BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Farman Rashad yazdı

Kürdistan Bölgesi’nde benzeri görülmemiş yönetim krizi

Farman Rashad yazdı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Farman Rashad

Irak Kürdistan Bölgesi (IKB), benzeri görülmemiş bir yönetim kriziyle karşı karşıya. Parlamento seçimlerinin üzerinden 18 aydan fazla süre geçmesine rağmen, siyasi liderler yeni bir hükümet kurma konusunda henüz anlaşmaya varamadılar ve parlamento yasal görevlerini yerine getirmekte yetersiz kalıyor.

Şu anda tüm bölgesel kurumlar ya demokratik bir yetki olmadan faaliyet gösteriyor ya da tamamen felç olmuş durumda. Bu ‘çift yönetim’ gerçeği, bölge genelinde resmi kurumsal yönetimin yerini partizan hegemonyanın almasıyla giderek daha da belirgin hale geldi.

31 TOPLANTININ ÇIKMAZI

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) yeni hükümeti kurma konusunda görünüşte ön anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, süreç görev dağılımı konusunda çıkmaza girdi. İki parti arasındaki başlıca sürtüşme noktaları arasında, KYB’nin Bağdat’taki Irak Cumhurbaşkanlığına talip olması ve KYB ile Yeni Nesil hareketi arasında bir ittifak kurulması yer alıyor.

The Amargi’nin gözlemlerine göre, Ocak 2025 ile 1 Ağustos 2025 tarihleri ​​arasında KDP ve KYB, görev paylaşımı ve yeni hükümetin gündemiyle ilgili 31 ayrı toplantı düzenledi. Buna rağmen, kayda değer bir ilerleme kaydedilmedi.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarihinde ilk kez erken seçim olasılığı  ciddi olarak gündeme geldi. Bu durum, bölgedeki seçimlerin tarihsel olarak erken uygulama çağrılarından ziyade gecikmelerle boğuştuğu göz önüne alındığında önemlidir.

The Amargi’nin kaynakları, KDP’nin (şu anda 38 sandalyeye sahip olan) KYB – Yeni Nesil ittifakıyla müzakere etmeyi reddettiğini doğruluyor; bunun yerine KDP, her partiyle ayrı ayrı müzakere etmekte ısrar ediyor.

2006’daki KYB ile birleşme anlaşmasından bu yana hem Bölgesel Başkanlığı hem de Başbakanlık makamını elinde bulunduran KDP’nin hedefi, 39 sandalyelik çoğunluğunu kullanarak tekelleştirmek. Tek istisna, KYB’den Barham Salih’in 2009-2012 yılları arasında başbakanlık yaptığı iki yıldır.

Öte yandan KYB, bu iki egemen makamdan birinin kendilerine ait olmasını talep ediyor ve bu da mevcut çıkmaza yol açtı. Mevcut KYB-Yeni Nesil koalisyonundan önce, KYB İçişleri Bakanlığı makamını talep etmişti, ancak KDP bunu tamamen reddetmişti.

“50/50” MİRASININ DAĞILIMI

2006 birleşmesi ve 2007 Stratejik Anlaşması’nın ardından, güç görünüşte dengeliydi: KDP Bölgesel Başkanlığı, KYB Irak Cumhurbaşkanlığını elinde tutuyordu ve Başbakanlık her iki yılda bir dönüşümlü olarak yapılıyordu. Ancak KYB, Başbakanlığı sadece bir dönem (Barham Salih, 2009-2012) sürdürdü. Gorran’ın bölünmesi ve KYB’nin içsel olarak zayıflamasının ardından, KDP “50/50” modelinden uzaklaştı.

Mevcut kabine döneminde KYB, İçişleri Bakanlığı’nı talep etti; bu talep KDP tarafından reddedildi. Kriz, Yeni Nesil lideri Sasver Abdulvahid’in altı aylık hapis cezasının ardından Bafel Talabani ile bir basın toplantısı düzenleyerek, “güç dengesini yeniden sağlamak” için KYB ile koltuklarını birleştireceklerini açıklamasıyla daha da derinleşti.

Önceki hükümetlerde KDP, bunu başarmak için Gorran’a ve azınlık kontenjanı koltuklarına güveniyordu. Ancak 2023 Federal Yüksek Mahkeme kararı durumu değiştirdi.

Bu gecikme tüm rekorları kırdı. Bölge tarihindeki ilk kabine sadece bir buçuk ayda kurulmuşken, mevcut kabine oluşum süresi dokuzuncu kabinenin uzun gecikmesini bile geride bıraktı ve bu da sürecin her döngüde giderek daha karmaşık hale geldiğini gösteriyor.

FEDERAL MAHKEME VE ÇOĞUNLUK TUZAĞI

KDP’nin yaşadığı zorluk, KYB olmadan “50+1” çoğunluğu oluşturamamasından kaynaklanıyor. Önceki hükümetlerde KDP, bunu başarmak için Gorran’a ve azınlık kontenjanı koltuklarına güveniyordu. Ancak 2023 Federal Yüksek Mahkeme kararı durumu değiştirdi.

Parlamentodaki sandalye sayısını 111’den 100’e düşürdü ve kontenjan sandalyelerini 11’den 5’e indirdi (bunlardan ikisini KYB’nin “Yeşil Bölgesi”ne tahsis etti). Bu, KDP’nin daha küçük müttefikleri aracılığıyla KYB’yi atlamasını engelledi.

Eski KDP milletvekili Farhan Jawhar, The Amargi’ye verdiği demeçte, bölgenin “yeniden seçimlere her zamankinden daha yakın” olduğunu, çünkü bir anlaşma ufkunun kalmadığını söyledi. KYB’nin hükümet kurma “iradesinden” yoksun olduğunu ve mevcut boşluğu tercih ettiğini savundu. Bölgesel savaşların ve Irak’taki durumun şu anda seçim yapılmasına engel teşkil ettiğini kabul etmekle birlikte, “Başka çözüm yok; seçimlere zorlanıyoruz” dedi.

Öte yandan, KYB’den seçilmiş milletvekili Jutyar Yusuf, The Amargi’ye verdiği demeçte, yeniden seçimin mümkün ancak teknik olarak zor olduğunu söyledi. Irak Seçim Komisyonu’nun şu anda aktif olmadığını belirten Yusuf, komisyonun yeniden faaliyete geçmesi ve bütçe ayrılması için öncelikle yeni bir Irak hükümetinin kurulması gerektiğini ve bunun da en az altı ay süreceğini kaydetti.

Yusuf, KDP’nin parlamenter denetimden kaçınmak için mevcut statükoyu iki yıl daha sürdürmek istediğini iddia etti. Ayrıca KYB’nin, bir çözüme ulaşmak amacıyla geçici hükümetin yasal süreçlerini durdurmak için Federal Yüksek Mahkeme’de dava açmayı düşündüğünü de sözlerine ekledi.

KURUMSAL FELÇ VE GELİR EŞİTSİZLİĞİ

Kürdistan Adalet Grubu’ndan (Komal) milletvekili seçilen Omar Gulpi, The Amargi’ye verdiği demeçte, partisinin seçimlerde üç sandalye kazanmasına rağmen yolsuzluk iddiaları nedeniyle bu dönemi boykot ettiğini belirterek, yeniden seçim çağrılarının partilerin birbirlerine karşı kullandığı “baskı araçları”ndan başka bir şey olmadığını söyledi.

Gulpi, “Partilerin silahı kullandığı ve kurumların kontrol edildiği partizan model nedeniyle seçimlerin gerçek bir etkisi yok” dedi. Gulpi, yeniden seçimlerin zorunlu hale getirilmesi için Federal Mahkeme’nin kullanılmasını savundu ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bu tür anlaşmazlıkları çözmek için kendi anayasasına veya anayasa mahkemesine sahip olmadığını belirtti.

Shams Seçim Gözlem Ağı Direktörü Hogir Chato, hukuki durumu şu şekilde açıkladı: Seçim Komisyonu’nun yetki süresi Ocak 2027’ye kadar yasal olarak geçerlidir. Ancak yeniden seçimlerin yapılabilmesi için ya milletvekillerinin çoğunluğunun istifa etmesi ya da Parlamento’nun yasal görevlerini yerine getiremediği gerekçesiyle Federal Yüksek Mahkeme’de dava açılması gerekiyor.

Ona göre nihai yetki, her bölgedeki baskın partide bulunuyor.

Erbil merkezli, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni (KRG) izleyen bir STK olan STOP İzleme ve Geliştirme Örgütü’nün Genel Direktörü Ari Abdullah, mevcut siyasi çıkmazın sonuçlarını değerlendirdi.

Abdullah, “ikili yönetim” gerçeğinin merkezi yönetimi tamamen gölgede bıraktığını ve KRG kabinesi ile Parlamentoyu partizan iktidarın ikincil konumuna düşürdüğünü iddia etti. Hükümetin yüzeyde birleşik görünmesine ve Parlamentonun tüm bölgeye hizmet etmesi gerekmesine rağmen, “uzlaşmaya dayalı” oluşum modelinin rollerin büyük ölçüde sembolik kalmasına yol açtığını savundu. Nihai yetkinin, her bölgedeki baskın partide olduğunu belirtti.

Bu kurumsal ayrışma, bölgenin mevcut mali durumunda açıkça görülüyor. Kamu maaşları için aylık iç gelir olarak Bağdat’a gönderilen 120 milyar Irak Dinarı’nın fonları hala çifte yönetim esasına göre hazırlanıyor: 72 milyar dinar Erbil’den, 48 milyar dinar ise Süleymaniye’den temin ediliyor.

“İKİ SEPET” ÜLTİMATOMU

KDP-KYB görüşmelerine yakın bir kaynağa göre, KYB’nin KDP ile kurduğu son temas, stratejik olarak KDP’nin kendi tarihsel taleplerinden yararlanıyor. KYB, KDP’nin daha önce hükümet görevlerinin dağılımının sandalye sayısına göre belirlenmesi gerektiğinde ısrar ettiğini, ancak KYB’nin Yeni Nesil hareketiyle mevcut ittifakının toplam 38 sandalye sağladığını belirtti. Bu temelde KYB, çıkmazı aşmak için “iki sepetli” bir güç paylaşımı modeli önerdi; bu modelde birinci sepet Bölge Başkanlığı ve Meclis Başkanlığını, ikinci sepet ise Başbakanlık ve Yargı Konseyi Başkanlığını içeriyor.

KYB, KDP’ye iki seçenekten birini tercih etme imkanı sundu; kalan paketin ise KYB liderliğindeki bloğa verilmesi öngörülüyordu. Ancak KDP bu teklifi reddederek erken seçim çağrısında bulunmayı tercih etti.

Bunun üzerine KYB’nin mevcut KRG geçici hükümetinin azami baskı uygulama yetkisini iptal ettirmek amacıyla Bağdat’taki Federal Yüksek Mahkemeye başvurmak için yasal bir strateji üzerinde düşündüğü bildiriliyor.

En olası kısa vadeli senaryo, mevcut felcin devam etmesidir: Parlamento muhtemelen kapalı kalacak ve bu durum, birleşik bir hükümetten ziyade “ikili yönetim” gibi işleyen bir statükoyu uzatacak.

Bu yazı The Amargi internet sitesinden alınmıştır.

Farman Rashad, Kürdistan Bölgesi’nde yönetim ve siyasi parti dinamiklerini ele alan 15 yıllık deneyime sahip serbest gazetecidir. 2024 yılında, Uluslararası Ziyaretçi Liderlik Programı (IVLP) kapsamında Amerika Birleşik Devletleri’nde yoğun bir araştırmacı gazetecilik programını tamamladı. Bölgesel siyasi konular ve kurumsal şeffaflık konusunda uzmanlaşmıştır. 2015-2020 yılları arasında Kürdistan Bölgesi’nde yolsuzlukla mücadele eden STOP STK’sının direktörlüğünü yapmıştır.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz