BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Kitap fuarının kayıp ruhu

Kitap fuarının kayıp ruhu
🎧 Haberi dinle0:00 / --:--

Fuarı ruhsuz bırakan esas meselenin ise içinde bulunduğumuz siyasi süreç olduğunu düşünüyorum. Sürecin nereye evrileceği ile ilgili belirsizliğin neden olduğu huzursuzluk, kitap fuarı gibi kültürel (ve bir zamanlar devrimci) bir etkinliğe katılımı bile etkiledi.

Vecdi Erbay

İlk gençliğime denk gelen 1980’li yıllarda Diyarbakır’da (ve aslında bütün bölgede) kitapların özgürce sergilenmesi, satılması, hele yazar ve okur buluşmalarının gerçekleşmesi hiç kolay olmadı. 1980’li yıllarda kitap satmak ve almak, hem satıcı hem alıcı için devrimci bir eylem niteliğindeydi. Bu ‘eylemi’ gerçekleştirenlerin cesaretine hâlâ hayranlık duyarım.

12 Eylül faşizmi, olağanüstü hal uygulamaları derken, özgürce kitap alıp okumak, şehre yazar davet edip söyleşmek zahmetli bir emekti. Stanttan kitaplar toplatılabiliyordu. Kitap satan ya da alanların, hatta yazarların pek de nazikçe olmayan bir müdahaleyle emniyete ifadeye götürülmesi, alışıldık bir durumdu. Türkiye gibi kitaptan, dolayısıyla başka fikirlerden korkan başka bir ülke var mıdır, bilmiyorum. O tarihlerde kitap satmaya ve kitap satın alıp okumaya devrimci bir eylem niteliği kazandıran da bu korku oldu.

Söz konusu devrimci eylemde ısrar eden Diyarbakır, günü geldi kitap fuarına açtı kapılarını. Bu yıl onuncusu gerçekleşen Tüyap Kitap Fuarı, hak ettiği ilgiyi hep gördü. Bu ilgide kitaba duyulan özlemin yanı sıra bir yasağı delmiş olmanın verdiği heyecanın da payı vardır mutlaka. Öte yandan bir üniversite şehri olan Diyarbakır, tarihi boyunca kültürle, sanatla bağı güçlü bir şehir oldu.

Tüyap’ın, kimi gerekçelerle, Diyarbakır’da kitap fuarı düzenlemekten vazgeçtiği yıllar da oldu. Ancak Diyarbakırlılar devrimci emekle elde ettikleri kazanımı Tüyap’ın Diyarbakır’dan çekilmesiyle kaybetmek istemediler. Tabandan gelen baskının da gücüyle, Büyükşehir Belediyesi kitap fuarı düzenledi. Sümerpark’ta açılan fuar, fiziki olarak stantlar ve söyleşiler için pek uygun değildi belki. Ancak Diyarbakırlılar fuar alanını boş bırakmadılar. Bu kez Tüyap’ın tutumuna karşı bir protesto, bir devrimci eylem hassasiyetiyle Sümerpark’taki fuar alanında buluştular.

Yoğun talep üzerine kitap fuarının ehli bir kurum olan Tüyap, Diyarbakır’a dönmek zorunda kaldı. Ve her yıl Onur Yazarı belirlemeye başladı. Tüyap’la ilgili benim içime dert olan konulardan biri de, bu Onur Yazarı meselesidir. Fuar devam ederken, Hicri İzgören ve daha birçok edebiyatçının bulunduğu bir mekanda, Deniz Kavukçuoğlu, “Gelecek fuarda Onur Yazarı Hicri İzgören olacak” demişti. Bu erken açıklama mekanda bulunan herkesi çok mutlu etmişti. Fakat Tüyap Diyarbakır’a gelmekten vazgeçti ve Hicri abênin Onur Yazarı olarak kitap fuarında yer alamamış olması, itiraf etmeliyim ki, bir uktedir içimde. Çünkü Hicri abênin kitap fuarının Onur Yazarı unvanını fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum.

Diyarbakır’ın kitap fuarıyla ilgili inişli çıkışlı maceralarını işin içindekiler daha ayrıntılı biliyordur elbette. Naçizane, sözü bu yıl düzenlenen fuara getirmek için özet geçmeye çalıştım.

*

Tüyap Fuarcılık Grubu tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın (DTSO) desteğiyle düzenlenen Diyarbakır 10’uncu Kitap Fuarı, Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşti.

Arada kesintiler olsa da Tüyap’ın Diyarbakır’da kitap fuarı düzenlemesi kıymetlidir. 10’uncusu düzenleniyorsa etkinliğin gelenekselleştiği anlamına geliyor. Bu, etkinliği düzenleyen için olduğu kadar katılımcılar için de heyecan verici bir dönüm noktası olmalı. Ve 10’uncu yıl için özel programlar hazırlanır.

Tüyap Diyarbakır kitap fuarı için bunların hiçbiri olmadı maalesef. Kitap fuarını sönük, heyecansız ve ruhsuz şeklinde tanımlamak haksızlık olmayacaktır. Elbette, “Bunun nedeni nedir?” sorusu da haklılık kazanıyor.

Birçok nedeni olabilir. Tüyap’ın yayınevlerine kiraladığı stantlar çok pahalı. Bu, yayıncıların ortak şikayeti. Kira yüksek olunca yayıncılar fuara katılmak konusunda tereddüt ediyor. Bu yıl, bastıkları kitaplarla okuruyla sahici bağlar kuran yayınevlerinin çoğu fuara katılmadı. Ayrıntı Yayınları son birkaç fuara katılmamıştı zaten. Bu yıl Avesta, Lis, Metis, İş Kültür, Everest gibi büyük yayınevleri de fuara katılmadı. Bu da fuarın niteliğini ve heyecanını düşürdü.

Yayınevleri fuara katılmayınca, fuara heyecan katmak potansiyeli olan yazar ve şairler de okurla buluşamadı. İmza kuyrukları oluşmadı, söyleşilerin yapıldığı salonlar dolmadı. Burada bir parantez açmak gerekiyor: Selahattin Demirtaş’ın kitaplarını eşi Başak Demirtaş imzaladı. Beklenildiği gibi imza için uzun bir kuyruk oluştu. Gençler Demirtaş’ın şarkıları ve “Jin Jiyan, Azadi” sloganlarıyla sıranın kendilerine gelmesini beklediler. Çetin Arkaş « Hapiste 31 yıl… » adlı iki ciltlik kitabıyla katıldı fuara. Kitapla ilgili söyleşiye çok sayıda okur katıldı. Arkaş’ın Aram Yayınları’ndaki imza etkinliğinde de hatırı sayılır bir sıra vardı.

Kitap fuarına ulaşım kolay olmadı. Büyükşehir Belediyesi ek seferler koymuştu ancak bu yeterli değildi. Ulaşımla ilgili kendi deneyimim şöyle: Ofis semtinden dolmuşla gittiğime pişman oldum. Dolmuş güzergahı yolu çok uzatıyordu. Daha önce görmediğim yeni mahallelerden geçerek, yaklaşık bir saat sürdü fuar yolculuğu. Aynı yerden otobüsle de gittim fuara. Otobüs yolculuğu dolmuşa göre daha konforluydu ve güzergahı kestirmeden götürüyordu fuara. Ancak fuara denk gelen yol çalışması trafiğe neden oldu ve yolculuk uzadı. Taksiyle gidip geldiğim de oldu. Taksiye verdiğim parayla en az dört kitap alabileceğimi düşünerek üzüldüm. Demeye çalıştığım şu: Fuar şehrin birçok semtine uzak. Okurun fuar alanına ulaşımını kolaylaştırmanın yolu bulunmalı.

Kitap fiyatları yüksek ve memleketin ekonomik durumu malum, pek parlak değil. Bütçesini sarsarak fuara gelip kitap alan okura yayınevleri çok şey borçlu.

Bunlar fuarın sönük, heyecansız ve ruhsuz geçmesine neden olan teknik konular. Bu sorunlar Tüyap, Yayıncılar Birliği, yerel yönetimler ve DTSO gibi kurumların elbirliği ile aşılabilecek türden.

Bu yıl gerçekleşen fuarın zamanlamasının uygun olmadığından söz edildi. Aslında Eylül sonu, Ekim’in ilk günleri, kitap fuarı için uygundu bence. Zamanlamayla ilgili esas sorun, siyasal ve sosyal zeminin belirsizliği ile ilgiliydi.

Şöyle ki: Belediyelere yönelik eleştiriler dozunu arttırarak sosyal medyada yaygınlaştı. Kimi haklı eleştirilerin bile feci bir üslupla dile getirilmesi, belediyeleri hedefe koymak, itibarsızlaştırmak amacını taşıdığını gösterir nitelikte. Fakat sokaktaki insanların bu kampanyadan etkilenmediğini ve morallerinin bozulmadığını söylemek de mümkün değil.

DTSO’nun seçimi vardı ve söz konusu Diyarbakır olunca, iş insanlarının yanı sıra tüm şehir bu seçime odaklandı. Seçimin tarihinden tek adaya kadar her şey masaya yatırıldı.

Yoksulluk ve internetten alışveriş de fuarı boş bırakan nedenlerden olmalı.

Amedspor’un suçu değil elbette ama nicedir Diyarbakırlıların en büyük devrimci eylemi Amedspor’un maçlarına gitmek oldu. Kitap fuarı devrimci eylem kimliğini Amedspor’a devretmiş görünüyor. Bunun, dolaylı olarak da olsa, kitap fuarına ilginin azalmasına neden olduğunu söylemek mümkünmüş gibi geliyor bana.

Fuarı ruhsuz bırakan esas meselenin ise içinde bulunduğumuz siyasi süreç olduğunu düşünüyorum. Sürecin nereye evrileceği ile ilgili belirsizliğin neden olduğu huzursuzluk, kitap fuarı gibi kültürel (ve bir zamanlar devrimci) bir etkinliğe katılımı bile etkiledi.

Tüyap önümüzdeki yıl kitap fuarını düzenleyecek mi? Yayıncılar koşulları iyileştirilmeden fuara katılacak mı? Şimdiden bunlar düşünülüp tartışılıyor. Teknik ve ekonomik sıkıntılar, yukarıda denildiği gibi, elbirliği ile giderilebilir. Bana öyle geliyor ki üzerinde düşünülmesi gereken, Diyarbakır kitap fuarına bir zamanların devrimci ruhunu kazandırmanın bir yolunu bulmaktır. Yoksa önümüzdeki yıl düzenlenmesi muhtemel Tüyap Diyarbakır Kitap Fuarı da sönük, heyecansız ve ruhsuz olacak.

Benzer Haberler

Bir kadının görüntüleri servis edilmişti

Mersin operasyonundaki görüntülere soruşturma başlatıldı

95 kişi gözaltına alındı

Fon soruşturmasının ardından forex operasyonu

Tutuklanan Vahap Seçer’den mesaj:

'Bu müdahaleyi kabul etmiyorum'

Erdoğan akademik yıl açılışında konuştu:

'Hedefimiz ilk 100 üniversite sıralamasına girmek'

CHP grup toplantısı

Kılıçdaroğlu: Mehmet Şimşek istifa etmeli

Meclis’e ‘İzleme Komisyonu’ çağrısı

Bakırhan: Kurul, Öcalan’ın koordinatörlüğünde çalışmaya başlamalıdır