BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Amed ve “hafıza”nın zaferi

Amed ve “hafıza”nın zaferi

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Zafer, Amedspor ismi üzerindeki tabunun yıkılmasını da tescilledi. Şehrin kadim ama “gayri-yasal”, “tehlikeli” isminin geri dönüşünü ve “normalleşmesi”ni; bir anlamda “hafıza”nın “resmi tarihe” galebe çalışının zaferi olarak okumakta mümkün.

Namık Kemal DİNÇ

Amedspor’un zaferi yankılanmaya devam ediyor. Süper lige yükselmesinin salt futbol başarısının ötesinde anlam ve etkiye sahip olduğu malum.

Zafer, Amedspor ismi üzerindeki tabunun yıkılmasını da tescilledi. Şehrin kadim ama “gayri-yasal”, “tehlikeli” isminin geri dönüşünü ve “normalleşmesi”ni; bir anlamda “hafıza”nın “resmi tarihe” galebe çalışının zaferi olarak okumakta mümkün.

7 Mart 2023’te TBMM’deki grup toplantısında “Bize göre Amed diye bir yer yoktur. Amedspor diye bir kulüpten de bahsedilemeyecektir. Diyarbakırspor’un Amedspor olarak nitelendirilmesi bizim nezdimizde yok hükmündedir” diye MHP lideri Devlet Bahçeli’nin bugün Amedspor’un başarısı için tebrik mesajı yayınlamasının başka bir anlamı olabilir mi?

GEÇMİŞİ “TEMİZLEMEK”

Siyasetin hizmetinde konvansiyonel bir silah olarak işlev gören “tarih”, geçmişi itinayla temizleyip ayıklamaya çalışırken; unutmaya direnç gösteren “hafıza”yı etkisiz kılmak adına hem anımsatan unsurlara yasaklar getirir, hem de dolaşıma soktuğu yeni “bilgilerle” hegemonyasını inşa etmek ister.

Cumhuriyet idaresinin yüz yıldır rızaya önem vermeyen, zora dayalı hegemonya kurma çabalarının bir ayağını da, yer isimlerinin değiştirilmesi politikası oluşturur. Yapılmak istenen, “toplumsal hafıza”yı silgiyle silip üzerine “yeni bir kalem”le “yeni bir yazı” yazmaktır.

Kemalist elitlerin büyük ihtimam gösterdikleri bu politika, cumhuriyetin ilk günlerinden itibaren sistemli bir şekilde uygulanmıştır. 1957-1978 arasında 21 yıl faaliyet gösteren “Ad Değiştirme İhtisas Kurulu”, 12.211’i köy ismi olmak üzere yaklaşık 28 bin yer isminin değişimine imza atmıştır[i]. Elbette bunların çoğunluğunu Kürt illeri oluşturmaktadır.

AMED İSMİNİN KÖKENİ

Amed isminin geçtiği en eski yazılı bulgu 3 bin yıl öncesine kadar uzanıyor. MÖ 13. yüzyılda yaşayan Asur hükümdarı Adad-Nirari’den kalan bir kılıç kabzasında Amidi veya Amedi diye okunan bir isme rastlanmakta.

Roma tarihçisi Antakyalı Ammianus Marcellinus MS 359’da gördüğü şehirden Amida olarak bahsetmekte; Süryani eserlerinde O’mid, Emit veya Amide olarak geçmekte; Arapça eserlerde ise Amed olarak yazıldığı görülmektedir[ii].

Amed isminin Medlerle benzerliğine vurgu yapan ve kökenini buraya bağlayan bazı araştırmacılar, tezlerini temellendirirken hala Kürt yerleşimlerinde kullanılmakta olan Amediya, Amedi isimlerine gönderme yapmaktalar.

7. yüzyılda Arap-İslam ordularının bölgede hakimiyet kurmasının ardından, Bekr İbni Vail Kabilesi’nden hareketle bölgeye Diyar-i Bekr ismi verilmiştir. Bölgenin genel ismi Diyar-i Bekr olsa da şehir için Amid ismi kullanılmaya devam etmiştir.

11. yüzyılda başlayan Türk akınlarından sonra şehre Amid ismiyle beraber Kara Amid’de denilmeye başlanır. Kara eki, şehrin kimliğiyle özdeşleşen kara bazalt taşından gelmiş olmalıdır. Kara Amid kimi zaman Kara Hamid şeklinde de telaffuz edilir. Evliya Çelebi meşhur Seyahatnamesi’nin ilgili bölümünde “Hâmid Şehri, yani Kara Amid Kalesi, süslü belde Diyar-ı Bekir’in vasıfları” diye bir başlık kullanır.

18. yüzyıldan itibaren, Diyarbekir ismi Amid (Amed) ismiyle beraber şehir içinde kullanılmaya başlanır. 20. yüzyıla kadar Amid (Amed) ismi şehir için kullanılmaya devam eder. 1909 yılında, şehrin ilk özel gazetesini çıkaran Ali Emiri Efendi, Amid-i Sevda yani Kara Amid ismini kullanır.

İSİM BABASI MUSTAFA KEMAL

Cumhuriyet döneminde şehrin ismi 1937 yılına kadar resmen Diyarbekir olarak kullanılır. 15 Kasım 1937’de şehri ziyaret eden Cumhurreisi Mustafa Kemal, Halkevi’nde verilen konserin ardından yaptığı konuşmada Diyarbekir yerine Diyarbakır ismini kullanır ve ertesi gün şehrin ve vilayetin adı Diyarbakır’a çevrilir. Sonrasında 10 Aralık 1937 tarihinde alınan 7789 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla birlikte Diyarbakır ismi tescillenmiş olur.

Kasım ile Aralık arasında geçen iki aylık zaman diliminde Cumhurbaşkanlığı ve devlet kurumları arasında hummalı bir trafik yaşanır. Cumhurbaşkanı adına Türk Dil Kurumu’na telgraf çeken Özel Kalem Müdürü şu ifadelere yer verir: “Diyarbekir şehrinin isminin etimolojisine dair araştırma var mıdır? Esasta bu şehrin ismi bakır memleketi manasına gelen Diyarbakır olması gerektir ve artık bu isimle tanınacaktır.”

Yani aslında müdür bey araştırma talimatı verirken, zaten tespiti yapılmış “doğru”nun, “bilimsel” olarak temellendirilmesini sipariş etmektedir. Nitekim görevli kılınan Türk Dil Kurumu (TDK) ve Türk Tarih Kurumu’nun (TTK) kuruluş misyonu da tam olarak budur. Hareket noktalarının bakır olması gerektiği vurgusunun, Ergani’deki bakır yataklarına dayandığı da anlaşılmakta.

Bu doğrultuda görev başı yapan TDK, TTK ve Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi hocaları 17 Kasım tarihinde, Cumhurreisi’nin konuşmasından iki gün sonra ilk toplantılarını yaparak çalışmaya başlarlar. 3-4 oturum süren toplantıya İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Hasan Reşit Tankut gibi dönemin “önemli” isimleri iştirak eder.

17 Kasım tarihli toplantının sonucunda Çankaya’ya yazılan telgrafta şu ifadelere yer verilir: “… bu yerlere Bakır eli, anlamıyla Diyarbakır denilmesi pek yüksek bir buluş eseri olduğu bütün toplantıda bulunanlar tarafından şükranla karşılanmaktadır.”

Devam eden oturumlarda hazır bulunan “Yüksek Heyet”in temel çabası; Diyarbakır şehrinin coğrafi, tarihi ve kültürel geçmişiyle Türk kimliğinin bağını “kurmaktır”. Dolayısıyla, geçmişte kullanılan Diyarbekir ve Amid gibi isimleri ya değersizleştirip önemsizleştirmek ya da ona bir Türk geçmişi icat ederek bağ kurmak ve kendisinin kılmak gerekir.

Diyarbekir ismine itirazı dillendirirken göçebe bir Arap kabilesinin bir yöreye, bir şehre kalıcı bir isim vermesinin mümkün olmadığını söyleyenler olur. Bazıları ise Bekir sözünün Bakır’dan geldiğini, Arap yazısının ve şivesinin etkisiyle Bekir gibi okunduğunu söyler. Amida isminin ise Yakutça’da bakır anlamına geldiğini, bakır sikke için kullanıldığını belirtirler. Yani Amida da aslında Öz Türkçe bir kökene sahiptir.

Nitekim telgrafla toplantı sonucunu bildiren “Yüksek Heyet” şu satırları kaleme alır: “Diyarbakır kelimesinin, bakır anlamına gelen eski Türkçe Amiday tercümesi olduğuna araştırmalar sonucunda tam olarak kanaat getirilmiştir. İlkin bakır diyarı anlamıyla Amiday denen bu yerlere sonradan gelen Türkler, bu eski Türk sözünü bakıreli manasıyla Diyarbakır şekline koymuşlar ve bu söz de sonradan Arap dili gayretiyle ve halk etimolojisiyle Diyar Bekir şeklini almıştır[iii].”

Böylece, hem Diyarbekir’e hem de Amed’e (Amid, Amida) Öz Türkçe bir geçmiş icat eden yüksek zevat, vazifesini ifa etmiş olmanın gururuyla köşesine çekilir. Nitekim yapılan faaliyet, dönemin Güneş-Dil Teorisi ve Türk Tarih Tezi perspektifine uygundur.

Ancak tıpkı bu tezlerin akıbeti gibi, 1939 yılı itibarıyla rafa kaldırıldığı görülmektedir. Yoksa, böylesine yüksek “buluşlarla” ispatı sağlanmış olan Öz Türkçe Amed ismine bunca yıl yasak konulup, tehlikeli damgası vurulur muydu?

Ezcümle; mekana, kültüre ve dile tutunarak var olan “hafıza”, “resmi tarih”in büyük kuşatmasına, donanımlı silahlarıyla bastırma çabalarına rağmen galip gelmeyi başarmıştır. “Hafıza”nın zaferine imza atan Amedspor’a selam olsun. Xer biji.

[i] Harun Tunçel, Türkiye’de İsmi Değiştirilen Köyler, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 10, Sayı: 2, Sayfa: 23-34, ELAZIĞ-2000

[ii] Şevket Beysanoğlu, Anıtları ve Kitabeleriyle Diyarbakır Tarihi, Başlangıçtan Akkoyunlular’a Kadar, Cilt 1, S. 3, DBB Kültür ve Sanat Yayınları 1998.

[iii] Bu yazışmaların ayrıntıları için bakınız: Şevket Beysanoğlu, Anıtları ve Kitabeleriyle Diyarbakır Tarihi, Başlangıçtan Akkoyunlular’a Kadar, Cilt 1, DBB Kültür ve Sanat Yayınları 1998.

Namık Kemal DİNÇ kimdir?

Kürt tarihi, hafıza politikaları, sözlü tarih, azınlıklar, göç ve kimlik konuları üzerine tarih alanında çalışmalar yürütmektedir. İMC TV’de başlayan televizyon programcılığına bugün Numedya24 dijital platformlarında devam etmektedir. İmza attığı kitapların haricinde, çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış köşe yazısı ve makaleleri bulunmaktadır.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz