Şebnem Korur Fincancı
Türkiye’de son yıllarda dikkat çekici bir meşruiyet kayması yaşanıyor. Kamusal sorunlar karşısında insanlar, giderek daha fazla belirli kişilerin müdahale kapasitesine umut bağlıyor; meşruiyet, kurallardan çok isimler etrafında örgütleniyor. Bu yalnızca siyaset alanında değil; yardım faaliyetlerinde, bilgi dolaşımında, adalet arayışında ve gündelik hayatın pek çok alanında kendini gösteriyor.
Son günlerde Ahbap Derneği ve Haluk Levent etrafında yürüyen tartışmalar da bu nedenle yalnızca bir soruşturmanın ya da bir kişinin hikayesi değil. Hakkındaki iddialar yargı sürecinin konusudur; Haluk Levent ise bu iddialara karşı ayrıntılı açıklamalar yapmış ve derneğin denetlenmesini kendisinin talep ettiğini ifade etmiştir. Fakat tartışmanın kendisi bile daha büyük bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: Neden Türkiye’de bir sanatçı, bir mafya lideri, bir sosyal medya yayıncısı ya da bir yardım gönüllüsü, kimi zaman kamusal aktörlerin önüne geçebiliyor?






