Haydar Ergülen
Misak-ı Milli. Bilmeyen var mıdır, vardır, ama duymayan pek yoktur. Şimdilerde olabilir, eskiden “Andımız” gibiydi, herkes bilirdi! Zaten o da bir and aslında. Bu cümleyle de ipucu vermiş olduk. Olduk olmasına da, Misak-ı Milli yalnızca bu iki sözcükle sınırlı değil. Sözcükler sözcükleri çağırıyor, böylece daha konuya da gelmeden her şeyi açık etmiş bulunuyoruz bu arada.
Misak-ı Milli’nin kullanımı sınırsız değildi, ‘Misak-ı Milli sınırları’ diye söylenir, hem sınırları hem de aslında daha çok sınırsızlığı belirtilmiş olurdu. Misak-ı Milli kararları, İstanbul’da Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından 28 Ocak 1920’de alındı. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalandığı 30 Ekim 1918’de, henüz işgal edilmemiş ve Türk askerlerinin denetiminde olan bölgelerin tamamı parçalanamaz Türk yurdu sayıldı. Türk ve Müslüman çoğunluğun yaşadığı bu toprakların sınırları bugünkü Türkiye, Irak’ta Musul, Kerkük, Batı Trakya’da Yunanistan, Gürcistan’da Batum, Suriye’de Halep, Akdeniz’de Kıbrıs, Ege’deyse Oniki Ada’yı kapsar.






