Özgür Müftüoğlu
Otoriterleşme, AKP/saray rejimi ile toplumun genel çıkarları arasındaki çelişkilerin derinleştiği tüm alanlarda kendisini gösteriyor. Bir yandan tamamen siyasallaşmış olan yargı vasıtasıyla yerel yönetimlere kayyum, ana muhalefet partisine butlan atanırken muhalif siyasetçilerin hukuk dışı tutsaklıkları sürüyor; diğer yandan da ormanı, dereleri, denizleri korumaya çalışanlar ve emeğinin hakkını arayanlar devletin baskı aygıtlarının şiddetiyle karşı karşıya kalıyor. Son zamanlarda rejimin şiddetiyle karşı karşıya gelenlerin başında ise hakkını arayan emekçiler geliyor.
23 yılı aşan süredir iktidarda olan AKP’nin icraatları ile emekçi kesimlerin çıkarları arasında derin bir çelişki hep vardı. AKP bu çelişkiyi kimi zaman AB üyelik süreci vesilesiyle ortaya attığı vaatlerle kimi zaman sendika bürokratlarını kullanarak yarattığı “uzlaşma” görüntüsüyle kimi zamansa kolluk güçlerinin baskı ve şiddetiyle manipüle etmesini bildi. Ancak bugün gelinen noktada emekçilerin karşı karşıya kaldığı hak ihlalleri, yoksullaşma ve çalışma rejimindeki sömürü koşulları öylesine ağırlaştı ki emekçilerin bir kısmı her türlü manipülasyona karşı çıkıp, baskı ve şiddete uğrama pahasına hakları için direnişe geçiyor. AKP/saray rejiminin “patronların çıkarlarını koruma örgütü” haline dönüştürdüğü devletin kolluk güçlerinin baskı ve şiddetine karşı gerçekleştirilen direnişlere ve işçilerin uğradıkları baskılara en yakın zamandaki şu birkaç örneği verebiliriz:






