BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Toplumlar ne zaman makus talihlerine itiraz eder?

Toplumlar ne zaman makus talihlerine itiraz eder?

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Bir toplum, daha iyi bir geleceğin önünün kapalı olduğunu düşünürse, taşıdığı hoşnutsuzluğu dışa vurmaz, yabancılaşma ve edilginliğe (pasifliğe) sığınır. Buna karşılık yeni bir siyasal alternatif ortaya çıktığında, yani değişim ihtimali görünür hâle geldiğinde, veya yeni bir toplumsal anlatı yaygınlaştığında davranışlar hızla değişebilir; toplumsal hareketlilik artabilir.

Doğu Ergil

Tarih boyunca birçok toplum ağır ekonomik krizler, siyasi baskılar, yolsuzluklar veya adaletsizlikler yaşamıştır. Ancak bu koşullar her zaman toplumsal mobilizasyona, demokratik dönüşüme ya da siyasal değişime yol açmamıştır.

Bu durum bizi şu soruyla karşı karşıya getirir:

Toplumlar ne zaman harekete geçer?

Neden bazı ülkelerde insanlar yıllarca süren baskılara ve yoksunluklara rağmen sessiz kalırken, bazı dönemlerde milyonlarca kişi kısa sürede değişim talebi etrafında birleşebilmektedir?

Bu soruya verilen yanıtlar, yalnızca siyaset biliminin değil, sosyal psikolojinin, sosyolojinin ve tarih araştırmalarının da merkezinde yer almaktadır.

Bu araştırmalar göstermektedir ki toplumsal dönüşümler yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamaz. Toplumları hareketlendiren süreçler çok daha karmaşık, çok daha psikolojik ve çok daha örgütsel dinamiklere dayanmaktadır.

EKONOMİK KRİZ TEK BAŞINA DEĞİŞİM ÜRETMEZ

Yaygın kanaat, ekonomik sıkıntıların otomatik olarak siyasal değişim yaratacağı yönündedir. Oysa tarih bunun doğru olmadığının pek çok kanıtını sunar.

Siyasal bilimci Mancur Olson ve toplumsal hareketler alanında çalışan birçok araştırmacı, insanların yalnızca hoşnutsuz oldukları için harekete geçmediklerini ortaya koymuştur. Ekonomik krizler öfke yaratabilir. Ancak öfke tek başına örgütlü davranış üretmez.

Örneğin birçok otoriter rejim ağır ekonomik krizler yaşamalarına rağmen uzun yıllar varlıklarını sürdürebilmiştir. Dolayısıyla, insanların hareketlenmesi için yalnızca mevcut durumdan memnuniyetsiz olmaları yeterli değil, aynı zamanda değişimin mümkün olduğuna inanmaları gerekmektedir.

Dolayısıyla ekonomik krizler çoğu zaman değişimin nedeni değil, ancak uygun koşullar oluştuğunda etkili olabilen katalizörlerdir.

DEĞİŞİM ÖNCE HAYAL EDİLEBİLİR OLMALIDIR

İnsanlar sadece mevcut düzene karşı çıkmak için harekete geçmezler. Aynı zamanda ulaşabileceklerini düşündükleri bir geleceğin yakın olduğuna kani olmalıdırlar. Siyaset biliminde bu durum “beklenti ufku” olarak tanımlanır.

Bir toplum, daha iyi bir geleceğin önünün kapalı olduğunu düşünürse, taşıdığı hoşnutsuzluğu dışa vurmaz, yabancılaşma ve edilginliğe (pasifliğe) sığınır.

Buna karşılık yeni bir siyasal alternatif ortaya çıktığında, yani değişim ihtimali görünür hâle geldiğinde, veya yeni bir toplumsal anlatı yaygınlaştığında davranışlar hızla değişebilir; toplumsal hareketlilik artabilir.

Bu nedenle demokratik dönüşümlerde muhalefetin en önemli işlevlerinden biri yalnızca eleştirmek değil, aynı zamanda umut verici ve gerçekçi bir gelecek tasavvuru sunabilmektir. Buna, “alternatif olma potansiyeli” diyebiliriz.

Alternatif ulaşılabilir olmadığında insanlar mevcut düzeni destekledikleri için değil, başka seçenek göremedikleri için suskun kalabilirler.

SESSİZ ÇOĞUNLUKLARIN KEŞFİ

Toplumsal hareketlerin en kritik etmenlerinden biri, mobilizasyona hazır insanların yalnız olmadıklarını fark etmeleridir. O zamana kadar sosyal psikoloji literatüründe “tercihlerin gizlenmesi” denilen ruh haline sığınırlar çünkü çoğu zaman çevrelerindeki diğer bireylerin ne düşündüğünü bilmezler.

Bu nedenle, bir alternatif veya gerçekleşmesi mümkün seçenek ortaya çıkıncaya kadar suskunluk halini sürdürebilirler.

Oysa bir protesto, bir imza kampanyası, bir sivil girişim veya bir seçim sonucu milyonlarca insanın benzer kaygılar ve duygular taşıdığını görünür kılabilir. İşte o anda bireysel memnuniyetsizlik kolektif bilince dönüşebilir.

Tarihte birçok demokratik dönüşümün hızla gerçekleşmesinin nedeni budur. Yıllarca sessiz ve edilgen görünen toplumlar bazen birkaç hafta içinde son derece hareketli hâle gelebilir. Çünkü artık insanlar yalnız ve çaresiz olmadıklarını fark etmişlerdir.

DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜN ALTYAPISI: ÖRGÜTLENME

Toplumsal değişim yalnızca duygularla gerçekleşmez. Kurumsal kapasite gerekir. Bu da örgütlenme demektir. Sendikalar, meslek örgütleri, kooperatifler, dernekler, gönüllü ağlar ve yerel inisiyatifler, demokratik toplumların görünmeyen omurgasını oluşturur.

Ünlü siyaset bilimci Robert Putnam bu yapıları “sosyal sermaye” kavramıyla açıklamıştır. Sosyal sermaye, insanların birbirlerine güvenebilme ve ortak amaçlar doğrultusunda iş birliği yapabilme kapasitesidir.

Örgütlenme kapasitesinin zayıf olduğu toplumlarda öfke ve tepki bireyselleşir ve sığlaşır. Etkisini kaybeder; ortak çözümler üretilmez. Buna karşılık güçlü sivil toplum yapılarının bulunduğu ülkelerde demokratik talepler daha kalıcı ve etkili duyurulur. Bu nedenle demokratikleşme yalnızca seçimlerden ibaret değildir; aynı zamanda toplumun kendi kendini örgütleyebilme becerisidir.

KORKUNUN YERİNİ UMUT ALDIĞINDA

Siyasal dönüşümlerin merkezindeki temel duygu çoğu zaman öfke değildir; umuttur. Korku insanları baskı ve yönetimin zulmünden koruyabilir; fakat uzun vadede pasifleştirir. Umut ise risk almayı mümkün kılar.

İnsanlar değişimin imkânsız olduğuna inandıklarında suskunlaşır ve en ağır koşullarada yaşamaya uyum sağlayabilir. Ancak değişimin mümkün olduğuna inandıkları anda davranış kalıpları hızla değişebilir.

Bu nedenle başarılı demokratik hareketler yalnızca mevcut sorunları dillendirnezler. Aynı zamanda çözümün mümkün olduğunu da gösterirler. Toplumsal enerji çoğu zaman umudun örgütlenmiş hâlidir.

TÜRKİYE İÇİN ÇIKARIMLAR

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu meseleleri yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden okumak eksik bir yaklaşımdır. Bir toplumun geleceğini belirleyen hayatî şey, ortak yaşam iradesinin ve ortak gelecek tahayyülünün gücüdür.

Bugün Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey yalnızca ekonomik iyileşme değildir. Aynı zamanda yeniden tesis edilmiş bir toplumsal güven ortamıdır.

Bu güven, yurttaşlar arasında; kurumlarla toplum arasında; farklı toplumsal kesimler arasında; devlet ile yurttaş arasında yeniden kurulmadıkça demokratik kapasitenin güçlenmesi zordur.

Sivil toplumun gelişmesi için, yerel dayanışma ağlarının çoğalması, meslek örgütlerinin güçlenmesi ve bağımsız kurumlara yeniden güvenilmesi gerekir. Demokrasi yalnızca seçim sandığında değil, günlük yaşamın her alanında üretilir; üretilmelidir.

SONUÇ

Toplumlar en çok sıkıntı çektikleri zamanlarda değil, değişimin mümkün olduğuna inandıkları anlarda harekete geçerler.

Ekonomik krizler, siyasal baskılar veya adaletsizlikler dönüşümün zeminini hazırlayabilir. Ancak dönüşümün ana motoru, insanların ortak bir geleceği hayal edebilmeleridir. Bu nedenle demokratikleşme yalnızca kurumsal bir mesele değildir. Aynı zamanda kolektif bir umut ve sinerji meselesidir.

Toplumların kaderini belirleyen anlar, korkunun tamamen ortadan kalktığı anlar değil; umudun korkudan daha güçlü hâle geldiği anlardır. Ve büyük toplumsal dönüşümler, mümkün olanın görünür hale geldiği anda zihinlerinde başlayan sessiz bir değişimle başlar.

 

Doğu ERGİL kimdir?

Siyaset bilimci, akademisyen ve yazar. Uzun yıllar üniversitelerde öğretim üyeliği yaptı. Çalışma alanları arasında etnik kimlikler, demokrasi, siyasal katılım, çatışma çözümü ve insan hakları yer alır. Türkiye’de toplumsal barış ve Kürt meselesi üzerine hazırlanan çeşitli akademik ve saha araştırmalarında yer almıştır. 1995 yılında TOBB Başkanlık Danışmanlığı görevindeyken « Doğu Rapor »nu hazırladı. 45 kitap ve çeşitli dillerde yayımlanmış düzinelerce bilimsel makalesi ve kitap bölümü vardır.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz