Yusuf Karadaş
15 Temmuz’un 10. yılında hâlâ bu darbe girişimiyle ilgili yanıtlanmamış birçok soru bulunuyor. Asıl dikkat çekici olan ise bu soruların yanıtlarının bulunmasının bizzat kendini bu girişimin mağduru ilan eden Erdoğan ve Saray rejimi tarafından engelleniyor olmasıdır. Artık darbe girişiminden on yıl sonra yeni rejimin anatomisine (Hangi güçlere ve bunlar arasındaki ilişkilere-ittifaklara dayandığı) yakından bakıldığında bu girişime dair soruların neden yanıtsız bırakıldığı da daha iyi anlaşılıyor.
Öncelikle o dönem artık güçten düşmüş ve girişimleri hakkında önceden istihbarat bilgisi bulunan eski ortakları Gülencilerin başarısız darbe girişiminden sonra asıl “başarılı” darbenin 20 Temmuz’da OHAL ilanı ile yeni rejimi fiilen kuran Erdoğan iktidarı tarafından yapıldığını vurgulamak gerekiyor. Çünkü bu gerçeğe dikkat çekmeden darbe girişiminin Binbaşı O.K. tarafından MİT’e ihbar edildiği ve darbe girişiminden saatler önce MİT Başkanı Hakan Fidan ve Dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Genelkurmay Başkanlığında bir araya geldikleri halde neden bu girişimi engellemeye yönelik hiçbir adımın atılmadığı anlaşılamaz. Üstelik bu girişime karşı önlem almayan Akar daha sonra yeni rejimin Milli Savunma Bakanı ve Fidan da Dışişleri Bakanı yapıldı.






