BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Nebil Birtek yazdı

Yıllardır haksızlıklar ve mağduriyetlerle örülen duvarın yeni tuğlaları olmayacağız, emsal olacağız

Nebil Birtek yazdı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Yıllardır yoksulluk sınırının altında, hatta açlık sınırına mahkûm edilen öğretmenler; bugün yaşadıkları adaletsizliğe karşı yine açlıkla cevap vermek zorunda bırakılmıştır. Bu durum yalnızca öğretmenlerin değil, eğitim sisteminin ve emek rejiminin içine sürüklendiği krizin de açık bir göstergesidir. Bir öğretmenin bedenini açlığa yatırması, duyulmak için kendi sağlığını ortaya koyması, övünülecek değil utanç duyulması gereken bir toplumsal tablodur. Utanç duyulması gereken; insanca çalışma ve yaşam koşulları talep eden öğretmenlerin değil, onları bu noktaya sürükleyenlerin tutumudur.

Nebil BİRTEK

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve 2024 mülakat mağduru öğretmenler, 14 Haziran’dan bu yana Ankara sokaklarında hakları için mücadele ediyor. Eğitimin derin sorunlarının her geçen gün daha görünür hale geldiği bir dönemde, özel sektör öğretmenlerinin insanca yaşam ve çalışma koşulları talebi ile mülakat mağduru öğretmenlerin gasp edilen atama haklarının iadesi için bir araya geldik.

Güvenpark’ta toplanacak, ardından Millî Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklamamızı gerçekleştirecek ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yürüyerek devlet kurumlarının daha önce verdikleri yazılı ve resmî sözleri yerine getirmesini talep edecektik. Ancak günlerdir hazırlığını yaptığımız bu demokratik hak arama eylemi daha başlamadan engellenmek istendi. Sendika temsilcilerinin kolluk kuvvetleriyle müzakere yürütmesine dahi izin verilmeden öğretmenler darp edildi, yerde sürüklendi, ters kelepçeyle gözaltına alındı. Tam 41 öğretmen bu müdahaleler sonucunda gözaltına alındı. Sonraki günlerde de bu uygulamalar devam etti.

Öğretmenlerin hakları için mücadele etmesi ayıplanacak ya da yadırganacak bir durum değildir. Tam tersine, mesleğinin ve emeğinin onurunu korumaya çalışan her öğretmenin sorumluluğudur. Çünkü hakları gasp edilen, güvencesizliğe mahkûm edilen, mobbinge ve sömürüye maruz bırakılan öğretmenler bunlara karşı direnme iradesi geliştiremezse öğrencilerine ve topluma da hakkın, adaletin ve dayanışmanın değerini aktaramaz. Bu yalnızca öğretmenler için değil, emeği sömürülen tüm emekçiler için geçerlidir.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, 2021 yılından bu yana sokaklarda, meydanlarda, kimi zaman gözaltılarla, kimi zaman polis şiddetiyle karşı karşıya kalarak öğretmenlerin yaşadığı sömürüyü kamuoyunun gündemine taşıdı. Başta taban maaş hakkının geri verilmesi olmak üzere ekonomik, sosyal ve özlük haklarımızın güvence altına alınmasını talep etti. Bu taleplerin haklılığı bugün iktidar ve bakanlık tarafından da inkâr edilmiyor. Ancak taleplerimizin karşılanmamasının gerekçesi olarak karşımıza “emsal olur” bahanesi çıkarılıyor. Öğretmenlere hakları verilirse diğer sektörlerdeki emekçilerin de benzer haklar talep edeceği söyleniyor.

Benzer bir durum mülakat mağduru öğretmenlerin yaşadığı süreçte de ortaya çıktı. Kendilerine mağduriyetlerinin giderileceği sözü verildi, hatta atama takvimleri dillendirildi. Ancak bugün aynı siyasi irade, bu mağduriyet giderilirse eğer geçmişte yaratılan mağduriyetlere emsal olacağı ve yeni hak mücadelelerine örnek olacağı gerekçesiyle verdiği sözlerden geri dönüyor.

Bu yaklaşım aslında gerçeği açıkça ortaya koyuyor: Bakanlık ve hükümet hem özel sektör öğretmenlerinin hem de mülakat mağduru öğretmenlerin taleplerinde haklı olduğunu biliyor. Buna rağmen bir tarafta patronların çıkarlarını, diğer tarafta yıllardır biriktirilen mağduriyetlerin yaratacağı sorumluluğu gözeterek haklı taleplere sırtını dönüyor. Üstelik bununla da yetinmeyip öğretmenleri polis şiddetiyle susturmaya çalışıyor; darp ettiriyor, yerde sürüklüyor ve gözaltına aldırıyor. Öğretmenler, işte maruz kaldıkları bu baskıya, şiddete ve hak gasplarına karşı beş gündür sendika genel merkezi önünde açlık grevini sürdürüyor.

Bedenini açlığa yatırmak, bir mücadele biçimi olmanın ötesinde, artık başka hiçbir kanalın bırakılmadığının ve taleplerin duyulması için son çareye başvurulduğunun göstergesidir.

Yıllardır yoksulluk sınırının altında, hatta açlık sınırına mahkûm edilen öğretmenler; bugün yaşadıkları adaletsizliğe karşı yine açlıkla cevap vermek zorunda bırakılmıştır. Bu durum yalnızca öğretmenlerin değil, eğitim sisteminin ve emek rejiminin içine sürüklendiği krizin de açık bir göstergesidir. Bir öğretmenin bedenini açlığa yatırması, duyulmak için kendi sağlığını ortaya koyması, övünülecek değil utanç duyulması gereken bir toplumsal tablodur. Utanç duyulması gereken; insanca çalışma ve yaşam koşulları talep eden öğretmenlerin değil, onları bu noktaya sürükleyenlerin tutumudur. Bilinmelidir ki öğretmenler bu mücadeleyi yalnızca kendileri için vermiyor. Güvenceli çalışma, insanca ücret, mesleki itibar ve liyakat talebi; aynı zamanda nitelikli ve kamusal bir eğitim hakkının da savunusudur. Bugün öğretmenlerin yükselttiği ses, geleceğin eğitim sistemine ve toplumun ortak yararına sahip çıkma çağrısıdır.

Ancak bizler, yıllardır haksızlıklar ve mağduriyetler üzerine örülen bu düzenin(duvarın) yeni mağdurları(tuğlaları) olmayacağız. Patronların ucuz iş gücü, siyasi hesapların kurbanı, güvencesizliğin ve sömürünün sessiz tanıkları olmayacağız.

İnsanca yaşam ve çalışma koşulları sağlanana, emeğimizin karşılığı verilene, meslek onurumuz güvence altına alınana ve verilen sözler tutulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Öğretmenlerin sesi susturulamaz; adalet, eşit işe eşit ücret ve insanca çalışma koşulları talebi engellenemez.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz