Hakkı Özdal
Türkiye bir yandan aslında halkın en geniş kesimlerinin temel konusu olan pahalılık ve yoksullaşma gündemiyle, ama diğer yandan da fon vurgunu başta olmak üzere yolsuzluklar, genel ve yaygın sansür, muhalefet belediyelerine bitmek bilmeyen operasyonlar ile karşı karşıyayken bir ‘seçim takvimi’ de gün gün yaklaşıyor. Seçimlerin yapılmasına en fazla 20 ay (Mayıs 2028) var. Erdoğan’ın üçüncü kez (aslında dördüncü oluyor) aday olabilmesi için TBMM’nin kendisini feshederek hem parlamento hem de cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yenilenmesi yoluna gitmesi gerekiyor. Anayasada 2017’deki ‘mühürsüz referandum’ ile yapılan değişikliğe göre (bile) bunun başka yolu yok. Meclisin seçimlerin yenilenmesi kararı alabilmesi için ise 360 vekilin oyu gerekiyor. AKP, MHP’nin sandalye sayısı 326; diğer küçük ortakçıkları da katınca 330’a çıkıyor. Şimdiden AKP’ye iltihak edeceğini belli eden birkaç vekil ve türlü yollarla ‘transfer’ edilecek bazı başkaları olduğu da açık. Ama sayının garanti olabilmesi için 360’ın da bir miktar üzerine çıkarılması çok kolay değil. Bunun için bazı parti gruplarıyla iş birliği yapılması gerekiyor. Ama onun da türlü zorlukları var tabii.






