ABD ile İran arasında kalıcı bir anlaşma için 60 günlük müzakereleri öngörün mutabakat zaptı Trump ve Pezeşkiyan tarafından resmen imzalandı, bir kopyası İsrail’e gönderildi. 14 maddelik mutabakat zaptının 3 aydan fazla süren savaşın ardından taraflar için ne anlama geldiği ise tartışılıyor.
HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaşın üzerinden üç aydan fazla bir süre geçti. Savaşın 40’ıncı gününde, 8 Nisan’da ateşkes ilan edildi ve ardından görüşmeler başladı. İki aydan fazla süren görüşmelerin ardından 14 Haziran’da savaşın sonlandırılmasına yönelik bir mutabakat zaptının kabul edildiği duyuruldu. Böylece ABD ile İran, savaşı kalıcı olarak sonlandırabilecek olası bir nihai anlaşma için bu mutabakat çerçevesinde yeniden müzakerelere başlayacak; bu nedenle mutabakat zaptı, savaşın sonlandırılması yolunda atılan ilk önemli adım olarak değerlendiriliyor.
‘Cenevre’de imzalanabilir’ | Olası ABD-İran anlaşması: Hangi başlıkları içeriyor?
G-7 zirvesi için Fransa’ya giden ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Versay Sarayı’nda verdiği akşam yemeğinden hemen önce mutabakat zaptını imzaladı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da mutabakat zaptını imzaladığına dair İran resmi medyası fotoğraflar paylaştı.
Böylece İran İslam Cumhuriyeti’nin 1979’da kurulmasından bu yana hem ABD hem de İran cumhurbaşkanı tarafından imzalandığı düşünülen ilk anlaşmanın fotoğrafları basına yansımış oldu. Bu arada taraflar 1979’dan beri ilk kez 11 Nisan’da Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yüz yüze görüşmüştü.
Öte yandan yarın (19 Haziran) İsviçre’de İran Meclis Başkanı ve aynı zamanda müzakere heyetine liderlik eden Muhammed Bakir Kalibaf ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in de mutabakat metnini imzalayabileceği son günlerde sık sık gündeme geldi. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, IRIB Haber Ağı’na yaptığı açıklamada, Trump ile Pezeşkiyan’ın zaten anlaşmayı imzaladığı gerekçesiyle “İsviçre’de herhangi bir imza töreni düzenlenmeyecek” dedi ve İsviçre konusunu şüphede bıraktı. Öte yandan İsviçre hükümeti, Buergenstock kasabasında yarın öngörülen imza töreni için hazırlıkların sürdüğünü duyurdu.
Trump, Versay Sarayı’nda İran anlaşmasını imzaladığı an
🔸Anlaşma, Fransız Başkanı Emmanuel Macron’un tarihi sarayın içinde düzenlediği bir akşam yemeği sırasında nihai hale getirildi.
🔸Bu imza, ABD ile İran arasındaki çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan ve uzun süren… pic.twitter.com/bkMtPzQYBP
— Nûmedya24 (@NuMedya24) June 18, 2026
İMZALAR TRUMP’IN TEHDİTLERİNDEN HEMEN SONRA ATILDI
Dün akşam mutabakat zaptının en üst düzeyde imzalanmasından hemen önce ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın taahhütlerine uymaması halinde saldırılara yeniden başlayacağına ve İranlı yetkilileri öldüreceklerine ilişkin tehditlerde bulundu.
Trump, “Anlaşmayı ihlal ederlerse onları yerle bir edeceğiz. Bunu istemiyorum. Anlaşmaya uymalarını istiyorum” dedi. Bu konuşmasından birkaç saat önce de Trump, Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah El Sisi ile görüşmesi esnasında “(Mutabakat metni) Eğer hoşuma gitmezse, eğer uslu durmazlarsa, tam kafalarının ortasına bomba atmaya geri döneriz, tamam mı?” sözleriyle İran’ı bir kez daha tehdit etmişti.
Trump: 60 gün içinde anlaşamazsak bombalamaya geri döneriz
MÜZAKERE SÜRECİ BAŞLIYOR: 60 GÜN ÖNGÖRÜLÜYOR, AMA UZATILABİLİR
Mutabakat zaptı, İran ile 60 günlük müzakere sürecini öngörüyor. Bu zaman diliminde başta İran’ın nükleer programı olmak üzere birçok kritik başlıkta taraflar arasında müzakereler yürütülecek ve bir sonuca varılmaya çalışılacak. Ancak mutabakat metninde de belirtildiği üzere, müzakere süresinin uzatılabileceği belirtiliyor.
Verilerle hedefler ve sonuçlar: ABD İran’da neyi başardı?
İRAN DURUMDAN MEMNUN
İran’ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, milyarlarca dolarlık İran varlığının dondurulmasının kaldırılmasını da içeren anlaşmayla ilgili olarak, “Askeri eylem yoluyla elde etmeyi amaçladığımız her şeyi müzakereler yoluyla kat kat fazla elde ettik; kıyaslanamaz bile” dedi.
LÜBNAN BELİRSİZLİĞİ DEVAM EDİYOR
14 maddelik anlaşma, iki tarafın nihai bir ateşkes müzakeresi yapabilmesi için Lübnan da dahil olmak üzere Nisan ayında ilan edilen ateşkesi 60 gün daha uzatıyor. ABD Başkanı Trump, İsrail’in Lübnan’daki askeri operasyonlarından mennun olmadığını son günlerde sık sık dile getiriyor. Dün de gazetecilere yaptığı açıklamada, “Netanyahu iyi bir adam, bazen biraz heyecanlanıyor. Lübnan konusunda küçük bir anlaşmazlığımız var. Bence biraz daha yumuşak davranabilirsin, Bibi. Hizbullah’tan biri bir binaya her girdiğinde binayı yıkmak zorunda değilsin” diyerek Lübnan konusundaki memnuniyetsizliğini bir kez daha ortaya koydu.
Ancak İsrail, Hizbullah’ın saldırılarını gerekçe göstererek ABD-İran mutabakatına mesafeli duruyor ve bu durum, Lübnan nedeniyle ABD-İran mutabakat zaptının geleceğini belirsizliğe sürükleyebilecek en önemli başlıklardan biri olarak değerlendiriliyor.
MUTABAKAT NEYİ İÇERİYOR, KİM NE KAZANDI?
Mutabakat zaptı, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın derhal sona erdirilmesini, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin “ücretsiz” olarak tamamen yeniden başlatılmasını, ABD’nin İran limanlarına uyguladığı ablukanın kaldırılmasını, İran’a uygulanan ABD yaptırımlarının askıya alınmasını, varlıklarının dondurulmasının kaldırılmasını ve İslam Cumhuriyeti’nin savaş sonrası yeniden yapılanması için 300 milyar dolarlık bir yatırım fonu oluşturulmasını içeriyor.
İran ayrıca nükleer silah üretmeyeceğine dair taahhütte bulunarak, onlarca yıldır verdiği sözü yeniden teyit etti. Ayrıca, Trump’ın ülkeden çıkarılmasını istediği zenginleştirilmiş uranyum stokunun Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gözetiminde yerinde “seyreltilmesine” de razı oldu; İran ise bunu reddetti.
ABD-İran: Savaştan anlaşmaya | Taraflar neyi hedefliyordu, şimdi neyi konuşuyor?
Trump, tehdit içeren söylemlerine rağmen, savaşa girerek istediğini söylediği şeylerin çok azını başarmış gibi görünüyor; İran ise saldırıya uğramadan öncekinden çok daha fazla milyarlarca dolarlık yaptırım hafifletmesine yaklaşmış durumda. Ancak İran ekonomisinin ciddi anlamda kayıp yaşadığı da kaydediliyor.
İran’ın teokratik hükümeti yerinde duruyor, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokları teslim edilmedi, balistik füze yetenekleri yok edilmedi ve Lübnan’daki Hizbullah gibi İsrail karşıtı milislere verdiği destek sona ermedi.
Bunlar Trump ve ABD açısından istenilen hedeflerin tutturulmaması anlamına gelirken; öbür yandan görünüşte ayaktaa kalabildiği için başarılı kabul edilen İran için de durumun çok parlak olduğu söylenemez: Yönetim eliti büyük oranda yaşamını yitirdi, askeri komuta kademesi darbe aldı, askeri ve lojistik kabiliyeti büyük oranda hasara uğradı, vekil güçleriyle ilişkileri ve bunların Ortadoğu’yu etkileme kabiliyetleri savaş öncesi dönemin çok gerisinde ve en önemli zaten kötü olan ekonomik şartlar daha da kötü hale geldi, bu da halkın rejime karşı memnuniyetsizliğinin daha da artabileceğine dair bir işaret olarak değerlendiriliyor.
‘Hürmüz krizi’ İran’ın da boğazını sıkıyor
Bu arada Trump, Şubat ayında İran’ın tüm füzelerini imha edeceğine ve “füze sanayisini yerle bir edeceğine” dair verdiği sözden geri adım atmış durumda.







