Kavel Alpaslan
Sosyalist Arnavutluk 1990’ların başında çökerken geçmişin sembollerine karşı bir savaş başlar. Başta ülkenin kurucu önderi Enver Hoca’nın heykelleri olmak üzere pek çok eser yerle bir edilir ya da hurda olarak satılır. Burjuva liberal Batı basını o günlerde yıkılan heykelleri ‘yeni bir çağın başlangıcı’ ve ‘tiranlığın sonu’ şeklinde büyük bir coşkuyla duyurur.
Avrupa Birliği ve ABD’ye yakınlaşan Arnavutluk’u asıl bekleyenin özgürlükler dünyası olmadığı çok geçemeden anlaşılacaktır. Yine de henüz iç savaş, mülteci gemilerine doluşarak Avrupa’ya ucuz işçi gücü göçü, işsizlik, yozlaşmış siyaset, korkunç gelir eşitsizliği ve yoksulluk yakıcı bir şekilde Arnavutluk’u sarmadığı zamanlarda geçmişin simgelerine saldırmak epey popüler bir uğraş haline gelir. Fakat küçük bir köyde bulunan bir Enver Hoca heykelinin kaderi diğerlerinden farklıdır.






