İtalya, İsrail ile Lübnan hükümeti arasındaki yeni tur müzakerelere ev sahipliği yapacağını açıkladı. ABD arabuluculuğunda 15 Temmuz’dan itibaren iki gün boyunca gerçekleştirilecek bu görüşmeler, iki ülke arasında bahardan bu yana Washington’da yapılan müzakerelerin altıncı turu olacak.
HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaşın bir cephesi de Lübnan oldu. Hizbullah ile İsrail arasında 2 Mart’ta başlayan savaş, 4 binden fazla kişinin yaşamını yitirmesi ve bir milyondan fazla kişinin de yerinden edilmesinin ardından İsrail ile Lübnan arasında 25 Haziran’da duyurulan çerçeve anlaşmayla şimdilik yerini sakinliğe bırakmış durumda. Ancak İsrail ile Lübnan arasında imzalanan anlaşma, Hizbullah’ın karşı çıkması nedeniyle kırılgan olarak değerlendiriliyor.
Trump’tan İsrail’e: Bırak Hizbullah ile Suriye ilgilensin | Şara, Hizbullah ile çatışmaya girer mi?
6. TUR GÖRÜŞMELER İTALYA’DA 15 TEMMUZ’DA
İtalya, İsrail ile Lübnan hükümeti arasındaki yeni tur müzakerelere ev sahipliği yapacağını açıkladı. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, X hesabı üzerinden paylaştığı mesajda, ülkesinin bu görüşmelere ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, müzakerelerin yine ABD arabuluculuğunda gerçekleştirileceğini yazdı.
İtalya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bu müzakerelerin iki ülkenin büyükelçileri düzeyinde, 15 Temmuz’dan itibaren iki gün boyunca yürütüleceğini belirtti. Bu görüşmeler, iki ülke arasında bahardan bu yana yapılan müzakerelerin altıncı turu olacak.
×
İSRAİL-LÜBNAN ÇERÇEVE ANLAŞMASINA YÖNELİK KUŞKULAR VAR
İsrail ile Lübnan arasında ABD’nin arabuluculuğunda 23 Haziran’da Washington’da gerçekleştirilen beşinci tur görüşmelerin dördüncü gününde bir çerçeve anlaşma imzalandı. Anlaşmanın odak noktası Hizbullah’ın silahsızlandırılması, bunun karşılığında İsrail’in kontrol ettiği bölgelerden kademeli olarak çekilmesi ve Lübnan hükümetinin merkezi otoritesinin tesis edilmesi üzerine kurulmuş durumda.
Neler var, çözüm mümkün mü? | İsrail-Lübnan anlaşmasının detayları ortaya çıktı
İsrail, Lübnan hükümeti ve arabulucu ABD anlaşmadan memnun, ancak İran destekli Hizbullah örgütü çerçeve anlaşmasına karşı olduğunu duyurdu.
Sürecin geleceği yine belirsiz | Çerçeve anlaşma imzalandı: İsrail ve Lübnan memnun, Hizbullah karşı
İmzalanan çerçeve anlaşmasının sahada bir karşılığının olup olmayacağına ve dolayısıyla bir çözüm getirip getirmeyeceğine ilişkin ise belirsizlik bulunuyor. Reuters haber ajansına göre, anlaşma, İsrail ile Hizbullah arasındaki temel çatışmayı çözmek yerine çıkmazı daha da derinleştirme riski taşıyor; zira uygulanabilirliğini az kişinin gördüğü bir anlaşma var: Hizbullah silahsızlanmayı kesinlikle reddetti ve hiçbir Lübnan hükümetinin bunu uygulama gücü yok.
Reuters konuşan analistler, Hizbullah’ın silahsızlanmasının olası görünmemesi nedeniyle, İsrail’in İran’daki savaşın ardından 2 Mart’tan bu yana kontrol ettiği güney Lübnan’da süresiz askeri varlığını sürdürmesi için siyasi bir zemine sahip olduğunu söylüyor. Analistlere göre, bu anlaşma Lübnan devletini yerine getiremeyeceği yükümlülükler ve tam olarak geri kazanamayacağı egemenlik arasında sıkışıp bırakıyor.
Reuters haber ajansına göre, çerçeve anlaşması aynı zamanda Lübnan’ın siyasi gerçekleriyle de çatışıyor; kırılgan mezhepçi bir devletten, iç savaş sonrası dönemde zorlama yerine güç paylaşımına dayalı bir sistem kurulmuş olmasına rağmen, ülkedeki en güçlü silahlı grupla yüzleşmesini istiyor.
Ajansa konuşan isminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir Lübnanlı siyasetçi, “Bu bir anlaşma değil, dayatılmış bir uzlaşma” dedi. Ona göre Lübnan ordusu, Hizbullah’ı silahsızlandırmak için ne yapılandırılmış ne de donanımlıydı ve bunu beklemenin hem grubun köklü askeri kapasitesini hem de Lübnan’ın istikrarının dayandığı kırılgan mezhep dengesini göz ardı etmek anlamına geldiğini söyledi.
LÜBNAN’IN ÜZERİNE ‘YÜK’ BIRAKILDI
Siyasi analistler, bu dengesizliğin anlaşmanın tasarımına önceden yerleştirildiğini, Lübnan’a kapsamlı yükümlülükler getirildiğini ancak İsrail’in geri çekilmesine dair karşılıklı bir garanti bulunmadığını söylüyor.
Beyrut merkezli analist Michael Young, “Bu anlaşma tüm yükü Lübnan’ın üzerine attı” diyor ve ekliyor: “İsraillilerin (güney Lübnan’da) süresiz olarak kalmasına olanak tanıyan bir yapı oluşturuyor.”
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’nda görev yapan Lübnanlı akademisyen Fawaz Gerges, anlaşmanın “doğuştan ölü” olduğunu ve pratikte karşılanması imkansız bir koşula bağlı olduğu için yapısal olarak kusurlu olduğunu söyledi.
Gerges, İsrail’in güney Lübnan’da yaklaşık 8 ila 10 kilometre derinliğinde bir tampon bölge oluşturduğunu ve gelecekteki herhangi bir geri çekilmenin Hizbullah’ın silahsızlanmasına bağlı olduğunu söyledi. Anlaşmanın şartlarının tampon bölgenin uzun vadeli hale gelmesi ve diplomatik meşruiyet kazanması riskini taşıdığını belirten Gerges, bunu İsrail’e verilmiş siyasi bir “hediye” olarak nitelendirdi.
Lübnan’daki çatışma, ABD-İran savaşını sona erdirmeye yönelik diplomatik çabaların merkezinde yer almıştı. Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Lübnan ile İran’daki görüşmelerin ve süreçlerin birbirlerinden tamamen ayrı olduğunu söylemişti. Gerges, Washington’ın çatışmaları kasıtlı olarak birbirinden ayırmasının İsrail’e Lübnan’da daha fazla hareket özgürlüğü sağladığını söyledi.
İÇ ÇATIŞMA RİSKİ BULUNUYOR
Washington’da imzalanan çerçeve anlaşması, İsrail’in Lübnan toprakları üzerinde hiçbir hak iddiasında bulunmadığını teyit ediyor ve Lübnan ordusunun güneydeki otoritesini, Hizbullah da dahil olmak üzere devlet dışı silahlı grupların silahsızlandırılmasının doğrulanmasına bağlı kılıyor.
Netanyahu anlaşmayı daha geniş bir barışa yol açabilecek tarihi bir başarı olarak nitelendirirken, İsrail birlikleri ise İsrail’in kuzeyini olası saldırılardan korumak için tasarlandığını belirttiği güvenlik bölgesinde konuşlanmış durumda.
Netanyahu 27 Haziran’da yaptığı açıklamada, “Hizbullah ve diğer terör örgütleri silahsızlandırılana ve Lübnan’dan İsrail’e yönelik başka bir tehdit kalmayana kadar (güvenlik bölgesindeki toprakları) elimizde tutmaya devam edeceğiz” dedi.
Reuters’a konuşan üç üst düzey İsrailli yetkili, İsrail’in Lübnan’ın Hizbullah’ı silahsızlandırma yeteneğine pek güvenmediğini ancak anlaşmayı uzun vadede Lübnan ile barış inşa etme yolunda hayati bir diplomatik adım olarak gördüğünü söyledi.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, anlaşmayı Lübnan’ın egemenliğinin yeniden sağlanmasına yönelik ilk adım olarak değerlendirerek, bunun Lübnan halkının tamamen özgürleşmiş topraklara dönmesine olanak sağlaması gerektiğini söyledi.
Meclis Başkanı Nabih Berri ise, bunun “Lübnan’ın haklarını koruyan bir anlaşma değil, bir dikte anlaşması” olduğunu söyleyerek uygulanmayacağını belirtti.
Hizbullah lideri Naim Kasım, anlaşmayı “geçersiz” ve “teslimiyet” olarak nitelendirerek, İsrail ayrılmaya zorlanana kadar savaşmaya devam edeceklerini söyledi. Hizbullah milletvekili Hasan Fadlallah ise Lübnan’da “iç çatışma” uyarısında bulundu.
Hizbullah’ı zorla silahsızlandırma girişimi, mezhepsel gerilimleri daha da derinleştirme riskini taşır.
Zorluklar daha fazla: İç savaş ihtimali var | Lübnan ateşkesin uzatılmasını isteyecek
ANLAŞMANIN UYGULANMASI SORUNLU: HİÇBİR ŞEY OLMAYACAK
Bölgesel analist ve eski İsrail askeri istihbarat subayı Danny Citrinowicz, Hizbullah’ın dağıtılmasının “asla gerçekleşmeyecek bir şey” olduğunu ve anlaşmanın fiilen İsrail’in süresiz askeri varlığını meşrulaştırdığını söyledi ve ekledi: “Hiçbir şey olmayacak. İsrail geri çekilmeyecek ve Hizbullah dağılmayacak.”
Citrinowicz, Hizbullah hâlâ silahlıyken ve kuzey İsrail’deki topluluklar yerinden edilmiş durumdayken hiçbir İsrail başbakanının geri çekilmek için yeterli iç siyasi alana sahip olmadığını söyledi.
Ona göre, Hizbullah’ın Litani Nehri’nin güneyinden çekilmesine, Lübnan ordusunun konuşlandırılmasının genişletilmesine ve devlet otoritesinin genişletilmesine odaklanan daha dar kapsamlı bir anlaşmanın başarı şansı daha yüksek olurdu.
Hizbullah yanlısı analist Muhammed Obeid de anlaşmanın uygulanmasının olası olmadığını belirterek, anlaşmanın hükümlerinin Hizbullah’ı silahsızlandırmak için devlet eylemine bağlı olması nedeniyle Lübnan’ın iç istikrarını alt üst edebilecek “patlayıcılar gibi” olduğunu söyledi.







