Ceren Ergenç
Ankara’daki NATO zirvesi, Soğuk Savaş için kurulmuş bu örgütün varlık amacı sona erdikten sonra yerelleşmiş çatışmalar ve düzensiz göç gibi yeni icat edilmiş güvenlik krizlerini çözmek üzere kendini yeniden var ettiği ikinci versiyonunun da vadesi dolunca, üçüncü bir reenkarnasyonunu açıkladığı için tarihe geçti. NATO 3.0 diye adlandırılan bu döneme ‘NATO’nun Avrupalılaşması’ diyen de var, çünkü Trump NATO’dan çekilmemenin koşulu olarak Avrupalı üyelerin ellerini ceplerine sokma koşulunu dayattı. Trump’ın NATO’nun mali ve lojistik yükünü Avrupalılara bırakmasının nedeni küresel düzeyde Çin’le rekabetine odaklanmak. Fakat zirve öncesi kendi başına ve Rusya’yla zamanlaması manidar tatbikatlar yaparak endişe uyandıran Çin, zirvenin sonuçlarına beklenen şiddette bir tepki vermedi. Trump’ın yakın zamanda Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Kore gibi Pasifik ülkeleriyle ‘Asya NATO’su kurmak gibi girişimleri dahi olduğunu düşünecek olursak, Çin’in bu rahatlığı nereden geliyor? Bu rahatlığı NATO’nun bölünmüşlüğüyle açıklamak kolay. Ama Çin’in asıl tedirginliği başka yerde: NATO’nun Avrupalılaşmasında değil, Asyalılaşmasında.






