Şebnem Korur Fincancı
Ankara’da NATO Zirvesi’nin gölgesinde savaş bütçeleri büyütülürken, aynı günlerde bu ülkenin insanları barıştan, özgürlükten, ekolojiden, eşitlikten ve ifade özgürlüğünden söz ettikleri için ev baskınlarıyla gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, susturulmak isteniyor. NATO’nun 2025 Lahey Zirvesi’nde kabul ettiği GSYH’nin yüzde 5’ine varan savunma harcaması hedefi, bugün “güvenlik” adıyla önümüze konuyor. Oysa toplumun gerçek güvenliği olan sağlık, eğitim, barınma, bakım, temiz su, güvenli çalışma ve özgür yaşam hakkı bir kez daha savaş politikalarının gölgesine itiliyor.
Oysa güvenlik dediğimiz şey, füzelerin menziliyle, orduların kapasitesiyle, savunma sanayisinin kârıyla ölçülemez. Gerçek güvenlik; çocukların bombalar altında ölmediği, gençlerin yoksullukla geleceksizliğe mahkum edilmediği, kadınların ve LGBTİ+’ların hedef gösterilmediği, mültecilerin düşmanlaştırılmadığı, emekçilerin açlık sınırına itilmediği, hekimlerin ve sağlık emekçilerinin şiddetsiz, güvenceli koşullarda çalışabildiği bir yaşam düzenidir. Militarizm ise tam tersine, toplumsal kaynakları yaşamdan koparıp savaşa aktarır.






