerlerde karşılaşıyor muyuz onlarla?

Şimdi Türkiye başka bir dönemin eşiğinde.

Çözüm, müzakere ve barış süreci konuşuluyor. Yaklaşık iki yıldır Sayın Öcalan’ın baş müzakereci olarak yer aldığı, devlet, iktidar ve DEM Parti heyeti arasındaki süreç, istenilen hızda olmasa da ilerliyor.

Peki süreç ilerlediğinde Türkiye, bu katliam sayfalarıyla nasıl yüzleşecek?

Adalet nasıl gerçekleşecek?

Bunca acı nasıl sağaltılacak?

Komisyonlar kurulurken geçmişi unutmadan nasıl ilerleyeceğiz?

Aysel’in acısı ne olacak?

Aysel gibi nicelerinin taşıdığı travmalar ne olacak?

1937-38’de Dersim’de katliamdan sağ kurtulan bir kadının söylediği, “Taş olsaydım çatlardım, toprak idim, dayandım” cümlesi bize ne anlatıyor?

Acının, zulmün ve suskunluğun derinliğini…

Peki bunu yeni kuşaklar anlayabilecek mi?

AFFETMEK Mİ, ADALET Mİ?

Elbette bu mücadeleyi omuzlayanların; Kürt hareketinin, demokrasi güçlerinin, sosyalistlerin ve kendine insanım diyen herkesin Vartinis’i unutmadan, Dersim’i, Koçgiri’yi, Zilan’ı ve daha nice katliamı unutmadan ve unutturmadan Cumhuriyet’in demokratikleşmesi için bu sürece destek vermesi gerekiyor.

Çünkü geçmişle yüzleşmeden, hesap sormadan ilerleyemeyiz.

Kim özür dileyecek?

Kim affedecek?

Güney Afrika’da, faili meçhul bir cinayetin yakını olan bir kadına, yaşadığı travmayı atlatabilmesi için “bağışlamanın” önemli bir adım olduğu söylenmişti.

Kadın şöyle cevap vermişti:

“Elbette, ama önce kimi affedeceğimi gösterin.”

Şöyle bir hataya da düşmemek gerekir: Her kötülüğün geçmişte kaldığını, bugün yaşanmadığını ya da bir daha yaşanmayacağını düşünemeyiz.

Önümüzde hala tehlikeler var. Bunu bilmeliyiz.

Geçmişe bakarken bugünün kötülüklerinden kurtulmanın yolunu adaletten, eşitlikten, eşit yurttaşlıktan ve demokrasiden geçiyor.

Bu toplumda yaşayan hiçbir halkın, hiçbir inancın başına kötülük gelmemesi için bugün bir şeyler yapmak zorundayız.

Çözüm, herkesin kendisini eşit yurttaş olarak göreceği demokratik bir ulusta…

Çünkü geçmişle yüzleşmek intikam almak değildir.

Geçmişle yüzleşmek, yeni, demokratik ve özgürlükçü bir gelecek kurabilmek için yaşanan toplumsal bir süreçtir.

Bunu ulus-devlet zihniyetinden ve tekçilikten acı çekmiş bütün halklar ve inançlar için isteyelim.

Devlet, yaptıkları için vatandaşından özür dilemelidir.

Geçmişte bundan mustarip olan herkes, geçmişle yüzleşerek onurlu bir geleceğe doğru yol almalıdır.

Ancak onurlu bir gelecek travmalarımızı hafifletebilir, acılarımızı sağaltabilir.

Ama geçmiş hiçbir zaman tamamen unutulmaz.

Unutulmasın da zaten…

Anılarına saygıyla…

Yüksel MUTLU kimdir?

Uzun yıllar aktif olarak Eğit-Sen ve Eğitim-Sen de sendikal faaliyetlerinden sonra İHD Ankara Şube yöneticiliği, İHD Ankara şube Başkanlığı, 2002-2008 yılları arası İHD Genel Merkez Yöneticiliği yaptı. 2008-2009 yıllarında Türkiye Barış Meclisinin kuruculuğunu ve sözcülüğünü yaptı.

30 Mart 2014 seçimlerinde kayyum atanana dek Mersin Akdeniz Belediyesi Eş Başkanlığı’nı yaptı.

DEM Parti Halklar İnançlar Komisyonu Eşsözcüsü.

Benzer Haberler

‘Casusluk’ davasında 3. duruşma başladı:

İmamoğlu, Yanardağ ve Özkan hakim karşısında

DEM Parti ve Yeni Parti Meclis araştırması istiyor

Fon soruşturması: Tutuklu sayısı 56’ya çıktı

AKP’li ve MHP’li eski başkanlar da var

Yahşihan Belediyesi: 15 kişi tutuklandı

‘Hakemler Dosyası’ soruşturması:

MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu dahil 7 kişi gözaltına alındı

Mahkeme karar verdi:

Kılıçdaroğlu gitmezse zorla getirilecek

AYM’den ‘isim başvurusu’ kararı:

Yeni Parti'ye görüş bildirimi için 30 günlük süre

DEM Parti ve Yeni Parti Meclis araştırması istiyor

Fon soruşturması: Tutuklu sayısı 56’ya çıktı

Muhalefeti hedef aldı

Erdoğan: Piyasa bozucu eylemlere girenler hesap verecek