BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Fransa’da aşırı sağın kamusal alanı ele geçirme stratejisi

Fransa’da aşırı sağın kamusal alanı ele geçirme stratejisi

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Araştırma, Fransa’daki tren istasyonlarında faaliyet gösteren Relay satış noktalarının yalnızca ticari mekânlar olmadığını; aynı zamanda aşırı sağcı yayınların ve iklim inkârcılığına dayanan dezenformasyonun sistematik biçimde dolaşıma sokulduğu ideolojik vitrinlere dönüştüğünü ortaya koyuyor. Böylece kamuya ait ulaşım alanları, fark edilmeden belirli bir siyasal söylemin normalleştirildiği gündelik karşılaşma mekânları hâline geliyor.

Ercan Jan Aktaş

Fransa’da aşırı sağın özellikle son yıllarda daha da yükselişi yalnızca seçim sonuçlarıyla ya da göç karşıtı söylemlerin yaygınlaşmasıyla açıklanabilecek bir olgu değildir. Bu yükselişin arkasında, medya sahipliğinin giderek dar bir sermaye grubunun elinde yoğunlaşması ve bu sermayenin siyasal gündemi belirleme kapasitesi de önemli bir rol oynamaktadır.

Son yıllarda televizyon kanallarından yayınevlerine, gazetelerden ulaşım ağlarındaki satış noktalarına kadar uzanan geniş bir medya ekosistemini kontrol eden muhafazakâr sermaye, aşırı sağ söylemleri yalnızca görünür kılmakla kalmamakta; onları gündelik hayatın olağan bir parçası hâline getirerek meşrulaştırmaktadır. Bu nedenle Fransa’da medya tekelleşmesi artık yalnızca ekonomik bir rekabet sorunu değil, aynı zamanda demokrasi, ifade özgürlüğü ve kamusal alanın çoğulculuğu açısından da siyasal bir mücadele başlığına dönüşmüş durumdadır.

Bu tartışmanın en güncel örneklerinden biri, aşırı muhafazakâr milyarder Vincent Bolloré’nin kontrolündeki Relay satış noktalarına karşı gelişen protesto hareketi oldu. 4 Temmuz’da, Bask bölgesindeki -Kuzey Bask’ın Başkenti – Bayonne tren istasyonunda bir araya gelen Bizi! aktivistleri, Relay büfelerinde aşırı sağ yayınların sistematik biçimde öne çıkarılmasını protesto etti (1). Bizi!, Fransız Bask Bölgesi – Kuzey Bask – merkezli, ekolojik adalet, demokrasi ve toplumsal eşitlik mücadelesi yürüten; şiddetsiz doğrudan eylemleriyle tanınan bir yurttaş kolektifidir. Hareket, son yıllarda medya tekelleşmesi ve aşırı sağın kamusal alandaki etkisine karşı düzenlediği kampanyalarla da dikkat çekmektedir. Aktivistler, bu durumu yalnızca ticari bir yayın politikası olarak değil, kamuya ait ulaşım alanlarının belirli bir ideolojik yönelimin dolaşıma sokulmasına aracılık etmesi olarak değerlendirdi.

Bayonne tren istasyonunun giriş salonunda gerçekleştirilen eylem, tatil yolculuğuna çıkan yüzlerce kişinin dikkatini çekti. Eylemciler, yeniden uyarlanmış protest şarkıları, sahte bilgilendirme panoları, mizahi yaz defterleri ve imza kampanyasıyla donattıkları performans aracılığıyla, SNCF(2) ile Vincent Bolloré arasındaki ticari ilişkiyi “aşırı sağın kamusal alandaki görünürlüğünü artıran bir ortaklık” olarak teşhir etti. Böylece protesto, yalnızca bir şirketi değil, sermaye, medya ve kamusal kurumlar arasında kurulan ideolojik ilişkinin kendisini hedef aldı.

Aşırı sağın vitrine dönüşen kamusal alanı

Bayonne’daki protestoyu tetikleyen gelişme, büyük şirketleri ve ekonomik güç odaklarını eleştirel bir perspektifle inceleyen çevrimiçi araştırma platformu Çokuluslu Şirketler Gözlemevi’nin (Observatoire des Multinationales) 30 Haziran’da yayımladığı kapsamlı rapor oldu (3). Araştırma, Fransa’daki tren istasyonlarında faaliyet gösteren Relay satış noktalarının yalnızca ticari mekânlar olmadığını; aynı zamanda aşırı sağcı yayınların ve iklim inkârcılığına dayanan dezenformasyonun sistematik biçimde dolaşıma sokulduğu ideolojik vitrinlere dönüştüğünü ortaya koyuyor. Böylece kamuya ait ulaşım alanları, fark edilmeden belirli bir siyasal söylemin normalleştirildiği gündelik karşılaşma mekânları hâline geliyor.

Araştırmanın dikkat çektiği en önemli sorunlardan biri de, SNCF’nin işlettiği bu kamusal alanlarda siyasal çoğulculuğu ve tarafsızlığı güvence altına alacak etkili denetim mekanizmalarının bulunmamasıdır. Eylem kapsamında Bizi! sözcüsü Anthony Lubrano’nun;  “Tren istasyonları yalnızca ticari faaliyetlerin yürütüldüğü alanlar değil, milyonlarca yurttaşın her gün kullandığı kamusal mekânlardır. Dolayısıyla bu alanlarda tek bir ideolojik hattın görünürlüğünün sürekli artırılması, yalnızca ticari bir tercih değil; kamusal alanın demokratik niteliğini ilgilendiren siyasal bir mesele olarak değerlendirilmelidir. Özellikle önümüzdeki seçim sürecine girilirken, bu durumun demokratik rekabeti ve kamusal tartışma ortamını etkileme potansiyeli taşıdığı yönündeki eleştiriler giderek daha fazla karşılık bulmaktadır” açıklaması sorunun net bir ifadesi olarak not edilebilir.

Fransa çapında büyüyen seferberlik

Bayonne’daki eylem, yalnızca yerel bir protesto değil; Alternatiba(4)’nın çağrısıyla başlatılan ve “On prend le Relay” adı altında ülke geneline yayılan daha geniş bir kampanyanın parçasıdır. Fransızca “On prend le Relay” bilinçli bir kelime oyunudur.

Relay, hem protesto edilen mağaza zincirinin adıdır hem de Fransızcada “bayrağı devralmak”, “nöbeti devralmak” anlamındaki prendre le relais ifadesine gönderme yapar. Kampanya adı, bu çift anlam üzerine kurulmuştur.

Çevre örgütlerinden sendikalara, antifaşist kolektiflerden yurttaş inisiyatiflerine kadar çok sayıda yapı, Relay mağazalarının medya çeşitliliğini ortadan kaldıran yayın politikasına karşı ortak bir tutum geliştirmiştir. Eylem sırasında aktivistler, yoldan geçenleri Greenvoice platformu(5) tarafından hazırlanan ve SNCF Genel Müdürü Jean Castex’e hitaben yazılan dilekçeyi imzalamaya davet etti. Dilekçede, Relay’in istasyonlardaki fiilî tekelinin sona erdirilmesi ve kamusal satış alanlarında çoğulcu yayıncılığın güvence altına alınması talep edilmektedir.

Eylem sırasında dikkat çeken noktalardan biri de birçok yolcunun, Relay zinciri ile Vincent Bolloré arasındaki mülkiyet ilişkisini ilk kez öğrenmiş olmasıydı. Bu durum, medya tekelleşmesinin çoğu zaman görünmez bir güç olarak işlediğini de ortaya koymaktadır. Eylemi izleyen yurttaşların, istasyonlarda bu mağazaların pratik bir ihtiyacı karşıladığını kabul etmekle birlikte, kamu hizmeti anlayışıyla böylesine belirgin bir ideolojik yönelimin yan yana gelemeyeceğini dair farkındalıkları güçleniyor. Dahası, bu bilgiyi öğrendikten sonra yurttaşlaın tüketici tercihlerini yeniden gözden geçireceğini söylemesi, protestonun yalnızca farkındalık yaratmakla kalmayıp gündelik tüketim pratikleri üzerinden de siyasal bir bilinç üretme hedefi taşıdığını göstermektedir.

  • Gare de Bayonne : Bizi! s’attaque à l’empire Bolloré | Euskal Herria | MEDIABASK
  • SNCF (Société Nationale des Chemins de fer Français), 1938 yılında kurulan Fransa’nın ulusal demiryolu şirketidir. Devlet mülkiyetindeki kamu işletmesi olan SNCF, ülke genelindeki demiryolu ulaşımını, hızlı tren (TGV), bölgesel trenler ve birçok istasyonun işletmesini yürütmektedir. Fransa’da milyonlarca kişinin her gün kullandığı tren istasyonları, yalnızca ulaşım altyapısı değil, aynı zamanda kamusal yaşamın önemli mekânları olarak kabul edilmektedir.
  • « Le dernier maillon de la chaîne ». Les magasins Relay, ligne de front dans la croisade politique de Vincent Bolloré – Observatoire des multinationales
  • Alternatiba, 2013 yılında Fransa’nın Bask bölgesinde doğan ve daha sonra Fransa ile Avrupa’nın birçok ülkesine yayılan, iklim adaleti ve ekolojik dönüşüm odaklı bir yurttaş hareketidir. Hareket, iklim krizine karşı yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik alternatifler geliştirmeyi hedeflemekte; şiddetsiz doğrudan eylem, yerel örgütlenme ve sivil itaatsizlik yöntemlerini benimsemektedir.
  • Greenvoice, Fransa’da çevre, iklim adaleti ve demokratik haklar alanında faaliyet gösteren sivil toplum kampanyalarına dijital destek sağlayan bir yurttaş platformudur. Platform, çevrimiçi imza kampanyaları düzenleyerek kamuoyu oluşturmayı ve karar alıcılar üzerinde demokratik baskı mekanizmaları geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Ercan Jan AKTAŞ kimdir?

Sosyal bilimci, yazar ve aktivist. Çalışma alanları toplumsal barış, şiddet, militarizm, toplumsal cinsiyet ve vicdani ret. Sertav Çiya’ya Mektuplar – Yürümek (anı-belgesel), Yürümek (roman) ve Paris’te École des hautes études en sciences sociales’te tamamladığı tezine dayanan Vicdani Ret ve Sosyo-Politik Yaşama Etkileri kitaplarının yazarıdır. Fransa’da politik mülteci olarak akademi, basın ve aktivizm alanlarında çalışmalarını sürdürüyor.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz