BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Yüksek hedeflerden ‘kusurlu bir anlaşma’ya

ABD-İran mutabakatı bekleniyor: Her iki taraf da zafer ilan ediyor

Yüksek hedeflerden ‘kusurlu bir anlaşma’ya

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

ABD ile İran arasında savaşı bitiren mutabakat metninin imzalanması bekleniyor. Her iki taraf şimdiden zafer ilan etti. Peki, gelinen aşamada savaşa neden olan başlıklarda kim, ne elde etti; İran, Trump’ın iddia ettiği gibi teslimiyet bayrağı mı çekti, ABD iki ay önce konuşulan kusurlu bir anlaşmaya razı mı oldu? Detaylar haberde…  

HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaşı sona erdirecek olası bir anlaşmanın Pazar günü (yarın) İsviçre’nin Cenevre kentinde imzalanabileceği belirtiliyor. İran ile 11 Nisan’da, 1979’dan bu yana ilk kez yapılan yüz yüze görüşmelerde ABD heyetine liderlik eden ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile İran müzakere heyetine başkanlık eden Meclis Başkanı Muhammed Bakir Kalibaf arasında imzalanabileceği kaydedilen olası anlaşma metninin içeriği ise tartışmaları beraberinde getirdi.

Reuters haber ajansına göre, “ayrıntılarda ufak farklılıklar olsa da, teklifler genel olarak Tahran’ın aradığı şeylerin çoğunu sunarken, Trump’ın ABD ve İsrail’in Şubat ayındaki saldırılarından sonra İran’ın kapattığı boğazın yeniden açılmasının ötesinde pek bir şey elde edemediği görülüyor.”

‘Cenevre’de imzalanabilir’ | Olası ABD-İran anlaşması: Hangi başlıkları içeriyor?

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan’da savaşın 40’ıncı gününde ilan edilen ateşkesten bu yana İran’la yürütülen görüşmelerde sonuç çıkmaması üzerine Perşembe günü (11 Haziran), İran’ı sert şekilde vurabileceklerini duyurdu, ancak birkaç dakika sonra İran ile anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Pakistan’ın başkenti İslamabad’da 11 Nisan’da yapılan ve sonuç vermeyen yüz yüze görüşmelerin ardından ABD ile İran arasında iki aydan fazla süredir dolaylı görüşmeler yapılıyordu. Anlaşma sağlandığına ilişkin açıklamalar da bu gelişmelerin ardından geldi.

İKİ TARAF DA ZAFER İLAN EDİYOR

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada İran ile savaşın bittiğini ve Pazartesi gününe kadar bir anlaşmanın imzalanmasını beklediğini söyledi. Trump, İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmayacağını tekrarladı ve aynı şekilde savaşın hemen ardından İran’ın gemi geçişlerine kapatarak ABD üzerinde baskı oluşturduğu Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını, ABD’nin de boğazda uyguladığı ablukayı kaldıracağını belirtti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de anlaşmaya yakın olduklarını teyit etti ve bununla birlikte anlaşmada değişikliklerin hala mümkün olduğunu da ekledi. Varılan geçici anlaşmanın ülkesinin bu çatışmadan daha güçlü çıktığını gösterdiğini savunan Erakçi, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “İran, ABD ile olan savaşın galibidir” dedi.

Bir ayın ardından: Hedefler neydi, sonuç ne? Kusurlu bir anlaşma veya tırmanan bir savaş: Tercih Trump’ın mı, İran’ın mı olacak?

HÜRMÜZ’DE SON GERİLİM

Her iki tarafın da olası bir anlaşmaya imza atmadan hemen önce zafer ilan etmesi dikkat çekerken, öte yandan Hürmüz Boğazı’nda yeni çatışma haberleri de geldi. ABD güçlerinin Hürmüz Boğazı’na doğru ilerleyen çok sayıda İran yapımı tek yönlü saldırı insansız hava aracını düşürdüğü bildirildi.

Son haftalarda Hürmüz Boğazı’nda birçok kez gerilimi tırmandıran çatışmalar yaşandı, ancak bunlar 8 Nisan’da ilan edilen ateşkesi ve taraflar arasındaki görüşmeleri bitirmedi. Dün akşam gerçekleşen ABD saldırısının da taraflar arasında anlaşmada konusunda sağlanan ilerlemeyi etkilemesi beklenmiyor.

HÜRMÜZ’DE KİM KAZANDI? – ERAKÇİ: KILICIMIZ HER ZAMAN SALLANACAK

Taraflar arasında imzalanması beklenen metnin kalıcı bir barış anlaşması değil, bunun sağlanmasına yönelik müzakerelerin önünü açan bir mutabakat metni olacağı belirtiliyor. Buna göre savaş bitirilecek, ihtilaf konusu olan bazı başlıklarda uzlaşma sağlanacak ve daha kritik olan bazı başlıklarda ise belirlenecek sürede müzakereler yürütülecek. Bu sürenin 60 gün olacağı belirtiliyor.

Uzlaşma sağlandığı belirtilen hususların başında Hürmüz Boğazı’nın yeniden gemi geçişlerine açılması geliyor. Her iki taraf da olası bir mutabakat metninde bu hususun yer alacağını teyit ediyor. Ancak boğazdaki yeni durumun nasıl olacağı konusunda dikkat çekici tutum farkı da bulunuyor. İran, boğazın statüsünün savaştan öncekiyle aynı olmayacağını tekrarlıyor.

İran, savaşta ve son iki aylık müzakere sürecinde ABD’yi zor duruma düşürmek için bir kaldıraç olarak kullandığı Hürmüz Boğazı üzerinde hakimiyet iddiasında bulunuyor. Savaştan önce gemi geçişleri için ücretsiz olan boğazı İran artık bir gelir ve politik egemenlik unsuru olarak değerlendiriyor. Nitekim İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, dün anlaşmaya yakın olduklarını dile getirdiği açıklamasında, boğazın yeni statüsü için Umman ile yeni bir deklarasyon hazırlayacaklarını duyurdu ve boğazdaki yeni durumun eskisi olmayacağını vurguladı. Erakçi, “Kılıcımız her zaman Hürmüz Boğazı üzerinde sallanacak” dedi.

Hürmüz Boğazı’nda İran’ın iddialarının kabul edilmesi, ABD’nin geri adım attığı ve İran’ın istediğini elde ettiği yorumlarına şimdiden yol açıyor.

NÜKLEER KONUSUNDA NETLİK BULUNMUYOR

ABD ile İran arasındaki ihtilafın en önemli başlıklarından biri de İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokları ve nükleer programı. Bu konuda gündeme gelen mutabakat metninde net bir çerçeve bulunmuyor.

Trump’ın savaşı başlatma gerekçesi olarak belirttiği İran’ın nükleer programı hakkındaki müzakerelerin daha sonra gerçekleşeceği belirtiliyor. Bununla birlikte Trump, savaşta ulaşmak istedikelri hedefin yüzde 95’inin İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engellemek olduğunu tekrarladı; bu başlığı bir kırmızı çizgi olarak yeniden ortaya koydu.

Reuters haber ajansına konuşan bir ABD’li yetkili ise, İran’ın nükleer programının 60 günlük bir görüşme süreci boyunca ele alınacağını söyledi. Aynı yetkili, anlaşmanın nihayetinde İran’ın nükleer programının tasfiyesine, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun imha edilmesine ve ortadan kaldırılmasına yol açacağını belirtti. Şartlar ayrıca uzun vadede uyumluluğu sağlamak için bir denetim rejimini de içeriyor.

Ancak İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, devlet televizyonuna verdiği demeçte, İran’ın uranyumu seyreltilmiş halde elinde tutmak istediğini söyledi. Erakçi, “Tahran için, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokuna yönelik tek tercih edilen çözüm, malzemenin saflığını azaltmaktır” dedi.

İran’ın nükleer programının ne olacağı hususu, muhtemelen imzalanması beklenen mutabakat metninin en belirsiz başlığı ve bu metinde belirlenen sürede sürdürüleceği kaydedilen müzakere sürecinin de en çetin konusu olacak.

İRAN’IN DONDURULMUŞ VARLIKLARI NE OLACAK?

ABD ve İran medyası tarafından dünden beri benzer çerçevede detayları duyurulan olası mutabakat metninin taslağı, ABD’nin boğazı açması karşılığında İran’ın milyarlarca dolarlık dondurulmuş varlığını serbest bırakmaya başlayacağını ve petrol ihracatına yönelik yaptırımları kaldıracağını gösteriyor.

Bu konuda da henüz net bir çerçeve bulunmuyor. Bununla birlikte Reuters’a konuşan kaynaklara göre, öneriler arasında Tahran’a olası savaş tazminatları ödenmesi ve ABD’nin İran’ın füze programına sınırlama getirilmesi yönündeki uzun süredir devam eden taleplerinden vazgeçilmesi yer alıyor. ABD’li yetkililer bu açıklamaları yalanlıyor ve onlara göre, “Onlar performanslarını sergileyene kadar paralarının hiçbiri serbest bırakılmayacak. Hürmüz Boğazı açık olacak. İran’ın terör örgütlerine finansman sağlamasına izin verilmeyecek. Anlaştıkları şey bu. Bu, performansa dayalı bir anlaşma.”

İSRAİL MUTABAKAT ZAPTININ TARAFI DEĞİLDİR

Bu arada ABD ile İran arasında imzalanması beklenen mutabakat metnine İsrail’in nasıl bir tepki vereceği de merak ediliyordu. İsrail müzakerelerin bir parçası olmadı ve İsrail Başbakan Benjamin Netanyahu ülkesinin anlaşmanın tarafı olmayacağını söyledi.

Netanyahu, son haftalarda ABD’nin İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini azaltması ve Washington’ın Tahran’la bir anlaşmaya varmasına izin vermesi yönündeki talepleri nedeniyle Trump ile anlaşmazlıklar yaşadı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile varıldığı belirtilen anlaşmanın Lübnan’daki savaşı sona erdireceğini ve İsrail’in işgal altındaki bölgelerden çekilmesi anlamına geleceğini söyledi.

İsrail Savunma Bakanı ise geri çekilmeyeceklerini belirtti. Reuters’a konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili de, İsrail’in tehditlere karşı hareket özgürlüğünü korumayı beklediğini belirtti.

×REJİM DEĞİŞİKLİĞİ, VEKİL GÜÇLER: KİM, NE ELDE ETTİ?

Savaşın başlangıcında ABD ve İsrail, İran’da rejim değişikliğini de kapsayan radikal bir hedefle yola çıktı. Bunla birlikte ABD ve İsrail, İran’ın nükleer ve balistik füze programlarına kesin şekilde son vermeyi, İran’ın Irak, Filistin, Lübnan, Yemen gibi ülkelerdeki vekil güçlerine desteğini bitirmeyi ve böylece daha uyumlu yeni rejimin inşasına olanak sağlamayı amaçladı.

Bir ayın ardından: Hedefler neydi, sonuç ne? Kusurlu bir anlaşma veya tırmanan bir savaş: Tercih Trump’ın mı, İran’ın mı olacak?

Gelinen aşamada;

Yönetim elitini kaybetti, ama rejmi duruyor

İran, başta dini lider Ali Hamaney ve Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani dahil çok sayıda siyasi, bürokratik ve askeri liderini kaybetti. Bu İran’da yönetim elitinin önemli oranda tasfiyesi anlamına geliyor. Ancak rejim devrilmedi ve ABD ile müzakere eden bir kabileyet sergiledi. Bu, İran’ın eski gücünü ve avantajlarını tamamen koruduğu anlamına gelmiyor, ancak bununla birlikte ABD Başkanı Trump ile ortağı İsrail Başbakanı Netanyahu’nun rejim değişikliğine ilişkin savaşın hemen başında ortaya koydukları hedefi hiçbir şekilde tutturmadıklarını da gösteriyor.

İran’ın büyük kaybı: Yönetici elitin öldürülmesi | Hamaney ve ardından Laricani: İran’ı bekleyen olasılıklar ne?

Vekil güçleri savaş cephesi açabilecek kadar hala etkili

İran ile ABD arasındaki önemli ihtilaf noktalarından biri de vekil güçler meselesiydi. İmzalanması beklenen mutabakat metninde bu hususta net bir çerçeve bulunmuyor, ancak tarafların iddiaları var.

İran, savaşı bitirecek olası bir anlaşmanın Lübnan’ı kapsayacağını belirtiyor. Böyle bir durumun ortaya çıkması, İran’ın bölgedeki vekil güçlerinin başında gelen ve son savaşa da Lübnan cephesinde aktif şekilde katılan Hizbullah’ı koruduğunu ve bölgeye yönelik iddialarını sürdürdüğünü gösterecek. Bunun aynı zamanda vekil güçleri ve bunlarla ilişkileri son yıllarda büyük darbeler almış olsa da İran’ın son savaşta bir iddiasını daha koruduğu değerlendirmelerine de yol açıyor.

İran’ın vekil güçleri nezdinde yaşadığı kayıp sadece bu savaşla ilgili değil, öncesine dayanıyor. İran, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik saldırısından sonra Gazze’de başlayan ve iki yıl süren savaş süresince bölgesel vekilleri nezdinde önemli kayıplar yaşadı. İsrail saldırılarıyla Gazze yerle bir edilirken, Hamas hem yönetim hem de örgütsel düzeyde etkinliğini önemli oranda yitirdi ve son olarak Trump’ın 29 Ekim 2025’te açıkladığı Gazze Barış Planı kapsamında silahsızlanmayı bile kabul etti. Bu dönemde İran’ın bir diğer önemli vekil gücü Lübnan’daki Hizbullah da benzer kayıplar verdi, ancak Hamas kadar değil. Suriye’de Aralık 2024’te Esad rejimi çöktü ve İran burayı terk etmek zorunda kaldı. Yemen’de Husiler, Gazze savaşı süresinde lider kayıpları yaşadı, etkinliğini önceki yıllara göre kısmen yitirdi, ancak hala varlığını koruyor. Irak’ta ise İran’ın vekil güçleri muhtemelen en güçlü halka olarak varlığını koruyor.

2025 PANORAMA: Gazze’nin bir yılı | Trump geldi: Ateşkes bozuldu, büyük yıkım, yeni barış planı

Gazze’deki yıkıcı savaşın ardından vekil güçleri nedeniyle doğrudan savaşın muhatabı olacağını hesaplayan ve nitekim zaman zaman olan İran önemli ölçüde sınırlarına kapandı ve beklenen savaş önce 13 Haziran 2025’te, ardından da 28 Şubat 2026’da yaşandı.

Ancak İran vekil güçleri nezdinde, Ekim 2023 öncesiyle kıyaslanamayacak düzeyde zafiyet yaşıyorsa da, hala etkinliğini koruyor. Lübnan savaşın önemli bir cephesi oldu, Yemen’de Husiler savaşa dahil oldu ve İran’ın Hürmüz Boğazı ile savaşta elde ettiği avantajdan ilhamla Kızıldeniz’deki boğazı tehdit etti. Hamas, Gazze savaşı sonrasında silah bırakmayı kabul etmişti, ancak İran’daki savaş Gazze’de süren süreci sekteye uğrattı ve bu Hamas’a yeniden organize olma fırsatı tanıyor. Irak ise İran’daki savaşın en dinamik cephelerinden biri oldu ve İran’ın etkisi hala güçlü.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz