Rüştü Demirkaya
Kadına yönelik şiddet çoğu zaman tek fail, aile içi şiddet, namus, kıskançlık ya da bireysel erkek şiddeti üzerinden açıklanır. Bu açıklamalar bazı vakaların görünür unsurlarını ortaya koyabilir; ancak kadın cinayetlerini, şüpheli kadın ölümlerini, kayıpları, cinsel şiddeti, insan ticaretini ve cinsel sömürüye sürüklenmeyi anlamak için yeterli değildir. İnsan hakları hukuku açısından asıl soru yalnızca “Kadını kim öldürdü?” değildir. En az bunun kadar önemli olan soru, “Hangi tarihsel, siyasal, hukuki ve kurumsal düzen bazı kadınların kaybolmasını, öldürülmesini, cinsel şiddete maruz bırakılmasını veya şüpheli biçimde yaşamını yitirmesini daha mümkün, daha görünmez ve daha cezasız hâle getiriyor?”







