Zeynel Kete
Her inancın onu ayakta tutan temel ilkeleri vardır. Alevilik açısından bu ilkelerin en özlü ifadelerinden biri, kuşkusuz, “Hak için olsun, seyir için olmasın” sözüdür. Bu yalnızca erkânların nasıl yürütüleceğine ilişkin bir ahlak kuralı değildir; Alevi varoluşunun, toplumsal felsefesinin ve özgürlük anlayışının özüdür.
Çünkü Alevilikte hiçbir ritüel seyredilmek için yapılmaz. Cem, semah, Muharrem orucu, Newroz, aşure lokması, ziyaretler ve bütün erkânlar; bireyin görünür olması için değil, toplumun hakikatle buluşması için vardır. Alevilikte özne birey değil, rızalık temelinde örgütlenen komünal toplumdur.
Bu nedenle Alevi inancı tarih boyunca devlet merkezli değil, toplum merkezli gelişmiştir. Pirler hiçbir zaman iktidarın temsilcisi olmamış; hakikatin ve toplumsal vicdanın sözcüsü olmuşlardır. Ocak sistemi, yazılı hukukla değil, ikrarla; zorla değil, rızalıkla; tahakkümle değil, ortak yaşam ahlakıyla varlığını sürdürmüştür.
İşte tam da bu nedenle Alevilik, yalnızca bir inanç değil; binlerce yıllık ahlaki-politik toplum geleneğinin yaşayan hafızasıdır.






