M.Ender Öndeş
8 Ekim 1967’de Bolivya’da katledilen enternasyonalist devrimci Che Guevara, 59 yıl sonra hâlâ dünyada milyonlarca insan tarafından sevgi ve saygıyla anılıyor. Şüphesiz, bu hak edilmiş bir saygı ve kaynağını sadece Küba ile yetinmeyen, durduğu yerde duramayıp daha ertesi gün gözünü dünya devriminin başka cephelerine diken tutumundan kaynaklanıyor. Bu anlamda onun Küba’daki gerilla serüveni, bir tür ‘açılış’ gibi. Sonrası ise çoğu kez sanıldığı gibi başka yerlerde ‘macera’ aramaktan ibaret değil. Enternasyonalizmi bir tür ‘dış politika meselesi’ olarak algılayan tipik Sovyet yaklaşımından farklı olarak Che’nin yaptığı şey, ‘devrim ihraç edilmez’ lafının altına sığınan sinik tutumdan tamamen uzak bir yerde durarak, hem bizzat savaşması, ama daha önemlisi enternasyonalist bir devrimci örgütlenme için öncülük etmesidir.






