Savaşta ve diplomaside İran ile ABD’nin birbirlerine karşı koz olarak kullandığı Hürmüz Boğazı, bir başka tehdidi de gündeme getiriyor. Boğazdan geçen denizaltı kablolara yönelik olası bir saldırı önemli sonuçlara yol açabilir. İran, bu tehdidin işaretlerini vermişti.
HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş, özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz nedeniyle bölgesel olduğu kadar küresel çapta da yıkıcı sonuçlara yol açmaya devam ediyor. Uzmanlara göre, boğazdaki gerilim tüm zamanların en büyük krizine yol açmış durumda ve üstelik en ağır etkileri henüz ortaya çıkmadı, boğaz açılsa bile krizin etkileri yıllarca sürebilir.
Savaşta da diplomaside de düğüm noktası | ‘Hürmüz krizi’: En ağır sonuçları henüz ortaya çıkmadı
İran savaşla birlikte boğazı gemi geçişlerine kapattı ve ateşkesin ilan edildiği 8 Nisan’dan bu yana da kapalı tutmaya devam ediyor. Buna karşılık ABD de İran limanlarına gemi giriş ve çıkışlarını engellemek için boğazı ablukaya aldı. Her iki durumun yarattığı sonuç boğazdaki gemi trafiğinin durma noktasına gelmesi oldu.
Ateşkes uzatıldı ama… | Savaşta ve diplomaside Hürmüz Boğazı: Bu koz kime kaybettirecek?
HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA YENİ TEHDİT DENİZALTI KABLOLAR
İran boğazı kapatarak küresel düzeyde petrol fiyatlarının artışına yol açmayı ve böylece ABD üzerinde baskı oluşturmayı hedefliyor. ABD ise, boğazı ablukaya alarak İran’ın petrol ihracatını tamamen durdurmayı ve böylece İran ekonomisine darbe indirmeyi amaçlıyor.
ABD ile İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde sürekli koz üretmeleri, her defasında yeni gerilimleri ve tehditleri beraberinde getiriyor. Son tehdit unsuru ise, boğazdan geçen denizaltı kablolarla ilgili.
İran geçen hafta Hürmüz Boğazı’ndaki denizaltı kablolarının “bölgenin dijital ekonomisi için savunmasız bir nokta olduğunu” hatırlattı ve bu durum, kritik altyapıya yönelik potansiyel saldırılar konusunda endişelere yol açtı.
Boğazın deniz tabanından geçen birçok fiber optik kablo, Hindistan ve Güneydoğu Asya ülkelerini Körfez ülkeleri ve Mısır üzerinden Avrupa’ya bağlıyor. Denizaltı kabloları, veri ve enerji iletmek için deniz tabanına döşenen fiber optik veya elektrik kablolarıdır. Birleşmiş Milletler’in dijital teknolojiler alanındaki uzman kuruluşu ITU’ya göre, dünya internet trafiğinin yaklaşık yüzde 99’unu taşıyor.
Ayrıca ülkeler arasında telekomünikasyon ve elektrik taşımacılığı ve bulut hizmetleri ile çevrimiçi iletişim de bu kablolar sayesinde mümkün olabiliyor.

HANGİ AĞLAR BULUNUYOR?
Reuters haber ajansına konuşan enerji analisti Masha Kotkin, “Hasarlı kablolar internetin yavaşlamasına veya kesintiye uğramasına, e-ticaretin aksamasına, finansal işlemlerin gecikmesine ve tüm bu aksaklıkların ekonomik sonuçlarına yol açar” dedi.
Körfez ülkeleri, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan, ekonomilerini petrole bağımlı olmaktan çıkarmak için yapay zekâ ve dijital altyapıya milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Her iki ülke de bölge genelindeki müşterilere hizmet veren ulusal yapay zekâ şirketleri kurdu; bunların hepsi verileri ışık hızında iletmek için denizaltı kablolarına bağımlı.
Hürmüz Boğazı’ndan geçen başlıca kablolar arasında, Güneydoğu Asya’yı Mısır üzerinden Avrupa’ya bağlayan ve BAE, Umman, Katar ve Suudi Arabistan’da iniş noktaları bulunan Asya-Afrika-Avrupa 1 (AAE-1); Hindistan ve Sri Lanka’yı Körfez ülkeleri, Sudan ve Mısır’a bağlayan FALCON ağı; ve İran dahil tüm Körfez ülkelerini birbirine bağlayan Körfez Köprüsü Uluslararası Kablo Sistemi yer alıyor. Katar’ın Ooredoo şirketi tarafından yönetilen bir sistem de dahil olmak üzere ek ağlar da yapım aşamasında bulunuyor.
RİSKLER NELERDİR?
Reuters’ın paylaştığı Uluslararası Kablo Koruma Komitesi’nin (ICPC) verilerine göre, denizaltı kablolarının toplam uzunluğu 2014 ile 2025 yılları arasında önemli ölçüde artmış olsa da, arızalar yılda yaklaşık 150-200 olay düzeyinde kalıyor. Devlet destekli sabotaj bir risk olmaya devam etse de, ICPC ve uzmanlara göre arızaların yüzde 70-80’i başta balıkçılık faaliyetleri ve gemi çapaları olmak üzere kazara insan faaliyetlerinden kaynaklanıyor.
Telekomünikasyon araştırma şirketi TeleGeography’nin araştırma direktörü Alan Mauldin, diğer riskler arasında denizaltı akıntıları, depremler, denizaltı volkanları ve tayfunların bulunduğunu da ekliyor. Mauldin, sektörün bu riskleri kabloları yer altına gömerek, zırhlayarak ve güvenli güzergahlar seçerek ele aldığını belirtiyor.
İki ayı aşkın süredir devam eden İran savaşı, küresel enerji arzında ve bölgesel altyapıda benzeri görülmemiş aksamalara yol açtı; bu aksamalara Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Amazon Web Services veri merkezleri de dahil oldu. Denizaltı kabloları ise şu ana kadar zarar görmedi.
Ancak, hasar görmüş gemilerin demirlerini sürükleyerek kablolara istemeden çarpması sonucu dolaylı bir risk de mevcut.
enerji analisti Masha Kotkin, “Aktif askeri operasyonlar durumunda, kasıtsız hasar riski artar ve bu çatışma ne kadar uzun sürerse, kasıtsız hasar olasılığı da o kadar yüksek olur” dedi. Benzer bir olay 2024’te yaşanmıştı; İran destekli Husi milislerinin saldırısına uğrayan bir ticari gemi Kızıldeniz’de sürüklenmiş ve çapasıyla kabloları koparmıştı.
TeleGeography’ye göre, kablolardaki hasarın Körfez ülkelerindeki bağlantıyı ne ölçüde etkileyeceği büyük ölçüde bireysel ağ operatörlerinin bunlara ne kadar bağımlı olduğuna ve hangi alternatiflere sahip olduklarına bağlı.
KOLAY BİR ÇÖZÜM YOK
Reuters’ın aktardığına göre, çatışma bölgelerinde hasar görmüş kabloların onarımı, bunların güvenliğinin sağlanmasından farklı bir zorluk oluşturuyor. Uzmanlar, aşırı karmaşık olmamasına rağmen fiziksel onarımı yapacak gemisi sahiplerinin ve sigortacıların kararlarının, çatışmalardan kaynaklanan hasar riski veya mayınların varlığı gibi faktörlerden de etkilenebileceğine işaret ediyor.
Bölgesel sulara erişim izinleri de zorluk oluşturan bir başka faktör. TeleGeography’nin araştırma direktörü Alan Mauldin, “Onarım yaparken karşılaşılan en büyük sorunlardan biri, hasarın olduğu sulara giriş izni almak zorunda olmanızdır. Bu bazen çok uzun sürebilir ve en büyük sorun kaynağı olabilir” dedi.
DENİZALTI KABLOLARININ BOZULMASI DURUMUNDA ALTERNATİFLER NELERDİR?
Denizaltı kablolarında meydana gelebilecek olası hasar, karasal bağlantılar sayesinde tam bir bağlantı kaybına yol açmasa da, uzmanlar uydu sistemlerinin aynı trafik hacmini kaldıramaması ve daha pahalı olması nedeniyle uygulanabilir bir alternatif olmadığı konusunda hemfikir.
“Öylece uyduya geçemezsiniz. Bu bir alternatif değil” diyen Mauldin, uyduların karasal ağlara bağlantıya bağlı olduğunu ve uçaklar ile gemiler gibi hareket halindeki şeyler için daha uygun olduğunu belirtti.
Kotkin ise, Starlink gibi alçak yörünge ağlarının “şu anda milyonlarca kullanıcıya ölçeklenebilir olmayan, butik bir çözüm” olduğuna işaret etti.







