Anayasa Mahkemesi, Hacı Lokman Birlik’in cenazesinin zırhlı araca bağlanarak sürüklenmesine ilişkin başvuruda, devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmediğine ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağını ihlal ettiğine hükmetti. AYM, dosyanın yeniden soruşturulmasına karar verdi.
HABER MERKEZİ – Anayasa Mahkemesi (AYM), 2015 yılında Şırnak’ta düzenlenen operasyonda yaşamını yitiren Hacı Lokman Birlik‘e ilişkin bireysel başvurunun gerekçeli kararını yayımladı.
Mahkeme, güvenlik güçlerinin ölümcül güç kullanımında yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilmediğine karar verirken, olayın etkili biçimde soruşturulmaması nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun, cenazeye yönelik uygulama nedeniyle ise insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine hükmetti.
Kararla birlikte dosya, yeniden soruşturma yürütülmesi için Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.
İlkeTv’den Ahmet Ayva imzalı habere göre, AYM’nin kararına konu olan başvuru, Hacı Lokman Birlik’in yakınları tarafından yapıldı. Başvurucular, Birlik’in çatışma sırasında yaralı olarak ele geçirilebileceği halde orantısız güç kullanılarak öldürüldüğünü, ölümünün ardından cenazesinin zırhlı polis aracına bağlanarak sürüklendiğini ve bu anlara ilişkin görüntülerin kamu görevlilerince kaydedilip dolaşıma sokulduğunu aktardı.
Mahkeme, dosyadaki kamera kayıtları, olay tutanakları ve diğer delilleri inceleyerek Birlik’in 3 Ekim 2015’te Şırnak’ın Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşanan silahlı çatışma sırasında kolluk kuvvetinin ateşi sonucu yaşamını yitirdiği sonucuna ulaştı. Bu nedenle yaşam hakkının maddi boyutuna ilişkin ihlal tespiti yapılmadı.
CENAZENİN SÜRÜKLENMESİ İNSAN ONURUYLA BAĞDAŞMIYOR
Buna karşılık AYM, ölüm sonrası yaşananlara ilişkin değerlendirmesinde cenazenin zırhlı araca iple bağlanarak sürüklenmesini ve olay sırasında hakaret içerikli ifadeler kullanıldığını belirten bulguları insan onuruyla bağdaşmayan bir muamele olarak nitelendirdi.
Kararda, söz konusu uygulamanın yalnızca cenazeye yönelik bir işlem olarak değerlendirilemeyeceği, yakınları açısından ölümün yol açtığı acıyı ağırlaştıran ve insan onurunu zedeleyen sonuçlar doğurduğu vurgulandı. Mahkeme, “insan onurunun ölümle sona ermediği” ilkesine işaret ederek bu nedenle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının hem maddi hem de usul yönünden ihlal edildiğine karar verdi.
“SORUŞTURMA ETKİN YÜRÜTÜLMEMİŞ” TESPİTİ
AYM, soruşturmanın yürütülme biçimine ilişkin de eleştirilerde bulundu. Kararda, olayın üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen bazı polislerin ifadelerinin ancak 2016 ve 2017 yıllarında alınabildiği, talimat verdiği öne sürülen emniyet müdürünün ifadesinin ise uzun süre alınmadığı belirtildi. Yaklaşık on yılı aşkın süredir sonuçlandırılamayan soruşturmanın etkili yürütülmediği değerlendirilerek yaşam hakkının usule ilişkin güvencelerinin ihlal edildiği sonucuna varıldı.
Başvurucuların avukatı Ramazan Demir ise kararın ardından yaptığı değerlendirmede, AYM’nin yaşam hakkının maddi boyutuna ilişkin tespitine katılmadıklarını, ancak özellikle etkili soruşturma yükümlülüğü konusunda verilen ihlal kararını önemli bulduklarını söyledi.
Demir, yıllarca sonuçlandırılmayan soruşturmaların bireysel başvuruların önünde engel olarak kullanıldığına dikkat çekerek, AYM’nin bu dosyada yaklaşık on yıldır ilerlemeyen soruşturmanın tamamlanmasının başvuruculardan beklenemeyeceğine hükmetmesini “cezasızlık pratiği açısından önemli bir eşik” olarak nitelendirdi.
Kararın, cenazelere yönelik muamele konusunda da emsal niteliği taşıdığını belirten Demir, çatışma koşullarının insan onurunu ortadan kaldırmayacağını ve devletin ölüm sonrasında da insan haysiyetini koruma yükümlülüğünün bulunduğunun AYM tarafından açık biçimde ortaya konulduğunu ifade etti. Avukat Demir, yeniden soruşturma kararı sonrasında Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kamu görevlileri hakkında etkili bir soruşturma yürütmesi gerektiğini söyledi.
×
NE OLMUŞTU?
Hacı Lokman Birlik, 3 Ekim 2015’te Şırnak’ta bir çatışma sırasında hayatını kaybetmişti. Ölümünün ardından cenazesinin zırhlı polis aracına bağlanarak sürüklendiğini gösteren görüntüler sosyal medyada yayımlandı ve kamuoyunda geniş tepki çekmişti.
Birlik’in ailesinin avukatları, olayın ardından Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’na “kasten öldürme”, “işkence ve kötü muamele”, “kişinin hatırasına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama”, “suç işlemeye tahrik”, “görevi kötüye kullanma” ve “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçlamalarıyla suç duyurusunda bulunmştu. Başvuruda, olay yerindeki güvenlik kameraları ile MOBESE kayıtlarının incelenmesi, zırhlı araçta bulunan polislerin kimliklerinin tespit edilmesi ve sorumlular hakkında işlem yapılması talep edilmişti.
Savcılık soruşturma başlatsa da emniyet ve ilgili kurumlardan gelen yanıtlarda kameraların arızalı olduğu ya da olay gününe ait kayıt bulunmadığı bildirilmişti. Aile avukatlarının dosyaya sunduğu görüntülerde ise yaklaşık 30 polisin Birlik’in cenazesinin önünde toplu fotoğraf çektirdiği görülmüştü. Bunun üzerine avukatlar, görüntülerde yer alan polisler hakkında ayrıca suç duyurusunda bulunmuştu.
Soruşturma kapsamında ifadeleri alınan bazı polisler, cenazenin “bomba tuzağı ihtimali” nedeniyle halatla çekildiğini savunmuştu. Daha sonra yürütülen incelemelerde zırhlı araçta görevli polisler ile telsiz konuşmalarındaki bazı personelin kimlikleri tespit edilmişti. Ancak dosyada adı geçen bazı amir konumundaki polislerin ifadelerine başvurulmamıştı.
Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, olayın ardından iki polisin görevden alındığını açıklasa da söz konusu polislerin daha sonra farklı emniyet birimlerinde görev yapmayı sürdürdüğü ortaya çıkmıştı.
Hacı Lokman Birlik’in cenaze töreninde oğlunun fotoğrafını taşıdığı gerekçesiyle babası Hacı Hasan Birlik ile dokuz kişi hakkında “örgüt propagandası” suçlamasıyla dava açılmıştı.







